Avusturyalı psikiyatr Viktor Emil Frankl, logoterapi ve "Üçüncü Viyana Okulu" nun kurucusudur, aynı zamanda varoluşçu terapinin de önde gelen isimlerinden biridir. Kitabın ilk bölümünde İkinci Dünya Savaşı sırasında deneyimlediklerini ve ikinci bölümde ise, hayatın bireysel anlamını bulmayı amaçlayan logoterapinin ilkelerini açıklıyor.
Frankl, toplama kamplarında kaldığı süre boyunca, mahkûm arkadaşlarının çoğu, yaşam mücadelesinde tüm özgüvenlerini kaybetti. Kimlik kaybıyla birlikte tam bir anlam kaybı da geldi. Frankl'ın kendisi de çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle hayata tutundu. Yaşadığı, adaletsizlikten kaynaklanan zihinsel acı, aşağılamalar, yetersiz beslenme, uykusuzluk ve her an yaşamını yitirme ihtimaline rağmen, bir insanın onurunu koruyabilmesinin mümkün olduğunun bir örneğidir. Çünkü tüm olumsuz koşullar altında bile, bir insanın seçim yapma özgürlüğünü kimse elinden alamaz. Bunun bilincinde olmanın verdiği içsel özgürlük ve eşine duyduğu sevgi, onun hayatta kalmasını sağladı. Elektrikli tellere dokunup yaşamını sonlandırmak da ihtimaller arasındaydı, ama o farklı karar verdi.
Klasik psikanalistler insanlara geçmişlerini ortaya çıkararak yardım etmeye çalışırken, logoterapi biraz daha içgörüye dayanan bir yöntemdir. Daha ziyade geleceğe odaklanır, yani danışanın gelecekte içini dolduracağı anlamlarla uğraşır. Bir başka deyişle, anlam odaklı psikoterapidir. Logoterapi aynı zamanda, çeşitli varoluşsal engellenme biçimlerini, hayatta anlam bulmanın üç yolunu, nevroz gelişimindeki geribildirim mekanizmalarının yarattığı kısırdöngüleri ve benmerkezciliğe de odaklıdır.
Hayatın anlamı sevgi olduğu kadar ıstıraptır da aynı zamanda.
#insanınanlamarayışı Dolu dolu, eğitici ve en olumsuz durumlarda açıp okuyabileceğimiz değerli bir eser.