Yeryüzünün tüm nimetlerini serin böyle birinin önüne; (birini suyun yüzeyine yalnızca hava kabarcıkları çıkacak kadar iyice batırdığınız gibi) mutluluğa batırın onu; kendisine öylesine bir ekonomik rahatlık verin ki, yatıp uyumaktan, börek çörek yemekten, insan oğlunun tükenmemesi için çalışmaktan başka yapacak bir şeyi kalmasın... ama genede bir insandır o, yalnızca nankörlüğünden , bayağılığından bir sürü iğrençlikler yapacaktır... Bütün bu güzel, olumlu şeylere sırf kendi muzır hayallerini katmak için, börekleri çörekleri bile tehlikeye sokacak, bile bile, en iğrenç şeyler, hiçte ekonomik olmayan saçmalıklar isteyecektir. Özellikle de, (bu çok önemliymiş gibi) insanların hâlâ, doğa yasalarının istediği gibi bastığı, takvim dışında başka hiç bir şeyin istenemeyeceği zamana kadar da basmakla gözdağı verdiği piyano tuşları olmadığına, hâlâ insan olduğuna kendini inandırmak arzusuyla, olmayacak hayallerini, en bayağısından aptallıklarını kendinde saklı tutmak ister. Oysa, gerçekten de, piyanonun tuşları kendisi olacak olsa, bu ona doğal bilimlerle, matematikle kanıtlanmış olsa bile aklını başına toplamaz, inadına, sırf nankörlüğünden, özellikle kendi dediğinde diretmiş olmak için, tersine bir şeyler yapar. Gel gelelim, bunu yapmaya gücü yetmezse bu kez kafasında bir yıkım, kargaşa yaratır, çeşitli acılar hayal eder... genede kendi dediğinde ısrar etmiş olur! Dünyaya lanetler yağdırır; sadece insan lanet okuyabildiği için de (onu öteki canlılardan ayıran en önemli özelliğidir bu insanın) belki de yalnızca lanet okumakla amacına ulaşacaktır, yani piyano tuşu değil de bir insan olduğuna gerçekten inanacaktır! Bütün bunların da listeden okunabilceğini; kargaşanın da, karanlığın da, mantığın da, lanetin de orada olacağını söyleyecek olursanız... o durumda insan ilk iş olarak