O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık, içimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Eksildim ben, azaldı içimdeki su
Yeşermiyor cümlem.
Oysa
Ben senin bir kimsenin, sensin esin.
Buna inandım uyudum,
Uyandım bununla durdum.
Narın içinde canım niye kanıyor?
Ben seninle uzun bir araf yaşadım
Ölümlere gittim geldim diyor.
Sığmam dünya yüzünde bir yere artık.
Nereden geçsem benim değil, kalamam bir yerde.
O demiyor, ben diyorum. Demiyorum, yağmur diyor.
Sana sarılmış kalmış ilk günüm ben.
Böyle demişim o gün
bugün öyle diyor.
O günden bir yağmur çiçeği, önümde duruyor.
"Adaya çıkar çıkmaz, elimi yüzümü yıkar yıkamaz, evin bahçesine kabak ekeceğim. Ondan sonra da her gün kendi elimlen kabak çiçeği dolması yapacağım, işte nah böyle de," karnına vurdu, "işte nah böyle de karnımı şişireceğim."