Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus
Puan vermedi·78 syf.··
2026 31. kitabı
Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus Yunan tragedyasının kurucularından Aiskhylos un kaleme aldığı eser ben İklim olarak yazılmış ama zincire vurulmuş Prometheus haricinde geri kalan net günümüze ulaşmamıştır Zincire vurulmuş Prometheu otoriteye başkaldırının , fedakârlığı bilimin ve medeniyetin sembolüdür Titan Prometheus, tanrıların kralı Zeus'un insanlığı yok edip yerine yeni bir soy yaratma planına karşı çıkar. İnsan acizdir, karanlıktadır ve çaresizdir. Prometheus, Olimpos Dağı'ndan ateşi (yani bilimi, sanatı, medeniyeti ve bilinci) çalarak insanlara verir. Ve tanrı zeus Bu itaatsizliğe öfkelenen tiran Zeus, Prometheus'u dünyanın bir ucundaki Kafkas Dağla ama 'na zincirletir. ( Adem’in yasak meyveyi yemesi de iyiyi ve kötüyü bilme bilgisine erişmesi gibi , adem de iyi ve köyüyü öğrenmesi sonucu cennetten kovulmuştu.) Güç (Kratos) ve Şiddet (Bia) eşliğinde, demirci tanrı Hephaistos tarafından kayaya çakılan Prometheus, acı çekmesine rağmen Zeus'a boyun eğmez. Çünkü o, geleceği görme yetisine (öngörüye) sahiptir ve Zeus'un tahtını sarsacak büyük sırrı bilmektedir. Prometheus; dogmalara, baskıcı rejimlere ve kiliseye (dine )karşı baş kaldıran özgür insanın marşı haline gelmiştir. Oyun sadece bir mitolojik bir anlatı değil; insanlığın cehaletten kurtulma, aydınlanma ve baskıcı otoritelere karşı benliğini koruma için ilk yazılı manifestolarındandır. Genel olarak 5 ana teme üzerine durur . Otorite, Güç ve Tiranlık (Siyasi Boyut) . İtaatsizlik, Başkaldırı ve Devrimcilik . Fedakarlık ve İnsan Sevgisi (Filantropi)’ . Kader ve Zamanın Gücü (Mitolojik/Felsefi Boyut) . Bilgi , bilinç, insanın kendidini geliştirmesi, ilerlemesidir Prometheus hakında bir çok yazar ve düşünür çeşitli fikirler beyan etmişti Tabi herkes Prometheusu kahraman olarak
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
10/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 07:00
Bazı eserler sadece bir hikâye anlatmaz; insanın özgürlük, adalet ve otorite kavramlarını yeniden sorgulamasını sağlar. “Zincire Vurulmuş Prometheus” benim için tam olarak böyle bir eser oldu. Prometheus’un insanlık uğruna ateşi çalması ve bunun bedelini ağır bir cezayla ödemesi, aslında fedakârlığın ve inançlarından vazgeçmemenin sembolü gibi. Zincirlere vurulmuş olsa bile düşüncelerinden ödün vermemesi, eserin en etkileyici yönlerinden biriydi. Kitabı okurken sadece Antik Yunan mitolojisini değil, güç sahibi olanların otoritesi ile haklı olanın direnişi arasındaki mücadeleyi de gördüm. Aradan binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen anlattığı meselelerin hâlâ güncelliğini koruması oldukça etkileyiciydi. Kısa ama derin anlamlar barındıran bu eser, mitolojiye ilgi duyanların yanında insan doğası ve özgürlük üzerine düşünmeyi seven herkesin okuması gereken klasiklerden biri. Bazen en ağır zincirler bedene vurulur; düşünceye değil. Zincire Vurulmuş Prometheus Arvas Aiskhylos
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Reklam
8/10
·236 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Stanislaw Lem'in meşhur bilim kurgu romanı. Solaris'in içeriği din, psikoloji, felsefe gibi birçok alanla ilişkili. Bu ilişkinin nedeni de romanın merkezinde bulunan, insanın anlama arayışı. Uzak galaksilerden iç dünyaya kadar her yeri anlama arzusu insana hükmediyor ve solaris bu arzunun üzerine kurulu. Prometheus isimli uzay gemisinden solaris isimli çift yıldızlı bir sisteme ait gezegene gelen Kelvin'in yaşadıklarını merkeze alıyor roman. Burada prometheus adı boşuna seçilmemiş. İnsanlar için ateş metaforuyla bilgi çalan bir titan olan prometheus ile solaris'teki gizemli ve tüm gezegenin yüzeyini kapsayan plazmik varlığı öğrenme arzusundaki bilim insanları arasında benzerlik var. Üstelik prometheus kelimesinin etimolojik anlamının 'önceden öğrenmek' olması, bu kanaati güçlendiriyor. Romanın merkezinde anlama çabası olduğunu söylemiştim. Aydınlanmacı kültürde dış dünya akla uygundur ve anlaşılır. Hegel'in dediği gibi: "Gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir." Lakin solaris romanı, gerçeğin bu kadar kolay bir şekilde anlaşılamayacağını, bir yerden sonra anlama yetisinin kifayetsiz kalabileceğini anlatıyor. Anlamaya çalıştığımız bir başka bilinçli varlığı kendi zihinsel kategorilerimizde anlamaya çalışıyoruz ama bu bir yerden sonra iflas ediyor. Bunun da ötesinde, romanda, galaksileri ele geçiren insanın iç dünyasıyla yaşadığı sorunlardan bahsediliyor. Anlama etkinliğinin sınırları olacağını döne döne anlatıyor solaris. Tarkovsky bir kez daha; insanlık durumunu, onun özünü (eğer varsa) ve sınırlarını, insanın belirli eşikleri (bilim ya da bilinç eşiklerini) geçmesi gerekip gerekmediğini sorgulamak için karakterlerin, kişiliklerin ve psikolojilerin büyüleyici ve karmaşık bir incelemesini sunuyor. Zira insan, bir dirençsizlik, dikbaşlılık ve hatta
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,593 okunma
EVRİM ve HAVADAKİ KÖY
Puan vermedi·280 syf.·
2026 16. kitabı
Jules Verne'in "Le Village aérien" (1901) adlı eseri, yazarın külliyatı içinde evrim teorisine ve Darwinizm'e en doğrudan temas ettiği, oldukça ilginç ve tartışmalı kitaplarından biridir. Türkçe'de genellikle "Havadaki Köy", "Afrika Ormanlarında" veya "Büyük Orman" adlarıyla bilinir. Verne bu kitabı yazdığında Darwin'in teorileri Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştı. Kitap, "Kayıp Halka" (Missing Link) kavramı üzerine kurgulanmıştır. Kitaptan doğrudan evrim ve "insan-maymun" geçişi ile ilgili temaları yansıtan kilit bölümleri ve alıntıları ****aşağıda derledim: 1. "Kayıp Halka" (Missing Link) Tartışması Kitabın temel gerilimi, kahramanların karşılaştıkları "Wagddi" kabilesinin insan mı yoksa maymun mu olduğu üzerinedir. "Eğer bunlar maymunsa, daha önce hiç görülmemiş bir türdüler; yok eğer insan iseler, o zaman insanlığın en alt basamağında yer alıyorlardı." "Belki de doğa bilimcilerin o kadar uzun süredir aradığı, insan ile hayvan arasındaki o 'uçurumu' dolduracak olan 'eksik halka' (le chainon manquant) işte bu yaratıklardı." 2. Wagddi'lerin Tanımı Üzerine (İnsansı Özellikler) Kahramanlardan John Cort ve Max Huber, ağaçlarda yaşayan bu canlıları gözlemlerken sürekli fiziksel özelliklerini insanla kıyaslarlar. "Kollarının uzunluğu, ayaklarının yapısı, çenelerinin çıkıklığı... Her şey onlarda hayvani bir yapıya işaret ediyordu. Ancak gözlerindeki o parıltı, o zeka kırıntısı... İşte bu, bir hayvanda olamayacak bir şeydi." Max Huber sorar: "Bunlara ne diyeceğiz John? İnsan mı, hayvan mı?" John Cort cevaplar: "Onlara 'Pititecantropus' (Maymun-İnsan) diyebiliriz belki. Haeckel'in hayalini kurduğu, Vogt'un teorisini kurduğu o ara form." 3. Ateş Yakma ve Konuşma Yetisi (Evrimin Kriterleri) Verne, evrimsel basamakta "insan olmanın" sınırını genellikle "ateş
Havadaki KöyJules Verne · Alfa Yayınları · 202332 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:18
Kitabı oxuyub bitirdim, çox bəyəndim və bu haqda fikirlərimi yazmaq istədim; çalışdım ki, bacardığım qədər qısa tutum. Prometheus filmində eşitdiyim "Cəhənnəmdə hökm sürmək, cənnətdə xidmət etməkdən yaxşıdır" sözü, məni Con Miltonun İtirilmiş Cənnət əsərinə aparan ilk addım oldu. Kitab oxumaq öncələri sıxıcı olsa da, daha sonra çox daha axıcı oldu. Əsəri bitirdiyimdə məni ən çox düşündürən mövzu, insan təbiətinin o böyük çıxmazı oldu: Məcburi bir bağlılıq, yoxsa azad iradə? ​Əsərdə Şeytanın azad iradəyə yanaşması, sərhədləri öncədən çəkilmiş bir mükafat-cəza oyununa şərik olmaq deyil, o oyunun qaydalarını kökündən rədd etməkdir. Tanrı tərəfi, hər şeyin yaxşı qalması üçün mütləq bir nizamı və tabeçiliyi tələb edərkən; Şeytan, Cənnətin gətirdiyi o hazır rahatlıqdan imtina edir və başqasının yazdığı ssenaridə iradəsiz bir varlıq olmağı qəbul etmir. Bu baxımdan, kitabda təsvir olunan Şeytan obrazını Yevgeni Zamyatinin "Biz" əsərindəki I-330 xarakterinə çox bənzədirəm; hər ikisi mütləq və məcburi bir nizamın gətirdiyi "xoşbəxtlikdən" imtina edərək, fərdi azadlığın xaosunu seçən üsyankarlardır. ​Adəm üzərindən qurulan azad iradə anlayışı isə tam bir ziddiyyətdir. Tanrı insana ağıl və məntiq verib onu seçimlərində sərbəst buraxdığını söyləyir; ancaq nəyin yaxşı, nəyin pis olduğuna öncədən yenə özü qərar verir. Əgər bir seçimin sonunda ağır cəzalar gözləyirsə, orada gerçək bir azadlıqdan bəhs etmək çətindir. Üstəlik, Başmələk Mikayılın Adəmə gələcəkdə nəslinin çəkəcəyi acıları göstərdiyi hissədə bu ədalətsizlik daha da dözülməz bir hal alır. Bir nəfərin səhvini hələ doğulmamış məsum nəsillərin ödəməsi hansı ədalət sisteminə uyğundur? Günahın irsi olduğu bir nizam quran güc gerçəkdən "ədalətli" sayıla bilərmi? ​Miltonun bu əsəri tamamilə Xristianlığın "İlk Günah" (Original Sin)
Kayıp CennetJohn Milton · Pegasus Yayıncılık · 20151,445 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Mary Shelley’nin Frankenstein eseri, bilimsel hırsın ve yaratıcının sorumluluğunun sınırlarını sorgulayan, gotik edebiyatın en sarsıcı başyapıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Victor Frankenstein’ın kendi kibrine yenilerek hayata döndürdüğü "yaratık" ile kurduğu trajedi dolu ilişki, aslında bir korku hikayesinden ziyade, dışlanmışlığın, yalnızlığın ve insan doğasının karanlık yanlarının derin bir analizi. Kitabı okurken, yaratığın saf bir sevgi arayışıyla başlayıp reddedilmenin getirdiği öfkeyle canavara dönüşme sürecini izlemek, okuyucuyu "gerçek canavarın kim olduğu" sorusuyla baş başa bırakıyor ve Lordum, bu klasik eser insanlığa dair sorduğu etik sorularla güncelliğini hiçbir zaman yitirmiyor.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Reklam
Reklam