MEHMET EMİN YURDAKUL'UN KİŞİLİĞİ
Agâh Sırrı Levend
Bir toplumda beliren yeni düşünce akımlarını, değişen edebiyat ve sanat hareketlerini, kendilerini meydana getiren nedenleri incelemeden, yalnız görünüşlerine bakarak açıklamaya çalışmak çok yanıltıcı olur. Kişisel bir heves ürünü gibi görünen bir eserin bile, sonradan yeni bir devrin başlamasına yol açtığı, bir toplum hareketinin müjdecisi olduğu görülür.
Değişme ihtiyacını yaratan nedenler çeşitlidir: Toplumun yapısı, ansızın gelen bir felâketle, ya da uzun süren yıpratıcı bir savaşın doğurduğu bezginlikler ve bunalımlarla sarsıntılar geçirir. Bu hal devrimlere ve köklü değişmelere yol açar. Politikada, yönetimde, ekonomide, bilimde ve teknikte beliren bu değişiklik, -elbet sanatta da kendini gösterecek, edebiyat da toplumdaki bu değişikliği adım adım izleyecektir.
Değişme isteği, bu gibi büyük sarsıntılar olmaksızın da doğabilir: Uzun süre içine dönük, kendi sınırlan içinde kapalı yaşayan bir toplumda, dışarıdan sızan yabancı etkilerle, yenileşen zamana uyma ihtiyacı belirir. Bu etki altında yeni bir devir açılır, yeni bir hayat başlar. Aydınlar bu yeni hayatın felsefesini yapmaya koyulurlar. Birtakım kurallar ortaya atarak, halkın bu yeniliği benimsemesinde önayak olurlar. Edebiyat da bu yeni hayatı bütün yönleriyle yansıtmaya çalışır.
Yenilik değişmez bir değer ölçüsü değildir. Bir süre beğenilip sanat çevrelerini kaplayan bir akım, taklitçiler çoğaldıkça yıpranıp usanç verir. Daha eskiye dönüldüğü gibi, eskiyi temelinden yıkan yeni cilveler de gösterebilir. Yeninin her zaman eskiden daha alımlı ve daha üstün olması gerekmez. Geçici bir heves ürünü de olabilir. Eski edebiyatta «garabet» diye adlandırılan bu zorlama yenilik sevimsiz görünür. Bir aralık taklit edenler çıksa da, uzun süre tutunamaz, yerini başka