8/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:46
Herkese merhaba Primo Levi’nin Boğulanlar Kurtulanlar kitabını bitirdim. Bununla ilgili hemen kısaca bir şeyler yazmak istiyorum. Primo Levi’nin anlattığı şeyler “tarihten bir kesit” gibi değil de, sanki insanlığın sınırına yazılmış bir rapor gibi geliyor. Okudukça şunu fark ettim: orada mesele sadece hayatta kalmak değil, hayatta kalmanın bile başlı başına ahlaki bir yük haline gelmesi. Kitabı kapattığımda aklımda kalan en güçlü şey şu oldu: Kurtulmak her zaman “başarı” değil, bazen sadece şans. Ve bu şansın içinde suçluluk, kırılma ve açıklaması zor bir ağırlık var. İnsan zihni bununla nasıl baş eder, emin değilim. Okuması kolay bir kitap değil, ama zor olmasının nedeni dili değil; anlattığı şeyin kendisi. Bitirdikten sonra hemen unutulacak türden de değil, biraz sende kalıyor, zamanla ağırlaşıyor. Kitapla kalın
Boğulanlar KurtulanlarPrimo Levi · Can Yayınları · 1996188 okunma
9/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 06:25
Uç fikirlerde hapsolmamak için okunması gereken kitaplardan biri. Hele ki kutuplaşmanın kırılgan bir fay hattı üzerinde durduğu Türkiye gibi ülkelerde. James Baldwin, Amerikan özgürlük rüyasının yüzüncü yılında kaleme aldığı bu mektuplarla bize bir rapor, hatta bir göz açıcı gözlük sunuyor. İlk mektup yeğenine; aslında geleceğin çocuklarına. İkincisi ise siyahlara, ötekileştirilenlere ve ezilenlere. Kitap boyunca anlatılanları kendi ülkemin gerçekleriyle kıyaslayarak okudum; zihnim başka türlüsüne izin vermedi. Burada da farklı halklar, kimlikler ve inançlar bir arada yaşıyor. Burada da ihmal edilmiş bölgeler, gasp edilmiş haklar ve eksik bırakılmış özgürlükler var. Baldwin’e göre geçmişi bilmek, onun içinde kaybolmak için değil; geleceği inşa ederken daha adil bir dünya kurabilmek için gerekli. Oysa bugün, değiştirilmiş gerçeklere inanmaya yatkın geniş kitlelerle karşı karşıyayız. Böyle bir çoğunlukla mücadele etmek mümkün mü? Değişimi arzularken onlara dönüşmeden kalmak peki? Yazar ayrıca siyahlar arasında Müslüman hareketlerin neden karşılık bulduğunu da anlatıyor. Çünkü onların sunduğu Tanrı beyaz değil; siyahları değersizleştirmiyor. Dahası, ötekine duyulan öfkeyi bastırmayı şart koşmuyor. Böylece siyah özne, yaşadığı aşağılanmayı inkâr etmek zorunda kalmadan kendine bir yer bulabiliyor. Özgürlük kutlamaları için sanırım hâlâ çok erken. Yine de gelecek kuşaklara onurlu bir yaşam bırakabilmek için mücadeleden, eşitlik talebinden ve dayanışmadan vazgeçmemek gerekiyor. Siyasetten uzak kalmaya karar verdiğim bir dönemde bu kitabı seçtiğim için kendimi ayrıca kutluyorum.
Siyaset ve Felsefe
Bundan Sonrası AteşJames Baldwin · Yapı Kredi Yayınları · 2024144 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·688 syf.··
2026 172. kitabı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu, bağımsızlık aşkıyla tutuşan bir halkın emperyalizme karşı verdiği o destansı mücadeleyi ve modern bir devletin kuruluş aşamalarını bizzat birinci ağızdan, tarihi belgelerle aktardığı bu muazzam eseri büyük bir gurur, minnet ve hayranlıkla okudum. Büyük Önder’in 1919’da Samsun’u tasvir eden o meşhur "Samsun'u çıktım" cümlesiyle başlayan ve 1927’ye kadar uzanan o amansız askeri, siyasi ve diplomatik süreci anlatırken; iç ve dış düşmanlara, cehalete, kişisel hırslara ve çaresizliğe karşı adım adım nasıl bir deha ile karşı koyduğunu telgraf telgraf, belge belge muazzam bir hitabet gücüyle işlemiş. Sadece bir tarih kitabı ya da askeri bir rapor değil; bir liderin milletine hesap verişi, cumhuriyet idealinin anatomisi, devrimlerin felsefesi ve geleceğe ışık tutan bir siyasi başyapıttır bu eser. Kurtuluş Savaşı’nın o cephe arkasındaki siyasi mücadelelerini, Meclis içindeki hararetli tartışmaları ve bir ulusun kaderinin nasıl ilmek ilmek örüldüğünü okurken, özgürlüğün ve cumhuriyetin ne kadar büyük bedellerle kazanıldığını iliklerime kadar hissettim. Bittiğinde ise Türk gençliğine bıraktığı o zamansız, o sarsılmaz ve vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımıza yükleyen "Gençliğe Hitabe" ile insanı gözyaşları içinde bırakan, her bir Türk vatandaşının başucunda durması gereken, sadece geçmişin değil, geleceğin de en büyük, en kutsal rehberi ve ölümsüz başyapıtıdır.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,5bin okunma
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:20
Savaşın ortasında hayatta kalmaya çalışan iki kardeşin hikayesi gibi başlıyor. İlk başta çok soğuk, çok mesafeli ve neredeyse bir rapor gibi yazılmış. Ama okumaya devam ederken yazının ve hafızanın aslında ne kadar güvenilmez olduğunu fark ediyorsun. Kitabı okurken kendine şu soruyu sormayı unutma: 'Bu anlatılanlar gerçekten yaşanıyor mu, yoksa karakterin yaşayamadığı şeyleri kendine anlatma biçimi mi?' İkizlerin arasındaki o kopmaz bağ, aslında göründüğünden çok daha farklı bir şeye dönüşebilir. O yüzden hikayeyi okurken satır aralarında, karakterin 'yalan söyleme ihtiyacına' dikkat et."
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Puan vermedi
David Szalay bu romanıyla 2025 Booker Ödülü almış. Anladığım kadarıyla çok da konuşuldu, epey satıyor. Son dönem dünya genelinde karşılaştığımız bir eğilimin iyi bir örneği "Beden". Düz bir anlatım, edebi dilden kaçınan bir üslup, bir durumu, bir hali nesnel şekilde ortaya koyan, yorumu okura bırakan bir tutum. "Beden", sürüklenen, tabi olan, olaylara yön vermekten kaçınan insanı anlatıyor. Adı da bu yüzden Beden bence. Ana karakter Istvan neredeyse ruhsuz. Karşısına çıkan fırsatları değerlendiriyor. Çağrıldığı yere gidiyor. Talepleri karşılıyor. Ama sanki iradesi alınmış gibi. Bir özne değil de, akıntıya kapılıp giden bir beden adeta. Metin bu insanı bize gösteriyor, onun neredeyse hayatının tümüne tanıklık ediyoruz, ama buna dair ne söylüyor? Böyle insanlar var demenin ötesine geçiyor mu? Romanı sevmeyenler dilinin aşırı düz olmasından rahatsız olmuş. Gerçekten de rapor verir gibi olup bitenleri sıralayan bir dil hakim. Aralarda küçük parlak pasajlar var. Istvan'ın duygu dünyasına nadiren girilen ama bunun dışında tıpkı karakter gibi dil de sürüklenen, yüzeyde gezinin bir üsluba sahip. Ben bunu karakterle ve hikayeyle uyumlu buldum. Hatta bu mesafe hoşuma bile gitti. Fakat dilde bu uyumu yakalamışken beklentim, olay örgüsünün de ilmeklerinin daha sağlam kurulmasıydı. Romanda epey bir olay oluyor, bu anlamda heyecanla ve merakla okuyorsunuz,. Ama benim kast ettiğim o değil. Olaylar arasındaki neden sonuç ilişkilerinin kurguda bir şeye hizmet etmesi. Bir dolu çarpıcı olayı ardı ardına sıralayınca bu sürükleyici bir roman yazmanızı sağlar ama bir anlam doğurmayabilir. Yazar, bu sürüklenen insanın hikayesini bize gösterirken, ne demeye çalıştığını, sözcüklere de dökmeyi tercih etmediğine göre, belli olaylar arasında bağlar kurarak yapabilirdi ama onu da yapmamış.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026319 okunma
10/10
·242 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 22:55
25 Nisan 1915'te başlayan çıkarma harekâtı için Harp Tarihi Şubesi'nin o dönem ilkin yarbay sonra albay olarak görev yapan Mustafa Kemal Atatürk ten hatıralarını yazmasını istemesi üzerine yazılan rapor. Raporda; 19. Tümen Kumandanlığı'na atanmasından başlayarak Arıburnu'na yapılan ilk çıkarma günü olan 25 Nisan 1915 tarihinden itibaren, Anafartalar Grup Kumandanlığı'na atanma tarihi olan 8/9 Ağustos 1915 tarihine kadar olan süreçte yapılan savaşlar ve gelişen olaylara yer verilmiştir. Bu kitap ise, Uluğ İğdemir in 1968 de hazırladığı eser ile Genelkurmay tarafından basılan raporun mukayesesi ve sadeleştirilmiş halidir.
Tarih
Arıburnu Muharebeleri RaporuMustafa Kemal Atatürk · Kopernik Kitap Yayınları · 2018147 okunma