Belki de bahar güneşinin bile değiştiğini sanmamın nedenikent değil de benim yorgun gözlerimdir. İnsanların bile üzerini kaplamış sandığım o pus belki gerçek değil de benim gözlerme inen bir perdedir.
“Erguvani bir pus, uzaklardaki ayrıntıları örterek belirsizleştirmişti; ama o pusun ardında bilinmeyen büyüleyici çekiminin, romantik aşkın cazibesinin bulunduğunu biliyordu.”
Yazılacak olan yazıldı, söylenecek olan söylendi. Güvercinler sessizce yürüyen kalabalığın üzerinden uçuştu. Hrant Dink, Türkiye yetimhanesinin son kurbanı olarak, bizi kendi eksiklik ve riyakârlığımızla yüzleştirdi.
Zehirli sözlerin, şirazesinden çıkmış böbürlenmenin, ötekinin tahkir ederek kendini yüceltmenin o yanıltıcı serinliğinden haykıranlar, bu alçakça cinayetle birlikte sus pus oldular. Çünkü biliyorlar ki eyleme maşalık yapan üç beş avare psikopat, bu zehirli fidelikte büyüdü.