bütün insanlarda, doğarken yanlarında getirdikleri, düpedüz zorlayıcı nitelikte bir gereksinim yaşar; buna göre herkes kendi ben'ini bir bütünlük içinde tasarlar. hiçbir ben gerçek bir bütünlük taşımaz, her ben çok yönlü bir dünyadır, değişik olanaklardan bir karmaşadır. bu karmaşaya bütünlük taşıyan bir nesne gözüyle bakması, sanki yalın ve sağlam bir biçime sahip, açık seçik hatlarla belirlenmiş bir nesneymiş gibi ben'den söz açması, her insanın içine düşmekten kurtulamadığı bir yanılgı, bir zorunluluktur.
Drago, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.
Yoldaki toza sorun. Plaza Meydanı'ndaki koca Jinpero Serra'ya sorun, heykeli orda duruyor, üzerinde çaktığım kibritlerin izleri de, orada sigara içip insanları seyrederken, ben, John Fante, Arturo Bandini, ikisi bir arada, insan ve hayvan aşığı, fark gözetmeksizin.