Ancak travma yaşayan insanlar, bedenlerinin içinde de güvensiz hisseder. Geçmiş, acı verici içsel bir rahatsızlık biçiminde canlıdır. Bedenleri sürekli iç organlardan gelen sinyallerin yağmuruna tutulur, bu süreçleri kontrol etme çabası karşısında ise genellikle içsel duygularını göz ardı etme ve içerde olan bitene karşı hissizleşme konusunda uzmanlaşırlar. Kendilerinden saklanmayı öğrenirler.
Kronik çocukluk dönemi travması yaşayan bireylerdeki öz farkındalık eksikliği bazen öyle şiddetli olmaktadır ki aynaya baktıklarında kendilerini tanıyamazlar. Beyin görüntüleri bunun salt dikkatsizlik sonucu olmadığını göstermektedir. Kendini tanıma görevi üstlenen yapılar, kendilik deneyimi ile ilgili yapılarla birlikte bozulmuş olabilir.
Ben üç tane şehri ayrı bir seviyorum; birincisi Roma, ikincisi İstanbul, üçüncüsü İsfahan. Roma ve İsfahan çok iyi korunmuş durumdalar; ama aynı şeyi İstanbul için söylemek mümkün değil. Benim anladığıma göre Roma ve İsfahan'da barbar istilaları sona ermiş ama İstanbul'da halen devam ediyor. Yani yapılara dikkat edilmiyor, kanunlar ihlal ediliyor. Mimar olduğunu iddia edenler var, olur olmaz şeyler ortaya çıkarıyorlar. Ve yeryüzünün en değerli yerlerinden biri harap ediliyor.