“Elimi Tut, elime tutun, elimden tut, elimde tutkun”
Diyerek başlamıştı bu güzel esere ve aynı güzellikle de son bulmaktadır. Aslı Biçen’in okuduğum ikinci kitabı ve iki kitap da beni çok etkiledi.
Metis Yayınevi çok kalite yazarlarla bizleri tanıştırıyor (Konuya nereden başlayacağımı bilemedim). Şahsen Türk Edebiyatını geleceğe taşıyacak çok değerli yazarları Metis Yayınevi’yle tanışma fırsatı buluyorum. Ayhan GeçginSema KaygusuzAslı BiçenAyşegül DevecioğluBirhan Keskin ve aklıma gelmeyen diğer yazarlar ve şairler. Umarım gelecek nesillere de bu değerli eserleriniz aktarılır ve değeriniz bilinir.
Eser, bireyin iç dünyasıyla yüzleşmesini ve hayatla kurduğu kırılgan ilişkileri ele alır. Bir çok sayfasında kendimle de karşılaştım. Bazı sayfaları iki kere okumak istedim. Beni ittiği derinliğin daha da derinliğini hissetmek istedim. Bazen bir sayfanın içinde belki saatlerce kayboldum. Böyle yoğun edebiyat ve betimlemelerin olması beni daha heyecanlandırıyor. Dilin üslubu ve akıcılığı, ancak kitabın akıcılığı demek doğru değil ama buradan kitabın kötü olduğu anlamına gelmesin. Yazının, olayların, betimlemelerin ve bellek temaların akıcılığı.
Kitapta cinselliğini yitirmiş bir adam ve deliliğe sürüklenen bir kadının imkansız ilişkisi üzerinden anlatan güçlü bir şiirsel metin diyebilirim. Aslı Biçen , sade ama yoğun bir dil kullanarak insan ruhundaki karmaşıklığı derinlemesine işler.
Ana karakterin hayat yolculuğu, okuru duygusal bir sorgulamaya sürüklüyor. Belki de bu noktalarda çok etkilendiğim için sayfalar arasında kala kaldım, çıkmak istemedim. Sanki benim olmam gereken yerlermiş.
Eserdeki içsel monologlar ve karakterlerin aralarındaki ilişkiler, insanın kendi varlığıyla olan bağını sorgulayan bir anlatı sunmaktadır.
Sevgili Aslı Biçen ve senin gibi güzel yazarlar. İyi ki varsınız…
Kitapta
Aslı Biçen’in “Tehdit Mektupları” adlı kitabı, 1977 ve 1980 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen askeri darbe sırasında yazılmış bir dizi mektuplardan oluşan mektup-roman türü bir eserdir. Kitap, karmaşık ve katmanlı bir anlatı sunarak bir grup insanın içsel dünyalarını, ilişkilerini ve varoluşsal sorgulamalarını ele almıştır. Aslı Biçen’in okuduğum ilk kitabıdır. Yazar bireylerin yaşamları boyunca karşılaştıkları baskı, tehdit, korku ve belirsizlik temalarını işlemiştir.
Sağ görüşlü bir ailenin kızı olarak yetişen Ülkü Öncü avukattır, Cihan Perver adında sol görüşlü genç üniversite öğrencisinin davasına bakmaktadır ve dava sürecinde baktığı kişinin kardeşi olduğu ve öz babası olarak bildiği Ertuğrul Öncü’nün gerçek babası olmadığını öğrenir. Cihan Perver’in babası Bahattin Perver’in aşık olduğu kadından kızıdır.
Kitap, bir dizi mektup aracılığıyla anlatılır ve bu mektuplar, karakterlerin birbirine yazdığı ya da bazen kendilerine yazdıkları tehdit dolu yazışmaları içerir. Ancak, bu tehditler yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve duygusal boyutlarıyla da derin bir etki yaratır.
Romanda, aşk, tutku, hasret, özlem , mücadele ve vicdan duygularına fazlaca yer verilmiştir. Romanın üslubu, yoğun ve düşündürücü olup, okuru karakterlerin iç dünyalarına derinlemesine bir yolculuğa çıkartır.
Geçmiş zamanda büyüklerimden Askeri Darbe zamanını çok fazla dinlemek, konularla ilgili gerekli filmler, diziler ve kitaplar okumaktan gerek olsa, Olayların iç örgüsüne ulaşmak için sanki o zaman da yaşıyormuş hissi verdi. Beykoz’u anlatırken o yemyeşil denize yakın dar ve eski sokakları gözümde canlandı. Ankara’yı anlatırken hep yaşadığım o gri puslu havayı hep hissettim.
Mektup-roman türünde okuduğum en iyi eserlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Puanımı 10 verdim
Kasım 2011 yılıydı. Anneannem (Fecirem) ölmeden bir ay önce bizde kalmıştı. Aklıma birden bir soru geldi: Anneanne 38 yılını hatırlıyor musun? Hatırlamaz olur muyum! Babam beni ve kız kardeşimi at arabasının arkasına bindirip hemen bizi köyden (Tornova Köyü) uzaklaştırdı. Babama sorduğumda bizi nereye götürdüğünü söylemedi. Sadece şu tepenin arkasına gitmek zorundayız demişti. Nereye geldiğimizi hatırlayamıyorum ama sonrasında Sakarya’da olduğumuzu hatırlıyorum. Yıllar geçti ve burada kaldıktan sonra tekrar kendi köyüme Dersim’e Tornovaya dönmüştük.
Bana anlattıkları sadece bu kadardı. Keşke yıllar önce bu soruyu sormuş olsaydım, belki yaşanmış tüm anıları biriktirebilirdim.
Ve Şubat 2012 yılında sevgili Murathan Mungan bu projeyi ele almış. Kitabı çok uzun bir zaman sonra okumuş olmanın derin hüzünleri içerisindeyim. Ama bir o kadar da mutluyum ki bu şahane yazar ekip kadrosunu bir araya getirmiş Murathan Mungan. Her bir yazarın dili, anlattığı hikayeler beni derinden etkiledi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Büyük cesaretle yazılmış bu hikayeler; gerçek olayları anlatmak büyük bir erdemliktir. Yüreğinize sağlık…
Yazılacaklar çok ama anlayacak yürekler ne kadar?
Ayhan Geçgin🩵
Ahmet BükeYalçın TosunCemil KavukçuBehçet ÇelikAyfer Tunç🩵
Burhan SönmezHatice MeryemŞule GürbüzHakan GündayAyşegül ÇelikHaydar KarataşMurat Yalçın (Editör)Karin Karakaşlı
Bir inceleme değil…
Kitaba güzel insanlardan tavsiye alarak başladım. Şu anda 10. Günümdeyim GERÇEKTEN sigarayı bırakmak isteyenler için tavsiye edilir.
Çocukken omuzlarından inmediğim, bana sürekli kitap okumam konusunda en büyük katkısı olan ve hayata bakış açısıyla beni her zaman etkilemiştir Ayhan Geçgin abim. İlk kitabı Kenarda ile bize güzel süpriz yaptı. İlk kitabını okurken sevgili kuzenime şunu söyledim; “ kitap çok güzel ama biraz felsefi ağırlıkta sanki” ama sonraki kitaplarında biraz daha yalın anlatıma geçmişti, ancak edebi-felsefi konusunda hiç vazgeçmemiş. Olsun yine de kitaplarını seviyorum ve hepsini büyük zevkle okudum.
Kitaba gelince Bir dünyanın mesafeli dili ve uzlaşmaz üslubuyla yazılmış kısa ama yoğun edebi-felsefi roman. Yakın tarihin travmatik olaylarını bir kıyamet atmosferinde anlatmış. Anlatmaktan ziyade bilinçte yarattığı tahribatı sergileyen, yaralı bir zihne yoğun bir dil ve dille iç içe geçmiş bir kurguyla nüfuz eden çok etkileyici bir roman bence.
Ayhan Geçgin her kitabında kendine özgü bir dili burada da yaşatmaktadır. Kitap kısa ve çok hızlı bir akışa sahip ancak zamanlar arasında çok hızlı geçişe sahip olduğu için bazı noktalarda şaşkınlık hissi uyandırabilir. Rayber adında gerçekten dünyalar arasında sıkışmış kalmış bir kişiyi kompozite etmektedir. Betimlemelerin daha seyrek ancak her konuya vurguların çok olduğu bir roman.
Edebi-felsefi alanda değişik dünyalarda yer almak isteyenlere güzel bir eser diyebilirim