Civardaki bir köyden güçsüz, ihtiyar bir karı koca sıkça bu mezarı ziyaret eder. Bu iki ihtiyar, birbirine yaslanarak, zayıf adımlarla yürür. Demir korkuluğa sokularak yere kapanır, sonra diz çökerler. Uzun uzun, kederle, acıyla ağlarlar. Altında oğullarının yatmakta olduğu suskun taşa uzun uzun, sevgiyle bakarlar.
Birinci Dünya Savaşı'nda biz bir vatan ve millet olduğumuzu ispat ettik. Vatan için savaşan, millet için ölen insanlar başka yerde yoktur. Uzun savaşlarda gençlerimiz, zanaatkârlarımız, çiftçilerimiz, eli ayağı tutan herkes şehit oldu. Dört yıllık bu savaş, bize milli bir bilinç kazandırdı ve Cumhuriyet'i de işte bu bilinçle kurduk.
'Bu şart mı ?' diye sordum Büyük Efendi' ye. ' Sürgün ya da hapis cezası kâfi olmaz mı ?'
... 'Lüzumsuz merhametin yol açtığı felaketlerde acı çeken masumların çığlıklarını duymak istemiyorum artık.'