Hz. Aden zamanındaki insanlığın bilinç, bilgi ve gelişim seviyesine on sayfalık bir yazılım yeterli geliyordu ki Allah o kadarlık bir vahiy gönderdi. Sonra insanlar çoğaldı, insanlık gelişti, bilgi arttı, bilinç ve kültür daha kapsamlı hale geldi, Allah Musa peygambere göndereceği vahiy yazılımının kapasitesini arttırdı. Tevrat, önceki vahiylere göre daha kapsamlı, geniş ve yeni bir program gibiydi. Bu böyle devam etti ve Hz. İsa zamanında insanlık ihtiyaç ve bilgileri ölçüsünde daha yeni versiyon bir programa sahip oldu ; eski Ahit yenilenip Yeni Ahit oldu. Böylece her yeni gelen program bir öncekinin insaniyet ve kulluk ası verilen harf diskinde işletim sistemine sahipti ama kapasite ihtiyaca oranla artıyordu. Bu bakımdan en son versiyon olan İslamiyet, insanlık için mükemmelleştirilmiş bir program olarak geldi. Onun içinde diğerlerinin temel prensiplerinin , mesela Yahudilerdeki on emrin yahut sizdeki gülümseme ve çalışkanlık kurallarının tekrarlanması kadar tabii ne olabilir ?
Sayfa 91·Kitabı okudu
Gazi Mustafa Kemal Paşa: Meclis-i Ayan'ın varlığı, hatadan korunmayı tamamen sağlayamadığı gibi milli egemenliğin temsili ve gerçekleşmesi açı­sından da sakıncalıdır. Seçilmiş olsa bile . . . Velid Bey: Mesela, mahkemelerin aşamalarında, yalnızca ilk meclisten verilen bir kararın yanlış olabilme ihtimaline karşı, birinci veya ikinci dere­cede . . . Gazi Mustafa Kemal Paşa: Efendim, söz konusu sorunu gidermek için mutlaka başka bir meclis kurmafda ısrar ediliyorsa bu çerçevede başka bir tedbir düşünmek gerekir. Program ve meslek sahibi patÛlerin efŘleri önem­lidir. Elbette mecliste bulunan partiler, kanunları kendi program ve fikirleri doğrultusunda kanun çıkarmak isteyeceklerdir. Belirli ve olumlu bir progra­ma dayanan bir partinin çıkarmak isteyeceği kanunu, Meclis-i Ayan değişti­ remez. Kanun af¨cikarirken, farkli programlar, yaklaşımlar ve bakış açılan çatışabilir. Mecliste çoğunluğu oluşturan partiņin belirli görüşü uygulanır. Müştak Bey: Meclis-i Ayan olmayan hükümetlerde, çok güçlü bir dev­ket şurası bulunur. Buradan geçen kanun, parlamentoda yalnızca siyasi bakış açısından değerlendirilir. Hem inceleme hem düzenleme hem de uygulama yetkisi sadece üstte olmamalıdır; altta da bulunmalıdır. Böylece hem dü­ zenleme hem uygulama yetkisi korunursa, denetleme imkanı çok açık bir gerçek haline gelir. Gazi MusfŖfa Kemal Paşa: Devlet şurasıni biz de kuracağız. Meclis, ka­nunları Bakanlar Kurulu ve onun içinde Adalet Bakanlığı aracıliğıyla uygular. Falih RıkƗ Bey: Paşa Hazref¥eri! Meclis konusunda bir şeyimiz daha var. İstanbul'dayken bir yabancı muhabirle görüşmüştüm. Vatandaşlığı ka­bul eden Hıristiyanlar, mesela İstanbul' da yoğun Yahudiler fïlan var.
Sayfa 61 - Can yayınları 2026
Edebiyat-Siyaset-Politika-Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Baraj varken barajı aşıp da üniversi­teye yerleşenlerde durum nasıldı? Yekta Saraç, 2015 yılında YÖK başkanıyken verdiği bir mülakatta bu konuda son derece vahim bir tablo çiziyordu: Öğrencilerin, programların yürütülmesi için gerekli olan dona­nıma sahip olmadıklarına dair üniversitelerden ciddi şikayetler artmaya başladı. Ve sınavları incelediğimizde artık dört işlem bi­le bilemeyenlerin, mühendislik programına girebildiği bir vasa­tın oluştuğunu görüyoruz. Üniversiteler temel sayısal becerilerin, cümle kurmanın ve muhakeme yapmanın, yabancı dilin öğretildi­ği kurumlar olmamalı. YÖK bu sorunu aşmak için mühendislik, hukuk, tıp, eğitim gi­bi belirli fakültelerde başan sırası şartı getirdi (örneğin mühendis­lik bölümleri, puan sıralamasına göre yalnızca ilk 300.000'de olan öğrenciler tarafından tercih edebiliyor). Ancak temel sorun oldu­ğu gibi sürdü, öğrenciler pek çok programa üç beş netle girmeye devam etti. Üniversite sıralannın önemli bölümü Saraç'ın bahsetti­ği "temel sayısal beceriler" de, "cümle kurmak", "muhakeme yap­mak" gibi konularda eksik olan öğrencilerle dolduruldu.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1911 kongresi'nden sonra programında önemli bir değişime gitmiştir. cemiyet Öncelikle kabul ettiği Osmanlıcılık prensibin ikinci planda bırakarak milliyetçi İslamcı bir programa sahip olmuştur. devletin son 8 yılında batılılaşma bir iktidar partisi programı halini almış İttihat ve Terakki'nin politikasındaki milliyetçilik prensibi batılılaşmak ve hatta laikleşmekle aynı anlamda sayılmıştır. Bu bağlamda yapılan ıslahatlara değinilecek olursak ekonomik alanda milli veya Otarşik bir siyasetin takip edildiği görülecektir. kapitülasyonlardan Kurtuluş, kooperatifçilik, Türklerin serbest mesleklere bağlanmaları,Ticaret hayatına atılmaları bu dönemde gerçekleşmiştir. Özel işletmeler şirketler Fabrikalar imalathaneler ve Nihayet milli bir bankanın kuruluşu ekonomik açılmanın ve millileşmenin ifadesi olmuştur hukuk alanında da laikleşme yolunda adımlar atılmıştır mahkemeler doğrudan adliye nezaretine bağlanmıştır ki bu sayede yargı kuvveti dinlilikten ayrılmış ve yargı birliği prensibine varılmıştır sosyal ve kültürel alanda ise hurafe ve gelenekçiliğe karşı savaş açılmıştır üniversite derslerine kadın Talebelerin erkeklerle birlikte devam etmeleri kadının iş hayatına atılmaları bu dönemde gerçekleşmiştir bundan evvelki dönemlerde kadınlar Ebe hasta bakıcı ve daha sonra muallim olabilmekteyken Bu dönemde memuriyet hayatında etkinleşmiş umumi harp esnasında askere giden erkeklerin yerlerini almaya başlamışlardır. Böylece memur olan kadınların peçeleri kalkmış çarşafları elbiseye yakın bir şekil almıştır. Bu hareket Marif sahasında başlayıp toplumsal hayatı akseden yeniliklerin en önemlileridir. Bunlarla birlikte eğitimin layık olması dini teşkilatın okullara müdahale etmemesi üniversite muhtariyeti sağlanması gayesiyle tedbirler alınmış müesseseler
Sayfa 102·Kitabı okudu
Alıntı
"Şöyle izaha çalışayım. Hz. Adem zamanındaki insanlığın bilinç, bilgi ve gelişim seviyesine on sayfalık bir yazılım yeterli geliyordu ki Allah o kadarlık bir vahiy gönderdi. Sonra insanlar çoğaldı, insanlık gelişti, bilgi arttı, bilinç ve kültür daha kapsamlı hâle geldi, Allah Musa peygambere göndereceği vahiy yazılımının kapasitesini arttırdı. Tevrat, önceki vahiylere göre daha kapsamlı, geniş ve yeni bir program gibiydi. Bu böyle devam etti ve Hz. İsa zamanında insanlık ihtiyaç ve bilgileri ölçüsünde daha yeni versiyon bir programa sahip oldu; eski Ahit yenilenip Yeni Ahit oldu. Böylece her yeni gelen program bir öncekinin insaniyet ve kulluk adı verilen hard diskindeki işletim sistemine sahipti ama kapasite ihtiyaca oranla artıyordu. Bu bakımdan en son versiyon olan İslamiyet, insanlık için mükemmelleştirilmiş bir program olarak geldi. Onun içinde diğerlerinin temel pren-siplerinin, mesela Yahudilerdeki on emrin yahut sizdeki gülümseme ve çalışkanlık kurallarının tekrarlanması kadar tabii ne olabilir?"
Alıntı
Sen Değişirsen Her Şey Değişir
Küçücük bir çocukken yaşadıklarım ve oturduğumuz lojmanda yaşadığım o olay neticesinde bilinçaltıma ben değerli değilim, ben mükemmel değilim, ben yeterli değilim, ben sevilmeye layık değilim ve sevilmek için çok başarılı, çok ünlü, çok güzel, çok mükemmel olmam gerek programı yüklenmişti ve kayıt arka planda durmadan oynamaya ve benim hayatıma bu programa uygun kişileri çekmeye devam ediyordu. Hayatım boyunca ne kadar daha güzel, daha bilgili, daha donanımlı olmaya çalışırsam çalışayım, ne kadar herkesin tanıdığı, beğendiği, alkışladığı ünlü biri olursam olayım hiçbir şey bana kendimi değerli, yeterli ve sevilmeye layık hissettirmezdi. Çünkü içimde 7-24 durmadan oynayan bir program vardı ve ben o programı değiştirinceye kadar da oynamaya devam edecekti.
Alıntı