Dünyanın Sonunu Değil, İnsanlığın Yeniden Doğuşunu Anlatan Destan
10/10
·1216 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar vardır, olay örgülerini hatırlarsınız. Bazıları vardır, karakterlerini unutmazsınız. Bir de çok az kitap vardır ki bitirdikten yıllar sonra bile size insanı düşündürmeye devam ettirir, olaylarını da karakterlerini de unutturmaz. Stephen King’in Mahşer’i benim için işte bu son gruba giriyor. Romanın yüzeyine baktığınızda bir salgın hikâyesi olduğunu görüyorsunuz. Laboratuvardan yayılan ölümcül bir virüs ve birkaç hafta içerisinde neredeyse tamamen yok olan bir dünya… Ancak sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki King’in anlatmak istediği şey salgının kendisi değil. Virüs sadece sahneyi boşaltıyor. Asıl oyun, sahneyi boşaltan virüsten kalan insanlar ortada kaldığında başlıyor. Mahşer’i okurken sık sık şunu düşündüm: Medeniyet dediğiniz şey gerçekten ne kadar sağlam? Elektrik, internet, devletler, yasalar ve milyonlarca insan ortadan kalktığında geriye ne kalır? King’in cevabı ise oldukça ilginç. İnsan kalır. Ve insan, ne kadar yıkım yaşarsa yaşasın yeniden bir düzen kurmaya çalışır. Romanın ilk bölümlerinde salgının yayılışını ve toplumun çöküşünü okuyoruz. Bu kısımlar o kadar gerçekçi yazılmış ki bazen bir roman okuduğunuzu unutuyorsunuz. Fakat beni asıl etkileyen, salgın sonrasında başlayan uzun yolculuklar oldu. Boşalmış otoyollar, terk edilmiş kasabalar, sessiz şehirler ve kilometreler boyunca tek bir insanın bile görünmediği yollar. King bu bölümlerde yalnızlığı öyle güçlü hissettiriyor ki bazen karakterlerle birlikte ben de o sessiz dünyanın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Fakat Mahşer’in asıl büyüsü Boulder’da başlıyor. Dünyanın sonundan sonra kurulan bu yeni topluluk, romanın en etkileyici bölümlerinden birini oluşturuyor. Başlangıçta insanların kapılarını kilitlemeye ihtiyaç duymaması, insan sayısı artıkça insanın tekrardan insandan korkusunun
1000Kitap
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,930 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:43
Sanırım kitabı platformda okuyan ilk kişiyim. Sondaki 3-4 bölümü sıkıldığım için atlaya atlaya, tarifleri inceleye inceleye okudum. Bunun en büyük sebebi ise haklı olan ön yargılarımdı. Gordon Ramsay’in “Rota Dışı” adında Porto Riko’ya hatta ve hatta mutfağı bile olmayan İngiltere’ye bölüm ayırıp Türk Mutfağı’na yer ayırmaması aşırı sinir bozucu. Kıçı kırık Amerikan mutfağının bile 3-4 bölümü vardı. Belgeselini izlemedim ama okuma olarak çok içine çekmedi. Türkler ananınızı belledi diye mutfağını ısrarla kabul etmiyorsunuz değil mi ırkçı o.çocukları?
Gordon Ramsay ile Rota DışıGordon Ramsay · The Kitap · 20251 okunma
Reklam
Puan vermedi·328 syf.··
2024 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 03:26
Milyonlarca Yılın Tapınağı, beş ciltlik Ramses serisinin ikinci kitabıdır. Christian Jacq tarafından yazılan bu kitap Mısır tarihinin en güçlü ve önemli firavunlarından olan II. Ramses' in tahta oturmasını konu edinmektedir. Antik Mısır 'a ilgi duyanların gerçekten okuması gereken efsane bir eser. Mısır 'a en çok eser kazandıran 2.Ramses dönemini anlatıyor. Hem dili çok sade hem de yazarın öyle bir anlatım tarzı var ki sanki o dönemi yaşıyorsun.
Ramses - Milyonlarca Yılın TapınağıChristian Jacq · Remzi Kitabevi · 20111,670 okunma
İnsanı En İnsan Gibi Anlatan Kitap
9/10
·224 syf.··
2026 5. kitabı
Az önce bir filmin yazısını yazdım ve dedim ki “benim favori yazarım yok”. Tabii burası blog değil insanlar buraya kitapla ilgili yazı okumaya geliyor günlük gibi buraya yazmayacağım ama o yazıyı kapatıp buna geçince aslında favori yazarım olmaya en yakın kişinin kitabını inceleyeceğimi görüyorum. O yazıya sizi yönlendirmeden kısaca bahsetmem gerekirse zaten böyle ünlü kişilere bağlanma durumum yok benim. Bu hayatımın her alanında geçerli. Filmler oyunlar müzikler kitaplar asla favori bir üreticim yok. Hoş favori bir serim bile yok yani. Kitap serisi oyun serisi falan bunlar da yok. Belki Dark Souls ucundan. Bunun en önemli sebeplerinden birisi banger banger banger yapamamaları. Kimsenin. Bir yazarı ne kadar seversen sev kötü bir kitabı olabilir. Olabilir zaten ama sen de sevebilirsin diyebilirsin ama ben isterim ki madem sevip bağlanacağım bu adam süper bir şey olsun yani kalemini beğeneyim anladınız mı roman yazmayı bırakıp film incelemesi yazsa yine okuyayım öyle bir şey olsun. Yani anladınız mı biraz daha duygusal bir bağ gibi? Arkadaşım olması gibi. Parasosyal mi evet ama arkadaşım. Yani arkadaşım spor dergisinde yazsa okurum çünkü o yazı sporla da ilgili olsa ben anlamasam da takip etmesem de onun ruhundan bir şeyler taşır ve ben hayatımda o ruhu deneyimlemek istiyorum zaten. İşte Woolf GGM’den sonra en çok böyle hissettiğim yazar oldu. Bunu dediğim için utanıyorum ama asla larp değil “Kalemi çok kuvvetli”. Kuvvetli kelimesinin ne kadar hiyerarşik olduğuna falan değinmeden kitaba geçelim. Woolf inanılmaz bir yazar. Şahane. Okuduğum en iyi kitaplardan bir tanesi. Bu kitap psikanaliz yapan herkesin başucunda durmalı. Ama sadece o değil insanlara azıcık bile merakınız varsa felsefe sosyoloji psikoloji toplanın ve bu kitabı okuyun. Bu kitap her şeyi anlatıyor. Ve
Deniz FeneriVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 104. kitabı
1890’lı yıllar… İstanbul kahvehaneleri… 28 kısa hikaye… Osmanlı’da kahvehane kültürü ile başlayan kitap, dönemin nabzını tutan, toplumu şekillendiren ve dönüştüren mekanlarla ilgili bilgi vermesiyle okuyucuya çok hoş bir başlangıç yapmış. İlk kahvehaneler Tahtakale‘de açılarak, kahve satılan/tüketilen bir mekan olmasının yanında sosyal bir zemine dönüşerek, zaman içerisinde sayılarının hızla arttığını görmekteyiz. Dolayısıyla Osmanlı insanının sohbet ettiği, gündelik yaşamın konuşulduğu bir yere evrilerek devam etmiştir. Devamında çalgılı kahveleri de görmek mümkün. Hatta bu yerlerde oyuncular da oyunlarına başlardı. Kitap devamında Amerikalı dil bilimci ve teolog Cyrus Adler ve uzun yıllar İstanbul’da yaşamış arkadaşı Ramsay’den duyduğu kahvehane hikayelerini derlemek için yaptıkları ziyaretler sırasında, kahvehanelerde anlatılan hikayelerle, dönemin gündelik yaşamı ile ilgili fikir vermektedir. O dönemin insanının bakış açısını da okumak ilginç geliyor diğer yandan. Okurken insan şunu da düşünmeden edemiyor, insana ait her duygu tarih ne olursa olsun değişmiyor. Hirslari, açgözlülüğü, kötülüğü isimler değişiyor ama yapılanlar hep aynı döngüde devam ediyor. Elbette bu sadece olumsuz duygular için geçerli değil. Kısa hikayeleri, dönemin yaşam şekilleri ve bakış açılarını, İstanbul’u ve Osmanlı kültürünü sevenler için, kahve eşliğinde keyifle okunacağını düşünüyorum. İçindeki çizimler de çok hoşuma gitti.
Kahvehane HikayeleriAllan Ramsay · Maya Kitap · 2012158 okunma
Pek de umduğum gibi olmadı...
6/10
·364 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 12:27
Antik Mısır'a dair en muhteşem eserleri yazan bu yazarın bu kitabını pek de beğenmedim. Oysa ne ümitle başlamıştım. Bı de kendime bu yazar hangi kitabı yazarsa yazsın hepsi birbirinden güzeldir muhakkak demiştim. Meğer yanılmışım. En harika eserleri yazan hayranı olduğum yazarlarda bazen acayip acayip kitaplar yazabiliyormuş. Kitabın konusu güzel olsa da etkisi hiç de umduğum gibi değildi. Çok çoook çooooook uzatmış mevzuyu. CHRİSTİAN JACQ'ın bu kitabı bı hayal kırıklığı oldu olmasına ama yinede bu yazarı çok çok seviyorum. 2. RAMSES ile ilgili yazdığı (5 serilik kitap) kitap muhteşem ötesi. Neysem en azından yarım bırakmadan bitirmiş oldum bu kitabı. İyi okumalar, Güzel paylaşımlar...
Bir Ada UğrunaChristian Jacq · Arion Yayınları · 200225 okunma
Reklam