Agâh Sırrı Levend'in mükemmel yazısı
MEHMET EMİN YURDAKUL'UN KİŞİLİĞİ Agâh Sırrı Levend Bir toplumda beliren yeni düşünce akımlarını, değişen edebiyat ve sanat hareketlerini, kendilerini meydana getiren nedenleri incelemeden, yalnız görünüşlerine bakarak açıklamaya çalışmak çok yanıltıcı olur. Kişisel bir heves ürünü gibi görünen bir eserin bile, sonradan yeni bir devrin başlamasına yol açtığı, bir toplum hareketinin müjdecisi olduğu görülür. Değişme ihtiyacını yaratan nedenler çeşitlidir: Toplumun yapısı, ansızın gelen bir felâketle, ya da uzun süren yıpratıcı bir savaşın doğurduğu bezginlikler ve bunalımlarla sarsıntılar geçirir. Bu hal devrimlere ve köklü değişmelere yol açar. Politikada, yönetimde, ekonomide, bilimde ve teknikte beliren bu değişiklik, -elbet sanatta da kendini gösterecek, edebiyat da toplumdaki bu değişikliği adım adım izleyecektir. Değişme isteği, bu gibi büyük sarsıntılar olmaksızın da doğabilir: Uzun süre içine dönük, kendi sınırlan içinde kapalı yaşayan bir toplumda, dışarıdan sızan yabancı etkilerle, yenileşen zamana uyma ihtiyacı belirir. Bu etki altında yeni bir devir açılır, yeni bir hayat başlar. Aydınlar bu yeni hayatın felsefesini yapmaya koyulurlar. Birtakım kurallar ortaya atarak, halkın bu yeniliği benimsemesinde önayak olurlar. Edebiyat da bu yeni hayatı bütün yönleriyle yansıtmaya çalışır. Yenilik değişmez bir değer ölçüsü değildir. Bir süre beğenilip sanat çevrelerini kaplayan bir akım, taklitçiler çoğaldıkça yıpranıp usanç verir. Daha eskiye dönüldüğü gibi, eskiyi temelinden yıkan yeni cilveler de gösterebilir. Yeninin her zaman eskiden daha alımlı ve daha üstün olması gerekmez. Geçici bir heves ürünü de olabilir. Eski edebiyatta «garabet» diye adlandırılan bu zorlama yenilik sevimsiz görünür. Bir aralık taklit edenler çıksa da, uzun süre tutunamaz, yerini başka
Anlayacağınız, sabah 6' da başlayan program gece 11' e kadar genel kültür, tarım ve teknik derslerle sürerdi. Yılda 11 ay, günde 8 saat ders, 1 saat kitap okuma, 2 saat ders çalışma zamanı, Cumartesi 4 saat, yani toplamda 44 saatlik bu program sayesinde görünürde 5 yıl olan ortaöğretim aslında 7-8 yıllık eğitime eşti. Bu da "Beş yıllık orta-lise eğitimiyle köy öğretmeni mi olunurmuş?" sorusuna bir cevaptır aslında.
Sayfa 86·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir dahaki sefer korkudan avuçlarımızın terlediği- buyük bir zorlukla karşılaştığımızda gunu deneyin: (1) Hemen onun neden vuku bulduğuna metafiziksel bir görüş noktasından bakın. Orada almanız gereken ders nedir? Neden şimdi? O mecazi olarak ne anlama gelmektedir (neredeyse daima. aşikar bir yanıt vardır)? (2) Bu korku karşısında meditasyon yapın ve HUZURU birlikte yaratın. Önce bunu yapın. Hemen sorunu çözmeye çalışmayın. Önce huzur bulun! Talep ederseniz bu huzur armağanı sizindir ve o yaratılabilir! (3) Asıl sorun hakkında herhangi bir şey yapmadan en az üç gün bekleyin. (4) Onun sorumluluğunu üstlenin. "Tanrı'nın zihnine" sahip olduğunuz dönemde bu sınavın planlanmasına yardım ettiğinizi anlayın. Yüksek Benliğiniz bu deneyimi istemiş, ve şimdi o program doğrultusunda gerçekleşmiştir. Siz bu sorunu planlarken, ayrıca (boyutlararası bilgeliğinizle) onun çözümünü de yaratmıştınız! Son olarak da, tanrısal "partnerinize" dönün, ve tasarladığımız çözümü birlikte-yaratmaya başlayın. Bunu yaparken "partnerinize, Yüksek Benliginize" sorunu nasıl çözeceğinizi söylemeyin. Onun yerine, sorunun her iki tarafın da kazandığı bir çözümle hallolduğunu ve ortadan kalktığını hayal edin.
Sayfa 292 - Kryon·Kitabı okudu
Spiritüalizm
Babam Bekir Berk Ertuğrul Hakan Berk BEKİR BERK’İN ilk eşinden oğlu, Ertuğrul Hakan Berk’tir. O da babası gibi bir avukat. Balıkesir Barosunda görev yapıyor. Hakan Berk, babasıyla ilgili hatıra, bilgi ve belgeler konusunda bize yardımlarda bulundu. Bize gönderdiği hatıralarda, ilk kez duyacağınız ilginç anekdotlar da var. Oğlunun kaleminden Bekir Berk’i tanıyalım: * * * Yeni Asya Yayınları’nın kuruluşunun 25. yılında bastırılan bir tebrik kartında “Berk soyadıyla uzun bir aradan sonra aldığım bu ilk tebrik, bilsen beni ne kadar heyecanlandırdı! O büyük ruhun aramızdan ayrılışının yıldönümüne rastlayan şu günlerde onu rahmetle anıyor ve arıyoruz. Hizmet hatıralarını derlemeyi düşünüyorum. Sizin de yardımlarınızı beklerim. Selâmlar! İhsan Atasoy” yazıyordu. Bu tebrik kartı herhâlde 10 yıl kadar ajandamın arasında durdu! Muhakkak her tebrik, dostça ve insanca değerler yüklü bir iletişimi ifade etmekle değer taşır. Ancak bu kartta genel anlamdaki bir tebrikin dışında içtenlik, dostluk taşıyan özel bir anlam hissetmiş olmalıyım ki bu kartı bu kadar süre muhafaza etmişim. 2003 yılı Ağustos ayında adlî tatil içinde Balıkesir’den ve dolayısıyla elimdeki donelerden uzak kaldığım bir sırada İhsan Atasoy’dan aldığım sürpriz bir telefon bana “Hayatını Davasına Adayan Adam” kitabının yazılmaya başlandığını ve bu kitaba benim de katkılarım olabileceğini bir kez daha belirtiyordu. Berk’in Düsturu: “Hemen, Derhal, Şimdi!” Eski fotoğrafların çoğaltılmasında karşılaştığım tatsız bir kaybolma olayını yine olumlu bir rastlantıyla aştıktan sonra, arşivimdeki eski mektuplara ulaşma çabaları, ama en önemlisi de vefasız insan belleğindeki geçmiş yıllara uzanan sisler arasındaki hatıraları araştırmak, onları netleştirmek, oldukça uzayan bir zaman aldı. Ve Av. Bekir Berk tavrının ilk ve en
Türk Ocakları Ankara Şube Başkanı TÜRKÂN HACALOĞLU’nun toplantıyı açış konuşması “20 yıl önce ebediyete gönderdiğimiz Türk milliyetçilerinin Galip Abisi için bugün burada toplanmış bulunuyoruz. Siz Galip Abi dostları, hepinize ‘Hoş geldiniz.’ diyorum. Bugünün anlamı benim için çok önemli. Çünkü çok değer verdiğim üç önemli şahsiyet şu anda aramızda bulunuyor. Birincisi Sayın Sadi Somuncuoğlu. Eski Devlet Bakanımız ve şu anda Millî Düşünce Merkezi’nin Genel Başkanı. İkincisi Sayın Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun. Üçüncüsü Sayın Prof. Dr. İskender Öksüz. Niçin çok önemli? Ben Galip Abi’mi 1971 yılında tanıdım. Ondan önce hem rahmetli ağabeyimin hem de eşimin çok yakın arkadaşı idi. Öğrencilik yıllarımda tanıyamadım ama abimden hep onun ismini duyardım. Ne zaman ki evlenip Ankara’ya geldim 1971 yılında onu tanıdım. O da beni ilk defa gördü. İlk evimize geldiği zaman ‘Oh be bundan sonra çok rahatlıkla evine gelebileceğim bir arkadaşım oldu.’ dedi. Herhalde benim misafirperverliğimden hoşlanmış olacak ki Galip Abi, ondan sonra bizi hiç bırakmadı. Teklifsiz ne zaman isterse evimizin baş köşesinde misafirimizdi. Çocuklarımın Galip Amcası idi. O’nu bütün dostlarının küçük çocukları hep çikolatası ile anar. Çünkü her gittiği eve çikolatasız gitmezdi. Ülker dışında da çikolata almazdı. 15 günde bir bize gelirdi. Ara sıra gittiği yerlerden birisi ile biraz kırılmış olacak ki, ‘Abla bundan sonra size her hafta geleceğim.’ dedi. Galip Abi ne zaman müsaitse o günü biz ona göre program hazırlarız. Her hafta Cuma günleri Galip Abi evimizin konuğu idi. Oturduğu koltukta dirseğini koyduğu yer aşınmıştı. Bir de bizim çok önem verdiğimiz ayda bir toplantılarımız olurdu. Keşke şu anda aramızda rahmetli Nevzat Kösoğlu da olsaydı. Şu anda burada bulunan kıymetli şahsiyetler ve Nevzat
2. Kitap / 1. Bölüm - Felsefe, Fikir ve Parti
"Eğer, halkın partiyi terk edip kurtulmak istediğine dair bir şüphe, 'siyaset artistler'in zihinlerinde belirirse o zaman siyasi aktörler derhâl at bağlanacak olan sırığı tekrar boyamaya başlarlar... Memurun aylığına zam yapılır. Dullar ve yetimlere maaş bağlanır, bağlanmışsa zam gelir. Vergiler indirilir... Nihayet bütün bunlardan sonra seçmen vatandaşın budalalağına dayanarak devleti düzeltmek için mücadeleye girilir. Seçim bitip meclise girildikten sonra onlar için yeni ve hoş görevler vardır. Program komisyonu dağılır. Halkı ancak seçim geldiği vakit hatırlarlar ve tekrar halka dönerler. Bu sırada yaptıkları büyük işleri anlatırlar, rakiplerinin yanlış uygulamalarını halka duyurmaya çalışırlar. Çoğu kez ilgili vatandaş, bu gibilerin yüzlerine karşı bağırarak ağızlarına geleni söyler. Onlar vatandaşın bu davranışını nankörlük olarak kabul ederler. Bu durum siyaset cambazlarını endişeye düşürür düşürmez partilerin cilasını tazelemek gerekir. Nabız dinleme komisyonu tekrar kurulur ve aldatma işi yeniden başlar... İşte halk adamı tekrar parlamento kurdu olur ama hayatının dalları üstünde bir dönem daha karnını doyurduktan sonra seçim zamanı gene halkın arasına kelebek olarak girer."
Sayfa 316 - Sonsuz Kitap - 1. Baskı/Şubat 2016·Kitabı okudu
Tarih