Puan vermedi·96 syf.·
2026 10. kitabı
Rap dünyasının malum iki devinden biri Sagopa’nın parçalarının başında bir söz vardır. Sago yine yapmış diyeceksin. Felsefi yazın hayatımızda bu sözün karşılığı da ACM yine yapmış diyeceksin olarak kabul etsek yeridir. Bir telif eseriyle karşımıza çıkan yazarları diğerlerinden değerli görmek kimsenin garipsemeyeceği bir davranış olsa gerek. Hele bir de mevcut literatürü faş ederek adımlarını atan müellife denk gelmek biz okur dünyasının en büyük nimetidir. Girmeyi planladığımız ama bir fırsat bulup da giremediğimiz sokakların aslında girmeye gerek yokmuş yada büyütüldüğü kadar olmadığını gösteriyor bize. Mevcut problem diyeceğimiz kitabın konusuna gelirsek bizi bekleyen cevaptan ziyade bir usul şeması olduğunu görüyorum. İlmin çoğu ‘iddianın lazımlarını görme’ düsturunu okuduğumuz diğer kitabında olduğu gibi tutarlı bir şekilde kötülük iddialarına uyguluyor bu düsturu. Bizde hem bir şeyler öğreniyoruz hemde böyle bir yolda varmış diyoruz ve bu sayede diğer karşılacağımız problemlere de bu düsturu uygulama sözü veriyoruz adeta. Sorunun öncüllerini düşündürterek ilerlemeye başlıyor Meriç, bu sayede yarım yamalak itirazı muhalif tarafa geçerek muarızın yerine tamamlayıp cevaplıyor. Böylelikle ağırmış gibi görünen mesele kendi içinde ilerlemeden hafifleyiveriyor. Ardından malumunuz ‘lazımı’ meselesinden bence en kritik yer olan müddeilerin psikolojik algılarına bir sıçrayış yaparak aslında ne düşündüklerini bilseler söylemekten utanırlar seviyesinde bir tahlil yapıyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde mevcut din eleştirilerinin kibirden maskesi kaldırılıyor. İnsanın egosuna yenilişini tam tersi bir sıçrayışla kendi egosunu tanrılaştırarak Yaratıcı’yı yönlendirmeye kalkışının nasıl bir saplantı olduğunu gösteriyor. Ayrıca entelektüel bir okuma olarak mevcut yandaş
Felsefe ve Düşünce
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026306 okunma
Sökülsün At Gözlükleri; Yok edin İnsanın İnsana Kulluğunu
Puan vermedi
Neden bazı kitaplar çok ses getirse de dünya çapında bir klasik halini alamazlar? Neden bazı yazarlar çok övülseler de eserlerinin değeri yine de dünya çapında tanınmaları için yetersiz kalır? Elbette bunlar ve bu sorulara verilecek yanıtlar, bir hakikat iddiası taşımayacak bu incelememde. Ancak bana göre bir eser eğer dünya çapında bir eser olacaksa, evrensel bazı değerlere değinmesi gerekiyor. Bunu sağlayacak olan şeyin de daima bir felsefi bakış açısına sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Şimdi sırayla açıklayayım ne demek istediğimi... Bildiğimiz gibi toplumların kendilerine has gelenek-görenekleri var. Bir toplumda önemsenen şey, başka bir toplumda anlaşılmaz olabiliyor. İşte bir eserin ve yazarın kendi toplumunda çok sevilmesine rağmen, dünya çapında bir yapıta dönüşmesinin önündeki engellerden biridir bu; gelenekçilik. Kendi geleneklerini eleştirememiş, aksine onları körükleyen eserler, kendilerini ülkelerinin sınırlarına hapsederler. İşte evrensellik tam da burada devreye giriyor. Olayın kişilerine değil, o kişilerdeki tüm insanlığa ait meseleleri ele almak gerekiyor. Bu meselelerin ne olduğunu bilebilmek/görebilmek için ise felsefeye dair bir bilgi birikimi gerekiyor. Sofistlerin felsefe tarihi açısından önemini öğrenmiş ve bu bilgileri içselleştirebilmiş olmak gerekiyor. Burada vurgulanan nokta şuydu: Her toplumun kendine ait doğruları vardır, dolayısıyla aslında zamandan mekandan bağımsız bir bilgi türü olarak hakikat yoktur. İnsan bir kere bunu kabul ettiğinde artık kendi toplumunda insanların hayatları pahasına inandıkları şeylerin de aslında birer hakikat olmadığını anlar ve bunu eleştirmeye başlar. Düşünmenin esasen eleştirel düşünmek olduğunu ve özellikle Nietzsche'den beri önüne gelen her şeyi yıktığını anlayacağından, kültürel-geleneğin dogmalarını
Felsefe
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazara Mektup
7/10
·328 syf.··
2021 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2021 15:30
Kitabınızı bir umut için okumak istedim. Çoktan yitirdiğim umutlara bir umut olsun diye. Dicle Nehri kıyısında ölü bir beden kadar soğuk bir taşa oturup sıcak kitap sayfalarını okumaya başladım. Çocukluk yıllarınızı okurken kendi çocukluk yıllarım aklıma geliyordu, çocukluğumda hayaller kurduğum bu nehir kıyısında. Çocukken geleceğe dair kurduğumuz hayalleri filmlerde olduğu gibi kağıtlara yazıp plastik su şişelerine yerleştirip nehre salardık. Nehir şişelerdeki hayalleri engin deniz ve okyanuslara taşıdığı gibi bizi de umut dolu geleceğe taşıyacağına inanırdık. Ama bugün 32 yaşında şunu fark ediyorumki; hayallerimiz ve umutlarımız da o plastik şişelerle beraber bizi terk etmiş. Umutlar bizden çok uzaklara taşınmış. Belki de bir daha dönmemek üzere. Çocukluğumun geçtiği bu Dicle Nehri kıyısı gibi yıkıldı, bozuldu hayallerimiz. Başımı kitabınıza indirip okurken bir kes daha umutla doluyor içim. Yüreğim cesaret ile dolup, gözlerim ışıldıyor. Kendi çocukluğumun izlerini görüyorum satırlarınızda. Güzel anılarınız kadar, kötü anılarınızda da buluyorum çocukluğumu: Botların rap rap sesinde, AS.İZ yazılı başlıklarda. Bot sesleri çocukluğumdan artarak yaklaşıyor gençliğime. İşte o anda tekrar kederle, hüzünle doluyor yüreğim. Umutsuzluk, bir serum gibi işliyor damarlarıma. Etkisi hızla yayılıyor bedenime. O an hatrıma J.J.TOLKİEN'in şu sözü düşüyor. " Umut bu topraklardan gideli çok oldu. KOMUTAN EOMER" Yine de bir umut için kitabınızı okumaya devam ediyorum. Nehrin kirletilmiş sularına karamsarlığımı bırakıyorum " Her zaman umut vardır. ARAGORN" diyerek. Burnuma yanık kokusu, kulaklarıma yanan kitapların çatırdı sesi geliyor. Odanızın ortasında yakılan kitapları görür gibi oluyorum. Kitaplardan çıkan duman odanın tavanından önce
1000Kitap
Özgürlüğün Rengi MavidirCem Seymen · Destek Yayınları · 2020362 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2020 93. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2020 23:18
Şiir, not, şarkı sözü ve defterin dibinden olarak 4 bölümden oluşuyor. Şiirler pek bana hitap etmese de şarkı sözlerini okurken rap yapma derecesine geldim diyebiliriz. Eğlenceliydi "Her insanın kendini aradığı zamanlardaki tutumu başkadır. " demiş yazarımız. Sanırım ben kendimi şiirde arayanlardan değilim.
Defterin DibindenDorukhan Kocaoğlan · 20205 okunma
Hah hah hah! :(
6/10
·88 syf.··
2019 48. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2019 05:11
Kitap tam bir bilmece. Bir olayın, bir kişinin öyküsü yok kitapta. Kitap yas üzerine kurulmuş duygu anlatımından ibaret.İsmi bile şifreli gibi. HAH! Hikayedeki bölüm isimleri keza öyle. Bu anlatımı iyice bilmeceleştiren de yazarın kelimelerle l-ego gibi oynaması. Edebiyat bu değil ya.Cin olmadan adam çarpmaya teşebbüs etmek bu.Cümle mühendisliği,kelimelerle çok anlamlı cümleler oluşturmaktır. O cümleler zor anlaşılıyor olabilir kabul ama o zorluğun ardından bir tat bırakmalı. Tatsız tutsuz bir 90 sayfa okudum.Yazarın değişik bir anlatımı yok,kendine ait bir üslubu da yok.Kendisi rap şarkı sözü yazsa (ki rap müzik çok severim) çok başarılı olabilir ama edebiyat olmamış.Kitaptaki hikayelerin anlatmak istediklerini anladım ama bu sağ elinle sol kulağını göstermek gibi olmuş.Ödüllü bir yazar galiba pek araştırmadım yazarı ama ödülü iyi laf yapmasından ve full 90 sayfa kelime cambazlığından almış olabilir. Sosyal hayatta konuşması da umarım yazı yazması gibi değildir. "Çünkü onlar annelerini erken, babalarını ölümlerine yakın seviyor. Onlar en çok bunu biliyor. Babalarsa sevilmeye gelmiyor. Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor. Buna önce yas, sonra yasa deniyor. Böyle oluyor: Çocuk tüfeği eline alıyor. Namlunun ucunda: okunaksız bir baba. Sonra korkunç şeyler oluyor. Kırık cıncık ve leke. Saçma ve kül. Ve bir de bakmışsın, baba gökte soluk bir amblem. Tedavülden kalkmış delik para.İşte bana da yenik düşürecek bir baba lazımdı. Sütten kesilince gözümden düşürürdüm onu. Kasıklarım tüylenince dilimden düşürürdüm. Ayağı mı kaydı, hemen basardım üstüne, boyum uzardı. Sonra tüfeğimi alırdım elime, bıyığım çıkardı. Sonra sonra, dünyanın rengine kandım, derdim, ah ah ah, ama çok sonra, bu sefer başka bir namlunun uğursuz ucunda: Gençliğin coşkun ve korkunç kanatlarıydı
Edebiyat
HahBirgül Oğuz · Metis Yayıncılık · 2012448 okunma
7/10
·400 syf.·
2019 24. kitabı
Önce kötü tarafları sıralayayım sonra da sevdiğim yerlere geçeyim. İlk olarak kitabın konusunu gerçekten sevdim fakat yeterli akıcılıkla anlatılmadığını düşünüyorum. Çok fazla kişinin gözünden anlatılması hoşuma gitmedi. Gece ve Ali esas çiftimiz olarak tamam ama Ferhat'ın, Sevgi'nin, Uzay'ın ve bir de yazarın bakış açısı vardı. Yani yoldan geçen biri merhaba biraz da ben anlatıyorum bu hikayeyi dese şaşırmayacaktım. Tabi birde neredeyse her bölümün sonunda Ali ve Gece'nin tutukları günlük vardı. Bence bu kadar bölünmüş olması hikayenin akıcılığını baya etkilemişti. İkinci eleştireceğim nokta ise şu şarkı sözleriydi. Üşenmedim saydım 13 şarkı sözü vardı. Belki bir dizi izliyor olsaydım yürüme sahneleri ya da önemli sahnelerin arkasında bu şarkılar sırıtmazdı ama kitap okurken aynı hissi vermiyor bence. Şiir gibi okuyoruz sonuçta. Ayrıca Ali'nın yazmış olduğu yanlış saymadıysam 19 şiir vardı. Yani 397 sayfalık bir roman; 13 şarkı sözü ve 19 şiir. Bu benim için olumsuz olabilir ama sizin için olumludur belki bilmiyorum. Kitabımızın da konsepti olan papatya benim en sevdiğim çiçektir. Bir kaç yıl önce papatyalarla dolu bir düğün hayal ediyordum ve buna rağmen papatyanın üstüne kurulan romantizm bana biraz zorlama geldi.Yani Bunu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama kitabı kapattığımda bir süre papatya görmesem iyi olabilir diye düşündüm. Ve gelelim olumlu tarafa. Rap dinlemeyi severim, hatta ortaokul-lise dönemimde baya dinlerdim. Bu yüzden “rock dinliyoruz baby” kafasından çıkıp da başka bir şey dinliyor olmaları baya hoşuma gitti. Kitapta geçen bir şarkının benim için ayrı bir yeri vardı. Yazarla müzik zevklerimiz baya yakınmış sanırım. Bahsetmeden olmaz en sevdiğim karakter Ali'nin annesiydi. Bazı yerlerde beni baya güldürdü.Her ne kadar çok iyi işlendiğini
Çalışkan ÇocukFatmanur Dereköylü · Epsilon Yayayınevi · 2018111 okunma