Puan vermedi·480 syf.··
2024 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2024 17:14
Merhabalar, Kitabın bitimine 50 sayfa kalmışken tutamadım kendimi ve hemen bir şeyler yazmam gerek diye düşündüm. Kitabın mükemmel içeriğini anlatmaya geçmeden önce bu şaheseri kimin yazdığını anlatmak istiyorum. Kimdir bu Vamık Volkan yazarımız? Vamık Volkan, 1932 Lefkoşa/Kıbrıs doğumludur. Kıbrıs İslam Lisesi'nde okudu; son sınıftayken çıkan isyanla adı değişen Kıbrıs Türk Lisesi'ni bitirdi. 1956 yılında Ankara Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 1956 yılında Ankara Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra ABD’ye gitti. 45 yıl Virginia Üniversitesinde psikiyatri hocalığı ve 18 yıl bu üniversitenin hastanesinde başhekimlik yaptı. 2002’de emekliye ayrıldı. Volkan, Washington Psikanaliz Enstitüsünde Emeritus Eğitim ve Gözlemci Analisti olarak görev yaptı. Emekli olduktan bir yıl sonra, Massachusetts'teki Erikson Enstitüsünde kıdemli akademisyen olarak 10 yıl boyunca çalıştı. Amerikan Psikiyatri Birliği Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanlığını da yapan Volkan, 1987 yılında Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesinde Zihin ve İnsan Etkileşimi (CSMHI) Çalışması Merkezini kurdu. Uluslararası Siyasi Psikoloji Derneği, Virginia Psikanaliz Derneği ve Amerikan Psikanalistler Koleji başkanlığı görevlerinde bulundu. Amerikan Psikiyatri Birliğinin sponsorluğunu yaptığı bir projeye katılan ve 6 yıl süren Arab-İsrail gayri resmi diyaloglarında yer aldı. Ayrıca dünyanın sorunlu birçok yerinde “hasım” delegeleri bir araya getiren gayrı resmi diplomasi toplantılarına başkanlık yaptı. Bunlar arasında ABD –Sovyetler Birliği, ABD-Rusya, Rusya-Baltık ülkeleri, Hırvatistan-Bosna, Gürcistan-Güney Osetya, Türkiye-Yunanistan da yer alıyor. Travma geçirmiş toplumlara da yardım etti. Bunlar arasında Diktatör Enver Hoca’nın ölümünden sonra Arnavutluk ve Saddam Hüseyin’in kuvvetlerinin çekilişinden sonra
Edebiyat & Roman
Ölümsüz AtatürkVamık Volkan · Bağlam Yayıncılık · 2000122 okunma
Alıntılarla Gidenin Ardından
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Kriz döneminde geçirilen evreler: A:) YADSIMA Yadsıma, şoku emerek korkunç gerçeği yavaş yavaş sindirmemize yardımcı bir tampon gibi iş görmektedir. Mutlak yadsıma, genellikle çok kısa bir süre içinde gerçeğe boyun eğer. Ölü evini ziyarete gideriz ya da cenaze törenine katılırız. Bu dozdaki gerçeklik, bizi ölümün gerçekliğiyle yüz yüze getirir. Ancak gerçeğin bu türden sınanması eksik kalır ise yadsıma devam edebilir. B:) BÖLME Yadsımanın farklı bir türü olan bölme, zihnin bir yanının yitimi yadsırken diğer yanının da kabullenmesine izin verir. C:) PAZARLIK ETME Pazarlıkta, yitimin olduğuna dair daha yüksek düzeyde bir farkındalık söz konusudur. Ancak direnç bizi kaderle psişik pazarlıklara oturtacak kadar işi uzatmaktadır. Bu nedenle, ayrılıktan önceki son günlerimizi, haftalarımızı, saatlerimizi geri getirmeye çalışarak yeniden yaşarız. D:) SIKINTI Önemli bir insanı ya da bir şeyi yitirmek, reddedilmek ve güçsüzlük duygularını da harekete geçirdiğinden, yitimin gerçekliği yavaş yavaş içimize işledikçe iç sıkıntısı duyarız. Beden ısımızdaki yükselmenin fiziksel işlevlerimizde bir sorun olduğunu göstermesi gibi sıkıntı da psişik dengemizin bozulduğuna işaret eden bir çeşit duygusal ateştir. E:) ÖFKE Birisinin bizi istemeden terkinde bile geride kalmak bizi çileden çıkarır. Bir kadın kocasının motorsiklet kazasında ölümünden sonra, "Sonunda bir erkeğe güvenebildiğimi hissediyordum ve o...... çocuğu beni yine de terk edip gidiyor!" demişti. Boşanma ya da terk edilme durumlarında, kapı kilitlerini değiştirmekten tutun da mahkemeye vermeye kadar çeşit çeşit öfke çıkarma yolu vardır. Ölüm durumunda ise toplumsal kurallar öfkelenmemize izin vermez. Öfke gerçekleri kabul etmeye başladığımızı gösteren sağlıklı bir işarettir. KEDERLİ KRİZ DÖNEMİNDE DÜŞLER Düşler, bilinçdışımız
Psikoloji
Gidenin ArdındanElizabeth Zintl · OA Yayınları · 2010517 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·166 syf.·
2022 123. kitabı
Avusturyalı psikiyatr Viktor Emil Frankl, logoterapi ve "Üçüncü Viyana Okulu" nun kurucusudur, aynı zamanda varoluşçu terapinin de önde gelen isimlerinden biridir. Kitabın ilk bölümünde İkinci Dünya Savaşı sırasında deneyimlediklerini ve ikinci bölümde ise, hayatın bireysel anlamını bulmayı amaçlayan logoterapinin ilkelerini açıklıyor. Frankl, toplama kamplarında kaldığı süre boyunca, mahkûm arkadaşlarının çoğu, yaşam mücadelesinde tüm özgüvenlerini kaybetti. Kimlik kaybıyla birlikte tam bir anlam kaybı da geldi. Frankl'ın kendisi de çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle hayata tutundu. Yaşadığı, adaletsizlikten kaynaklanan zihinsel acı, aşağılamalar, yetersiz beslenme, uykusuzluk ve her an yaşamını yitirme ihtimaline rağmen, bir insanın onurunu koruyabilmesinin mümkün olduğunun bir örneğidir. Çünkü tüm olumsuz koşullar altında bile, bir insanın seçim yapma özgürlüğünü kimse elinden alamaz. Bunun bilincinde olmanın verdiği içsel özgürlük ve eşine duyduğu sevgi, onun hayatta kalmasını sağladı. Elektrikli tellere dokunup yaşamını sonlandırmak da ihtimaller arasındaydı, ama o farklı karar verdi. Klasik psikanalistler insanlara geçmişlerini ortaya çıkararak yardım etmeye çalışırken, logoterapi biraz daha içgörüye dayanan bir yöntemdir. Daha ziyade geleceğe odaklanır, yani danışanın gelecekte içini dolduracağı anlamlarla uğraşır. Bir başka deyişle, anlam odaklı psikoterapidir. Logoterapi aynı zamanda, çeşitli varoluşsal engellenme biçimlerini, hayatta anlam bulmanın üç yolunu, nevroz gelişimindeki geribildirim mekanizmalarının yarattığı kısırdöngüleri ve benmerkezciliğe de odaklıdır. Hayatın anlamı sevgi olduğu kadar ıstıraptır da aynı zamanda. #insanınanlamarayışı Dolu dolu, eğitici ve en olumsuz durumlarda açıp okuyabileceğimiz değerli bir eser.
Felsefe
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
İlk Travma: Doğum Travması
Puan vermedi·183 syf.··
2021 358. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2021 18:00
Merhabalar değerli okurlar. Öncelikle Doğum Travması'nı ilk kez ne zaman duyduğumu belirterek başlamak isterim. Doğum travması kavramıyla ilk kez Sigmund Freud ‘un Psikopatoloji Üzerine isimli kitabını okurken karşılaşmıştım. Bu kitabının 252. sayfasında Sayın Freud; “Doğum ilk kaygı deneyimidir ve bu nedenle kaygının kaynağı ve prototipidir.” demişti… (#104223082 ) zaten Otto RANK da Freud’un bu kısa cümlelerle değindiği tespitlerini daha detaylı bir şekilde ele alarak inceliyor ve şu an incelemesini okumakta olduğunuz kitabı yazıyor. Özür dilerim, baştan başlamam gerekirdi. Öncelikle Otto RANK’ın kim olduğu hakkında bazı bilgilere ihtiyacımız var. “Otto Rank ; 22 Nisan 1884 - 31 Ekim 1939) Avusturyalı psikanalist, yazar ve filozoftu. Viyana'da doğdu, 20 yıldır Sigmund Freud'un en yakın meslektaşlarından biriydi, psikanalitik temalar üzerine üretken bir yazar, dönemin önde gelen iki analitik dergisinin editörü, Freud'un yayınevinin genel müdürü ve yaratıcı bir teorisyen ve terapistti. 1926'da Rank Viyana'dan Paris'e gitti ve hayatının geri kalanında Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde öğretim görevlisi, yazar ve terapist olarak başarılı bir kariyer yaşadı…” (Kaynak:Wikipedia) 20 yıl boyunca Sigmund FREUD ile birlikte psikanalize katkı sunuyor sunmasına da, aralarındaki dostluğu –dostluktan öte baba oğul ilişkisi de diyebiliriz- bozan bir olay yaşanıyor. Freud’un; Artist Kişilik isimli makalesini okuduktan sonra, tıp kökenli olmamasına rağmen desteklediği ve çok kritik görevlerde vazifede bulunmasını sağladığı RANK, Freud’un yukarıda yer verdiğimiz İlk Travma ile ilgili cümlelerini geniş bir yelpazede inceler. RANK’ın ele aldığı bu konu, adı geçen kitapta, tüm travmaların ana kaynağı olarak gösterilmekte ve dolayısıyla Frud’un her şeyin
Psikoloji
Doğum TravmasıOtto Rank · Metis Yayınları · 2014256 okunma