Önlerine geceyi gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. Kendi gürültülerinden hiçbir şey duymuyorlardı. Sallanıyorlardı. Üstelik kent ne kadar büyük ve ne kadar yüksekse o kadar çok pişkinliğe vuruyorlardı, diyorum size, denedim, değmez.
ölülerin kemikleri üzerinde sür
arabanı ve sabanını.
ızdırabın yolu
bilgeliğin sarayına çıkar.
daima yetersizliğin eşlik ettiği
yaşlı ve çirkin bir kız kurusudur ihtiyat. budalalığın zamanıdır saatle ölçülen
bilgeliğinki değil.
"Hayatın adaletsizliğine,ona en büyük zararı verebilecek olan şeyle,entellektüel şiddet ve öfkeyle karşılık vermek gerekir.(...)Sadece yazmak zorunda olduğum şeye yer var zihnimde.Umarım daha fazla yer açılır"