büşra

6/10
·143 syf.··
2020 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2020 21:19
carl gustav jung daha önce okumadığım bir yazardı bu kitabıyla başlamakla hata etmişim çünkü kitabı anlamlandırmakta çok zorlandım. jung gerçekten öğrenmek istediğim bi kişilik o yüzden tek kitapla onu okumaktan vazgeçmem yakın bi zamanda başka bir kitabına da bakacağım. kitapta arketiplerden bahsedilirken mitlerden, masallardan, kutsal kitaplardan yararlanılıyor ve bunlar o kadar karman çorman bir şekilde birleştirip sentezleyerek cümleye dökülmüş ki miti anlayamadan arketipe bağlanmış bi şekilde o yüzden ben çok sık koptum kitaptan. anlayabildiğim kısımlarda gerçekten keyif aldım ama sürekli soyut bir şekilde ilerlemesi az önce de dediğim gibi beni çok zorladı, ön okuma gerektiren bi kitap bence tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum en azından bi beş yıl sonra falan yani. ön okumanın dışında ileri okuma da yapılmalı bence mesela ben kitabı ara ara bırakıp konu hakkında araştırmalar yaparak biraz daha anlamlandırma çabasına girdim bu okumalar biraz daha yardımcı oldu ama tam olarak değil :/
Edebiyat
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,682 okunma
Reklam
6/10
·200 syf.··
2020 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2020 21:08
karen horney'i ikinci sınıfta öğrenirken kadın bi kuramcı olması çok hoşuma gitmişti çünkü o güne kadar genel olarak kuramcıların çoğu erkekti ve karen horney dönemin şartları gereği baya bi zorluk yaşayan bi kadınmış ilk başlarda freudla benzer bi yolda ilerlerken bi süre sonra anlaşmazlıklar çıkıyor ve kendi kuramını oluşturuyor. hayatını okurken bu güçlü tavrından etkilenmiştim o yüzden kendisine karşı zaten sıcak bi hissim vardı, horney deyince aklımıza direkt nevrotiklik geliyor zaten kitapta da nevroz kavramını çeşitli etkenlerle açıklıyor. Hem nevrozların genel yapısından bahsediyor nasıl oluştuğunu anlatıyor hem de nevrotik insanların duygularını tanımlıyor. suçluluk, acı çekme, rekabet, güç ve cinsellik gibi birçok kavramla bağdaştırarak kendi kuramının oluşumunu ve nevrozla bağlantısından bahsediliyor. kitabı yavaş yavaş okumak gerekiyor çünkü bazen ağır olabilecek bölümleri de vardı dili çok ağır olmamasına rağmen yine de anlamanın zor olduğu cümleler de mevcuttu. ben kitabı severek okudum bildiğim şeyleri pekiştirdim bilmediğim şeyler öğrendim ve o dönemlerde insanlar bu kadar nevrotikse şu anki şartlar altında nasıl kafayı yemiyoruz diye uzun uzun düşündürüyor kitap. benim söyleyeceklerim bu kadar, iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Çağımızın Nevrotik KişiliğiKaren Horney · Sel Yayıncılık · 20201,190 okunma
6/10
·152 syf.··
2020 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2020 21:07
çocuğun gözüyle dünya kitabını okuyordum normalde piaget'nin, ama nedense o beni bi boğdu o yüzden yarıda bıraktım bunu okuyayım dedim tabii onu okumaya devam ederim tekrar elime almak istediğimde. kitabımıza geçecek olursak sadece eşcinsellik üzerine yazılmış şeyler yoktu farklı konular da vardı mazoşizm, sadizm vs gibi konular. alfred eşcinselliği bir sapıklık olarak görmüş ve bunu kanıtlamak için yazmış ilk bölümü, yazdığı dönemde kabul gören şekli bu olduğu için böyle yazdığını düşünüyorum o yüzden adamı yaftalamak istemiyorum. görüşlerine katılmıyorum okurken de saçma buldum açıkçası ama günümüzde bile nasıl bi durum olduğu tartışılırken o dönemde çoğunluğun böyle düşünmesi de normal. kitabın bu kısmını bu nedenle beğenemedim ama kalan konularla ilgili olan kısımlar bence gayet güzeldi, anlaması kolaydı aslında ama bazı cümleler böyle put gibi kalmıştı dümdüz anlamlandırmayı zorlaştırıyordu. çeviriden kaynaklı da olabilir bi kısmı ama genel olarak adamın diliyle alakalıdır diye düşünüyorum. genel anlamda aşırı bayıldığım bi kitaptı diyemem ama kendisi önemli bi kuramcı olduğu için diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum. iyi okumalar herkese
Edebiyat
Eşcinsellik ÜzerineAlfred Adler · Say Yayınları · 2020182 okunma
8/10
·98 syf.··
2020 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2020 21:07
kasım ayının ikinci kitabını yine alandan bi şeyler okumak istediğim için freuddan seçtim. kitaba başlamadan önce kitabın zor olduğuna dair birçok yorum okudum ama zaten kısa bi kitap olduğu için başlamayı tercih ettim. gerçekten zor bi kitaptı (her ne kadar freud kitabın bi bölümünde yazdığı en anlaşılır kitap olduğunu söylese de) ya da bana göre zordu bilemiyorum. ama yavaş yavaş sindirerek okuduğunuzda anlayamayacağınız bi kısmı olduğunu düşünmüyorum. ki bunu gerçekten anlayarak okuduğunuzda kitaptan müthiş bi tat alıyorsunuz bence. paylaştığım fotoğraflarda da göreceğiniz gibi tak tak söylenmiş müthiş cümleler vardı kitapta, genelinin altını çizme isteği uyandırdı bende. konusuyla ilgili pek bi şey söyleyemiyorum uygarlığın huzursuzluğu ana başlığı altında alt birçok başlığı içeren içsel bi konuşma gibiydi demem yeterli. ilgisi olanlar okumalı bence dediğim gibi ben severek okudum, umarım siz de seversiniz
Edebiyat
Uygarlığın HuzursuzluğuSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20203,985 okunma
9/10
·432 syf.··
2020 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2020 21:06
kitapları okumasına okuyorum da buraya yazamıyorum bi türlü. nietzche ağladığında aslında okumayı ertelediğim bi kitaptı çünkü nedensiz bi önyargım vardı kitaba karşı. ama alanla ilgili olduğu için artı yalom yazdığı için bi şans vereyim dedim. ve kitaba bayıldım direkt yani neden okumamışım dedim ilk on sayfadan itibaren. hem psikanalizin dönemine dair bilgiler barındıran hem de asla sıkıcı olmayan bi anlatımla hikayeleştirilmişti. breuer'den, freud'dan, nietzche'den ve daha birçok kişiden bahsedildi, bahsedilen kişilerin gerçek olması hatta hikayenin belli kısımlarının da gerçek olması kitaba daha çok bağladı beni. breuer e karşı olan tavrımda değişiklik oldu mesela danışanına aşık olmasını farklı bi açıdan görmek iyi hissettirdi. ayrıca freud'a daha çok ısındım, nietzcheyi merak ettim. psikanalizin ortaya çıkışına dair okuduğum şeylere nazaran bu kitaptaki hikayeleştirilmiş anlatım olanları daha iyi kavramamı sağladı mesela. danışan ve danışman ilişkisinde her ne kadar bize öğretilenin aksine danışanla danışman sınırının bilinmesi kuralının kitapta hiçe sayılmasına (ki asıl olay bu zaten) dair bi örnek görmek açısından da faydalandığımı düşünüyorum. gönlüm bu hikayenin gerçek olmasından yana keşke nietzche yoğun migreni ve ümitsiz ruh haliyle breuer e gelseydi ve onların birbirlerine dertlerini anlatmalarıyla başlayan dostluklarına dair daha fazla şey öğrenebilseydim. yazar üstüne basa basa yaşanılanların gerçek olmadığını söylese de kalbim dinlemiyor. benim gibi okumayı erteleyenler varsa eğer gerçekten anında okumaya başlamalı. seveceğinizin garantisini verebilirim, iyi okumalar
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Reklam