"Modern çağda insan ruhunun çoraklaştığını, insanın anlam arayışına bütüncül bir cevap sunamayan psikoloji ve psikoterapi öğretilerinin ruhun sızısına da merhem olamadığını görüyoruz. İnsan ebediyeti arıyor ve ötelerin sesini duymak istiyor."
Kemal Sayar
Bir sonraki görüşmede hasta, onaylanma ihtiyacı hissederek geçirdiği bir hafta sonundan bahsetti, görüşmeye hissizleşmiş bir halde ve tedaviye son verme isteğiyle gelmişti. Kendini umutsuzluk hislerine karşı savunmak için, hafta sonu boyunca yeniden birleşme isteğini eyleme vurmayı ne kadar istemiş olduğuna dikkat çektim. Hasta şöyle yanıt verdi: “Sırf kendisi için sevilmek isteyen umutsuz bir çocuk olmak istemiyorum. Sevgi görememek umutsuzluğa, anlamsızlığa, kara bir boşluğa ve ölüme yol açıyor. Bir bebek olduğum için sevildim, fakat büyümeye başladığımda hiç sevgi görmedim. Annemin sevgisi büyümeme ayak uyduramadı. Büyük hayranlıktan, hiçliğe gittim. Bağımlılığım oranında sevgi gördüm.”
Terk edilme depresyonunun üzerinde derinliğine çalışma evresinin en can alıcı noktasında, en yoğun olan ve duygularda en çok ifade edilen şey, Peter'in ayrılma ve bireyleşmesi durumunda kendisinin ve annesinin öleceğidir. İntihar depresyonu ve öldürücü öfke birbiri ardına ortaya çıkmaktadır. Terapide bunun ortaya çıkışı, onu terapiye getiren kalple ılgili ik hastalık belirtilerini tetikler ve bu belirtileri terk edilme depresyonunun somatik semptomları olarak bağlar. Yani, Peter öldürücü öfkesinin ifade edilmesine izin verdiği takdirde, karşılık olarak öldürülecektir.