Kitap kadınlık hallerini çok güzel anlatıyor kesinlikle. Ancak kadın karakterlerin hepsinin erkeklerin peşinde koşmasını, bunun için sürekli üzülüp ağlamasını ben okurken içime sindiremedim. Hatta sinirlenip yarısında ara verip sonra okumaya devam ettim. Çok akıcı bir kitap. Karakterlerin iç sesleri, yaşanan olaylar, dış ses olarak televizyon, mesaj ya da ilaç prospektüsü birbirine girmiş ve çok zekice harmanlanmış. Beni bu kadar sinirlendirmesi de yazdığı karakterlerin gerçekçi olmasından kaynaklanıyor. Ancak çok yirmili yaşlar dertleri bunlar. Kocamı elimde tutayım, ikinci kadın olayım ama aşkımı yaşayayım, adam bana soğuk yapsın ben peşinden koşayım, bana baştan ilişki istemediğini söyledi e o zaman hesap sormayayım vb. gibi durumlar bana kalırsa günümüz otuzlu, kırklı yaş kadınlarının dertleri değil çünkü o yaştaki bir kadın hayatının merkezine kendini oturtmuştur ya da oturtma yolunda ilerliyordur. Çocuklu ya da çocuksuz olsun farketmez. Hayatının merkezine çocuğuyla da oturabilir insan. Velhasılkelam yirmili yaşlarda okusam çok seveceğim, çünkü kendimden de bir şeyler buldum içinde, ancak bu yaşımda okurken sinirlendiğim öyküler oldu bunlar.
Kitapta 5 kadın karakter var. Reyhan Hanım, Ayşe, Sibel, Nergis ve Elif. Başta, hikayeleri birbirinden bağımsızmış gibi okudum ancak sonra bu karakterlerin hayatları birbirine bağlandı. Bağlanış şekli canımı bir miktar sıksa da bir süre sonra, karakterleri tanıyınca roman okuyormuşum hissi oluştu. Bu da hoşuma gitti. Kitaptaki karakterler nasıl derseniz, bütün kitabın özeti niteliğinde bir öykü var kitapta, onu da ikinci fotoğrafa koydum.
Yazarın bir kadın olarak kadınları anlama becerisini ve iç sesleri bu kadar iyi yansıtmasını takdir ettim. Ama daha güçlü kadın profiller çizmesini isterdim ne yalan söyleyeyim.
Ben en