İnsan
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 08:21
İsmail Saymaz'ın "Fıtrat: İş Kazası Değil, Cinayet" adlı eseri, Türkiye'de yıllardır "kader", "fıtrat" ve "kaçınılmaz iş kazası" söylemleriyle açıklanmaya çalışılan işçi ölümlerinin ardındaki gerçekleri cesur bir gazetecilik diliyle gözler önüne seren sarsıcı bir araştırma kitabıdır. Saymaz, tersanelerden maden ocaklarına, inşaatlardan sanayi tesislerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşanan iş cinayetlerini, yalnızca rakamlar üzerinden değil, yaşamları yarım kalan insanların hikâyeleri, ailelerin acıları, ihmaller zinciri, denetimsizlik, taşeronlaşma ve sermaye-hız-kâr üçgeninin yarattığı yıkım üzerinden ele alıyor. "İş kazası" olarak kayıtlara geçen birçok ölümün aslında önlenebilir olduğunu kanıtlayan tanıklıklar, resmi belgeler ve saha araştırmaları okuyucuya sunulurken, devletin denetim mekanizmaları, işveren sorumlulukları ve çalışma yaşamının görünmeyen karanlık yüzü de sorgulanıyor. Eser emek, insan onuru, adalet ve yaşam hakkı üzerine güçlü bir toplumsal hafıza metni niteliği taşıyor. "Fıtrat", ölümlerin normalleştirilmesine karşı yükseltilmiş vicdani bir itiraz, her satırında emeğin değersizleştirilmesine karşı yazılmış bir tanıklık ve okuyucuyu yalnızca bilgilendirmekle kalmayıp, sorgulamaya zorlayan etkili bir yüzleşme kitabıdır. Saymaz'ın yalın ama çarpıcı anlatımı sayesinde eser, işçi ölümlerinin ardındaki sistemsel sorunları görünür kılarak, Türkiye'nin çalışma hayatına dair en önemli toplumsal gerçekliklerden birine ayna tutuyor.
1000Kitap
Fıtratİsmail Saymaz · İletişim Yayıncılık · 2016158 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 23. kitabı
🪽 Her şey kendi sonuna teslim olur. Sanırım bu insanüstü ruh haline ulaşan bir tek ben değilim. . . 🪽 Belki de hayat sadece bir "an"dan ibaretti ve üzerinde durup düşünmek için fazla kısaydı.. . . 🪽 Tanrıcılık oynayıp rakamlar veren, hastasına "altı ay" ömrü kaldığını söyleyen doktorlar , -onlar kim oluyordu ve istatistikten ne anlarlardı; doğrusu, insan merak ediyordu.. . . 🪽 Bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an... Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gece olur. . . 🪽 Merhabalar sevgili kitap dostlarım bugün sizleri Paul Kalanithi ile tanıştırmak istiyorum. Kim Deniz şu Paul dediğinizi duyar gibiyim. Paul hem hekim hem hasta olarak ölümle yüzleşmiş, onu incelemiş, onunla güreşmiş ve sonunda onu kabullenmiş bir beyin cerrahı.. İnsanların ölümü anlamalarına, ölüm fikriyle yüzleşmelerine yardımcı olmak istiyordu. Ve korkarım hayatımda hiç bu kadar fazla ölümü düşündüğüm bir zaman dilimi olmamıştı. Hem kendi ölümümü, hem de çevremdeki nefes alan nerdeyse tüm canlıların ölümünü ... Neden mi? Hazırsanız başlıyoruz . . 🪽 Paul 'ü tanımaya , çocukluk yıllarından başlıyoruz. Babası da hekim olan Paul, aslında babasına hasret zor bir çocukluk süreci geçiriyor. Ancak, son anda tıp okumaya karar veriyor. Alan seçerken de pek çok doktorun cesaret edemeyeceği beyin cerrahisinde karar kılıyor.. Çok fazla ölüme tanık oluyor Paul ve sıradanlaşan ölümü sürekli başkalarında izliyor. Taa ki , bir gün ölüm bir nefes kadar yakınına gelene kadar... . . 🪽 Tükenmekte olan evliliği , Paul için akciğer kanseri teşhisi konulduğunda toparlanmaya başlıyor.. Başarı mı , yıkım bilemedikleri bir sürece giren ikili ile biz de hastalığın her adımını, ölümün soğuk nefesini ensemizde hissediyoruz... Alınan her karar, atılan her adım,
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,649 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·308 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kuzgun Yemini // Kamuran Elagöz // Edebiyatist Yayınları Selam size yine keyifle okuduğum psikolojik- polisiye tarzında,gizemlerle dolu ve tarihten ufak bilgilerin barındırdığı sade,akıcı ve çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Okumaya başladıktan sonra katil kim,neden yaptı,ortağı var mı?Neden böyle oldu diye sorular yankılanıyor sürekli kafanızda.Rakamlar cizilen görseller sizi düşündürüyor.Olayları farkında olmadan araştırıyorsunuz Başkomiser Efsun bir akşam bir evde yaşanılan cinayet için olay yerine gider.Ekibi,olay yeri inceleme hepsi oradadır.Araştırmalar sonucunda sadece tek bir düğme bulurlar.Öldürülen henüz 20 yaşındaki Zahidedir.Zahide eşiyle tartıştıktan sonra ailesinin evine gitmiştir.Ama başına gelenler büyük bir olay dizisinin başlangıcı olmuştur.Efsun ve ekibi Zahide'nin cinayetinden sonra araştırmayı derinleştirmek için uğraşırlar. Delil bulurlar bu deli sayesinde eşini cezaevine gönderirler.Ama gerçek bu muydu?Çünkü eşinin haricinde üvey babası da şüphe altındadır. Ayrıca bulunan başka bir delilde bunu gösterir. Bir gün Efsun eskiden beri arkadaşı olan ve bazılarına boyun eğmediğini değmediği için polislikten ayrılan Cenk'in yanına gider.Ondan yardım ister,çünkü Zahide'nin ölümünden sonra olaylar bitmemiş aksine başlamıştır.Bir gece Efsun bir eve bir ihbar yüzünden gider ve orada bir gölge görür.Bu gölge ile boğuşurken elinden kaçırır. Bu Gölgenin yeni bir kurbanı vardır ve yastıkla onu öldürmüştür.Efsun bu Gölgenin kendi aradığı aradığı kişi olduğu için,bu yüzden Cenk'ten destek İster.Eski bir başkomiserin yani Cenk'in olaylara bakış açısını,analitik bakış açısının farklılığına farkındalığını,olayları sanki kendi yaşıyormuş gibi hissederek karlışan bir aklı vardır.Cenk ve Efsun Gölgenin cinayetlerini çözmek için bulmacalarini
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202621 okunma
Odanın Ortasına Oturan Bir Cehennem.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 142. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:22
Yazıya nereden başlasam bilemiyorum. Akşam saat beşten beri kitap elimde; yarım saatte bir açıp okuyorum, dayanamayıp kapatıyorum, sonra yine elime alıyorum. Belli ki bu gece bitireceğim. Beni az çok tanıyanlar bilir; 19. yüzyıla, Rönesans dönemine ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı’na acayip bir ilgim var. Nazi Almanyası’nın o tıkır tıkır işleyen bürokratik deliliğini, toplama kamplarının arkasındaki lojistiği, kimin hangi cephede ne hamle yaptığını hemen hemen ezbere bilirim. Konunun külliyatına bu kadar hakimken, bu kitaba bu kadar geç başlamış olmak kendime kızdım. Ama iyi ki de şimdi okumuşum. Gerçek edebiyat insanı her zaman, ne yapıp edip bir yerinden yakalıyor ve kazanıyor zaten. Bu kitapta da tam olarak bu oldu. Gece’de hiçbir süslü dil, edebi bir şov ya da ağdalı tasvirler yok. Canımı en çok yakan, beni sarsan da bu çıplaklığı oldu. Kitap bağırmıyor, sadece fısıldıyor. Çünkü bunca zaman okuduğum o tarih kitapları, belgeler, rakamlar bir noktadan sonra insanı hissizleştiriyor. "Toplama kampı" diyorsun, gaz odası diyorsun ve geçiyorsun. Ama Wiesel seni o buz gibi gerçekle baş başa bırakıyor. Kitapta kampa ilk adım attığı gece tanık olduğu o sahne zihnimden çıkmıyor mesela: Kamyonlardan o koca ateş çukurlarına dökülen, diri diri yakılan o küçücük çocuklar, bebekler... İnsan bunu okurken bildiği tüm o teorik bilgileri, stratejileri unutup kalakalıyor.Tam o anı anlatırken kitapta geçen şöyle bir cümle insanın içine işliyor; "O geceyi, kamptaki ilk gecemi asla unutmayacağım; hayatımı yedi kez kilitlenmiş tek bir uzun geceye dönüştüren o geceyi. O dumanı asla unutmayacağım. Küçük çocukların bedenlerinin sessiz bir gökyüzü altında alevlere dönüşmesini asla unutmayacağım. İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım." İşte bu yüzden kitabın adı Gece.
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,029 okunma
Puan vermedi
Bugün masamda; öyle alelade bir tarih kitabı değil, zihnimi adeta tersyüz eden "Niçin Tarih?" var. Bu kitabın bana kattığı en büyük değer ne biliyor musunuz? Geçmişi kuru, ruhsuz bir kronolojiden ibaret görmeyi bıraktım. Bugünü inşa eden o derin felsefi zemini fark ettim. Kitap bana tarihin sadece "ne olduğuyla" değil; o arkadaki mutfakla, yani "nasıl ve niçin yazıldığıyla" ilgilenen muazzam bir perspektif kazandırdı. Donald Bloxam, bildiğimiz o sığ ve didaktik kalıpları tamamen yıkmış. Mesela sayfaları çevirirken öyle anlar oldu ki, kendimi antik çağın babası Herodot’un hemen yanı başında, sonra birden Orta Çağ’ın o dinsel tefsirlerinin arasında buldum. Oradan hop 20. yüzyılın çok katmanlı kültür tarihine zıpladık. Düşünsenize, yüzyıllar değişiyor, yöntemler ve felsefeler kökten sarsılıyor ama insanoğlunun o geçmişle bağ kurma, onu gerekçelendirme çabası hiç değişmiyor. İşte o kopmaz bağı tarihsel örneklerle öyle canlı görüyorsunuz ki içiniz ürperiyor. Benim için "Niçin Tarih?", akademi dünyasının o soğuk koridorlarına sıkışıp kalmış bir metin asla değil. Tam aksine; tarihle, felsefeyle ve insanlığın o bitmek bilmeyen hafıza oluşturma çabasıyla dertlenen herkese hitap ediyor. Geçmişin tozlu sayfalarında kaybolalım diye değil; o sayfalardan bugüne, tam da şu an yaşadığımız ana güçlü bir fener tutalım diye yazılmış. Bugünü gerçekten anlamlandırmak istiyorsak, bu esere kitaplıkta mutlaka yer açmalıyız. Hani sonuç olarak bu kitabı kimler okusun derseniz; tarihe sadece ezberlenecek kuru rakamlar gözüyle bakmayan, o tozlu sayfaların arkasındaki felsefeyi merak eden herkes okusun derim. Özellikle bugünün karmaşasını geçmişin o kopmaz bağlarıyla çözmek isteyenler bu eseri mutlaka kitaplığına dahil etmeli.
Niçin Tarih ?Donald Bloxham · Yeditepe Yayınevi · 20260 okunma
Ekonomiyi İlk Kez Bu Kadar Akıcı Okudum
8/10
·165 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 02:14
Kızımla Ekonomi Sohbetleri benim için ekonomiyle ilgili okuduğum en akıcı kitaplardan biri oldu. Kitap, ekonomiyi sadece rakamlar ve grafikler üzerinden anlatmak yerine geçmişten günümüze insanların yaşamı üzerinden anlatıyor. Özellikle kullanılan örnekler çok yaratıcıydı ve anlatılan şeyleri gözümde canlandırmamı sağladı. Bu yüzden kitap hiç sıkıcı hissettirmedi. Yazarın dili oldukça sade ve sohbet havasında ilerliyor. Ekonomiyle çok ilgisi olmayan birinin bile rahatlıkla anlayabileceğini düşünüyorum. Kapitalizm, borç sistemi, gelir eşitsizliği gibi konuları anlatırken hem düşündürüyor hem de merak uyandırıyor. En sevdiğim tarafı ise kitabın öğretmeye çalışırken okuyucuyu bunaltmaması oldu. Bazı bölümlerde tempo biraz düşse de genel olarak kitap kendini sürekli okutuyor. Ekonomiye farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyen herkesin okuyabileceği güzel bir eser olduğunu düşünüyorum. Kızımla Ekonomi Sohbetleri Yanis Varoufakis
Ekonomi
Kızımla Ekonomi SohbetleriYanis Varoufakis · Epsilon Yayınevi · 2019670 okunma