büşra

7/10
·266 syf.··
2020 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 13:40
·
yılın son kitabı iki bin yirmiye de yakışacak bir şekilde distopik bir roman oldu. kitap hakkında yazılanlara bakarken kitabın distopik mi ütopik mi olduğuna dair kararsızlıklar yaşandığını gördüm. kitap kesinlikle distopikti bence, yaratılan dünyada her ne kadar insanların hepsi mutlu, konumundan memnun, hastalanmayan, duygusal acı çekmeyen kişiler olsa da içlerinde kocaman bir boşluk vardı. insanların duygusal anlamda değerlendirilmesi gerektiğine inandığım için bana göre bu tarz bir dünya kesinlikle distopikti. son derece gelişmiş bir toplumun insanı üretme süreci ve bu süreçte kişileri alfa epsilon delta beta gibi gruplara ayırarak her bir bireyin olduğu konumdan mutlu bir şekilde hayatına devam edebilmesi için uykuda telkin yoluyla şartlandırıldığı bir evren cesur yeni dünya. doğum, ölüm, yaşlanma, hastalık, acı gibi kötü olan her şey bu evrende yok hatta bu son derece ilkel ve aşağılayıcı görülüyor. “anne- baba”, “doğurmak”, “tek eşlilik” gibi kavramlar duyulduğunda bile bireyde tiksinmeye neden oluyor. tabii anlatılan bu evrenin dışında bir de vahşiler var onlar da aslında günümüz insanları. bizler gibi anneleri tarafından doğruluyor, büyüyor, aşık oluyor, hastalanıyor ve ölüyorlar. vahşi topluluğundan bir anne ve oğul cesur yeni dünyaya geliyorlar ve bu farklılık sonrasında yaşananlar anlatılıyor. bence düşünülen evren genel distopyalardan daha farklı ve uzak bi ihtimaldi. okuduğum diğer distopyalar aslında o an yaşanıyor ya da yaşanmak üzere olduğu çok belli olan distopyalardı ama bunu okurken anlatılan şeyler biraz daha uzak geldiği için dehşete düşseniz bile biraz daha rahat hissederek okuyabiliyorsunuz. iyi okumalar.
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

büşra

, bir kitap okudu
7/10
·266 syf.··
5 günde okudu
·
2020 37. kitabı
·
Aldous Huxley
7.4/10 · 73,3bin okunma
8/10
·172 syf.··
2020 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2020 17:10
·
otomatik portakalın incelemesi benim için iki bölüme ayrılıyor. ilk bölüm kitabı beethoven dinlemeden okuduğum kısım ikinci bölüm ise beethoven dinleyerek okuduğum kısım. ilk kısımda kitabı okurken yaratılan dünya beni çok rahatsız etmişti, çünkü şiddet, tecavüz, kan vs. derken gözümde canlanan sahneler içimi pek açmadı doğal olarak. o yüzden birkaç gün kitaptan uzaklaştım, geri döndüğümde karakter alex’in sürekli beethoven’ın dokuzuncu senfonisini dinliyor olmasını göz önüne alarak ben de açtım ve dinlerken okumaya başladım. nedense bunu yaptıktan sonra kitap benim için akmaya başladı. Yazar kitabı tamamen filmleştirmek için yazmış bence çünkü gözümde canlanan sahneler ve o sahnelerin mekanik bi şekilde akıyor olması kesinlikle film izliyormuşum gibi hissettirdi. mekanik bi şekilde akıyor derken demek istediğim şey yaşanan olayların tık tık tık tadında gittikçe yükselerek artması. dokuzuncu senfoni yükselirken alex’in duygularının da aşamalı bir şekilde yükselmesi ve isyan etmesi, maruz kaldığı deneyler ve yaşadıkları olaylar derken kitap beni ele geçirdi ve senfonilerle kitabı da bitirmiş oldum. gözümde canlanan sahneleri kubrick nasıl görmüş deli gibi merak ediyorum en kısa zamanda onu da izlerim. kitabı hala okumayanlar varsa kesinlikle dokuzuncu senfoniyi açarak okumaya başlasın muazzam bi senkron içinde ilerlediklerini fark edeceksiniz, umarım siz de seversiniz. iyi okumalar
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
9/10
·520 syf.··
2020 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 16:01
·
martin eden son yıllarda aklıma düşmüş bir kitap, ara ara aklıma gelip bi ara alsam da okusam dediğim bi kitaptı yani ve sonunda okudum. hayatının ilk yirmi yılını kendi tabiriyle makine gibi çalışarak geçiren bir gencin burjuva hayatına ansızın gelişen bir olayla atılması, aşık olması ve bunların sonucunda kendi sınıfını aşarak üst sınıflara ulaşma isteği anlatılıyor. konuşulan derin düşünceleri anlamayışından hayıflanarak günde sadece beş saat uyuyup deliler gibi kitap okuyarak aldığı her bilgiyi kafasına işleyip mükemmel bir yazar olacağına olan inancını da yanına alarak müthiş bir mücadele veriyor martin eden. yazarlıktan para kazanarak sevdiği kadınla mutlu bir yaşam sürmek istiyor ama bu hayaline ulaşmasının çok uzun sürmesi ona çevresindeki insanların yok olmasına patlıyor. hayal ettiği ve istediği ne varsa ulaştıktan sonra ulaşmak istediği sınıfın aslında bir hiçlikten ibaret olduğunu fark etmesi onu yoğun bir çöküşe sürüklüyor, mücadelesinde kaybettiği her şeyin geri gelmesi bile ona aradığı anlamı veremiyor. kitabın büyük çoğunluğu karakterin içsel düşüncelerinden meydana geliyor. martin’in karakterinin bu denli anlamlandırılması martinle tamamen bütünleşmenizi sağlıyor. bi yerden sonra martin’in yazdığı hikayeleri, makaleleri editörlere gönderip aldığı red cevaplarına martinle birlikte anlam veremiyor ya da yeni yazdığı bir hikayeyi sevgilisine okurken kızın vereceği tepkiyi heyecanla bekleyip umduğunuzu bulamadığınızda sinirleniyorsunuz. karakteri çok iyi tanıdığınız için ve bütün içsel çatışmalarına yoğun betimlemelerle tanık olduğunuz için unutamayacağınız bir karakter olduğunu düşünüyorum. martin’in ulaşmak istediği hedefe ulaşıp çöküşüne doğru giden yolda ona hak verdiğim birçok yön oldu, kendine seçtiği sonu her ne kadar bekliyor olsam da bunu ifade
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
7/10
·148 syf.··
2020 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2020 22:44
ernest hemingway okumak istediğim yazarlardan biriydi. yaşlı adam ve deniz kitabıyla başlamak benim için iyi oldu en azından yazarın diline dair “kopuk” kavramını anlamlandırmak için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum. kitabın dili söylenenin aksine nereye gittiği belli olmayan tarzda değildi bence, uzun bir süre boyunca aynı ortamda bulunan bir karakterin içsel hesaplaşmasının yer aldığı bir film gibi canlandı kafamda. ihtiyar bi denizcinin balık tutmak için açılıp çok büyük bir balığı yakalaması sonucu balığın ölmesini beklerken aklından geçenleri, kendi içindeki çatışmaları ve iki üç gün süren mücadelesini anlatıyor yazar. ana karakterin yaşlı olmasından mı kaynaklı bilmiyorum ama okurken adamın düşündüğü her şey beni hüzünlendirdi, yalnızlığını denizle, kendiyle ve balıkla konuşarak geçirmesi, önceki yaşantılarından bahsetmesi kitabın akıp gitmesini sağlıyordu. zaten çok uzun bir hikayesi yok ve büyük puntolarla basılmış bir kitap o nedenle iki üç saat gibi bir sürede okunabilir, sizi alıp gulf streame kapılan denizcinin yanına götüreceğine eminim, iyi okumalar.
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma