mert.okur

mert.okur
@psychology__
“İnsan bazen yanı başındaki bir kitapta bütün hayatının yazılı olduğunun farkına bile varmıyor.” Dostoyevski
“Kendinle yüzleşmeye hazır mısın?”
Puan vermedi·308 syf.··
2026 8. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 12:53
Carl Gustav Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler kitabı klasik bir biyografi değil; bir insanın kendi iç dünyasını anlamaya çalışma sürecinin oldukça samimi bir anlatımı. Kitap boyunca Jung sadece yaşadıklarını değil, bu yaşadıkların zihninde nasıl iz bıraktığını ve zamanla nasıl bir düşünce sistemine dönüştüğünü anlatıyor. En dikkat çekici noktalardan biri, çocukluk döneminde yaşanan olayların insanın karakteri üzerindeki etkisinin bu kadar net bir şekilde ortaya konulması. Jung’un erken yaşta yaşadığı deneyimlerin, ilerideki mesleki yönelimini ve bakış açısını nasıl şekillendirdiğini görmek, kitabı daha anlamlı hale getiriyor. Bu açıdan bakıldığında kitap, sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda insanın nasıl oluştuğuna dair bir yolculuk. Rüyalar ve bilinçdışı üzerine yaptığı vurgular ise kitabın en güçlü taraflarından biri. Jung rüyaları sadece rastgele görüntüler olarak değil, insanın iç dünyasına açılan bir kapı olarak ele alıyor. Ancak bunu kesin yargılarla değil, sorgulayan bir yaklaşım ile sunması kitabı daha etkileyici kılıyor. Okurken insan ister istemez kendi rüyalarına ve düşüncelerine farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Kitapta ayrıca farklı coğrafyalara yaptığı seyahatlerin onun düşünce yapısına katkısı da oldukça belirgin. Jung’un insanı sadece bireysel değil, aynı zamanda kültürel bir varlık olarak ele alması, psikolojiye bakışını derinleştiriyor. Bu da okuyucuya daha geniş bir perspektif sunuyor. Son bölümlerde ise ölüm, ruh ve anlam arayışı gibi konular ön plana çıkıyor. Jung burada kesin cevaplar vermek yerine, insanın bu sorularla nasıl bir ilişki kurduğunu anlatıyor. Bu yaklaşım kitabı didaktik olmaktan çıkarıp düşündüren bir noktaya taşıyor. Genel olarak bu kitap hızlı okunacak bir eser değil. Sindirerek, üzerine düşünerek okunması gereken bir
Psikoloji
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20241,472 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir cinayetten çok bir toplumun hikâyesi
7/10
·107 syf.··
2025 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 22:12
Kırmızı Pazartesi’yi okurken beni en çok rahatsız eden şey cinayet değildi. Herkesin olacakları bilmesine rağmen, kimsenin gerçekten durdurmaya çalışmamasıydı. Bu durum bana günümüzü çok hatırlattı. Cinayetlerin, şiddetin bu kadar kolay işlendiği; toplumun ise çoğu zaman izlemekle yetindiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu kitap ister istemez insanın aklına şu soruyu getiriyor: Biz de bazen bu sessiz kalabalığın bir parçası mıyız? Roman ilerledikçe anlaşılıyor ki burada suç tek bir kişiye ait değil. “Biri mutlaka engeller” diye düşünen, “Beni ilgilendirmez” diyen, “Zaten olmuş” sanan herkesin payı var. Kitap bittiğinde şunu düşündüm: Asıl yargılanan şey bir cinayet değil, topluma benzememek ve suskunluktu. Kısa ama etkisi uzun süren, insanı kendisiyle yüzleştiren bir kitap. Gabriel Garcia Marquez Kırmızı Pazartesi mert.okur
İnsan ve Duygular
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
Yabancı olmak böyle bir şey
8/10
·112 syf.··
2025 15. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 23:39
Yabancı, duygularını toplumun beklediği şekilde yaşamayan bir adamın hikâyesi. Meursault ne üzülüyormuş gibi yapıyor, ne de mutlu görünmeye çalışıyor. Camus bu kitapta şunu sorgulatıyor: Toplum, farklı olana mı tahammülsüz yoksa anlam aramayana mı? Kitap boyunca insanın hayatla kurduğu bağ, duyguların zorunlu olup olmadığı ve anlamın gerçekten gerekli olup olmadığı düşünülüyor. Bitirdiğimde şunu düşündüm: Asıl yargılanan şey bir suç değil, topluma benzememekti. Albert Camus Yabancı mert.okur
Kişisel Gelişim Psikoloji
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Görmek değil, susmamak meselesi
8/10
·336 syf.··
2025 14. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 02:16
José Saramago’nun Körlük romanı, bir salgından çok insanın iç dünyasını anlatıyor. Düzen ortadan kalktığında ahlakın ne kadar hızlı çözülebildiğini görmek sarsıcı. Kitaptaki asıl körlük gözlerde değil, vicdanda. Gücün karşısında susanlar, kötülüğün büyümesine ortak oluyor. Okurken rahatsız eden ama bitince uzun süre düşündüren bir roman. Körlük mert.okur José Saramago
Duygu/Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma