Bugün bile, belki kelle keserek değil ama Müslümanlara her türlü işkence ve cefayı çektirip makamlar elde eden, Allah’ın değil dinine hizmet ettikleri dinsiz amirlerine itaat ve kulluk uğruna Îslam emirlerini çiğneyen ve de bunu yaparlarken Müslüman geçinen nice İbn Ziyâd’lar vardır...
Onlardan ölen hiç kimsenin cenaze namazını kılma ve mezarının başında dua etmek için durma! Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkar ettiler ve fırsat varken tövbe etmeyip kâfir olarak can verdiler!
[Tevbe Sûresi 84.Ayet]
Birkaç yüz bin insan ufak bir yerde toplanıp üzerinde sıkıştırdıkları toprağı çirkinleştirmek için ellerinden geleni yapmışlardı; bir şey yetişmesin diye, toprağın üstünü taşlarla örtmüş, yeşermeye başlayan otları yolmuş ortalığı taş kömürü, neft dumanına boğmuşlardı. Ağaçları gelişigüzel budamışlar; hayvanları, kuşları yerlerinden etmişlerdi. Bütün bunları yapmışlardı ama bahar, şehirde bile, gene bahardı. Güneş ısıtıyordu; canlanan otlar yalnız bulvar çimenlerinden değil kazılmayan her yerden, hattâ kaldırım taşları arasından bile, yeşil yeşil fışkırıyordu...