Annemin hikâyesi acıklıydı
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 13:18
“Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikayeleri de acıklıydı…” Bu cümle çok yordu beni yıllarca hep anlamaya çalıştığım yaşarken farkında olmadan bu benim benim başıma neden geliyor, bu insanları neden çekiyorum soruları birden hem bu kitap özelinde hem de bu zaman kadar bir kaçında Seninle Başlamadı , Beden Asla Yalan Söylemez cevap bulsa da yine de döngüyü değiştirmek epey zaman almıştı. Ben nerde yanlış yapıyoruma o kadar çok kafa yordum ki bu büyük resmi görmek zaman aldı, epey bir zaman… Sorun unutma yetisini kaybetmek mi? Yoksa; Köklerinden gelen genetik ve kadersel mirası kabul etmek mi? Bence zamanla bunları anlayıp özümseyip redd-i miras yapmak! Kulağa kolay gelir elbette ama bu döngüyü kırmak için bir çok bedel ödemiş artık hayatının büyük bir kısmını bu bilinmezlikte, acı da ya da felaketle yaşamış bir insan için yürek hafifleten bir umut olabilir. Önemli olan başımıza ne geldiği, hayatımıza giren insanların bizde açtığı yaralar değil deyip ben bu insanları bu olayları neden yaşıyorum diyip deşmek buraları kitabın bir yerinde seçilmiş yalnızlıktan dem vurmuştu ya Ayfer Tunç bence de bir süre bu yalnızlıkta ya da tek başınalıkta o dingin kendine dönme süreçlerinde gözlerimizi içimize çevirmek, gerçekten bakmak, gerçekten görmek… “Unutamayan bir belleğin kişisel muhasebesi, hayata rengini veren otuz yıllık güçlü bir aşkın anatomisi ve bir ülkenin toplumsal panoraması” diye yazmış ya yazarımız bence bir çok aile dizilim şemalarından daha anlaşılır daha açık ve o dönemin sosyolojik atmosferiyle birlikte insanların kadınlara, kadınların meslek hayatlarındaki konumuna, annelik duygularına, yani yine totalde “kadın olmanın” bu topraklarda ve dünya üzerindeki diğer kültürlerde de nasıl yaşandığına tanık
1000Kitap
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Redd grubunun solisti @doganduru 'nun #tanrımpardondermisin adlı #şiirkitabı geçtiğimiz günlerde @gutenbergyayinevi tarafından yayımlandı. Hangi şiiri paylaşsam diye epey düşündüm çünkü çok beğendim hepsini de Ben #miras ı seçtim sizin için... Miras ben kendi ızdırabımım mirasıyım hatıralardan arta kalanların mahkûmuyum ve bu çağ dedikleri çürümenin iflasıyım direnemeyen insanın gözü boyanmış müptelasıyım kendisini bile kandırabilenlerin bedenini kadavraya çevirenlerin mirasıyım Lakin düşünüyorum: Son Tahlil 'de #doğanduru nun dediği gibi: prens prensese prensip gereği âşık mı diye de :) Sen ne dersin @orkungalolar ? Tavsiyeler ve şiirler sizin işiniz
Tanrım Pardon Der Misin?Doğan Duru · Gutenberg Yayınları · 202557 okunma
İslam dîni asla terakkiye mani değildir.
Puan vermedi·480 syf.··
2024 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 13:33
Cumhuriyet dönemi devrimlerin aslında bu dönemde gelişip ortaya konan devrimler olmadığı, bunun bir geçmişinin olduğu, 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletinde gelişen ve giderek artan Batı taklitçiliğinin bir sonucu olduğu vurgulanıyor. Tanzimat'ın ilanı, Meşrutiyet'in ilanı, Islahat Fermanı'nın ilanı, II. Meşrutiyet'in ilanı ve bunların topluma etkileri kısaca ele alınmış ve bunların Cumhuriyet'e götüren unsurlar olduğu vurgulanmış. Batı'ya eğitim için gönderilen şahsiyetlerin kendi toplumunu/medeniyetini hor ve hakir görmeye başladığı, özellikle askeri eğitim veren okullarda yapılan Batıcı reformların daha sonra burada yetişen şahsiyetlerin saltanata ve dîne farklı gözle bakmaya başlamalarına neden olduğu vurgulanmış, din geri kalmışlığın en büyük nedeni olarak görülmüştür. Osmanlı aydınlarının ve Cumhuriyet aydınlarının dîni terakkiye mani bir unsur olarak addetmeleri yeni arayışlara itmiş ve modernitenin, yani Batı taklitçiliğinin hız kazanmasına zemin hazırlanmış ve muasır medeniyet olarak Batı gösterilmiştir. Osmanlı'da askerî yenilgilerden sonra bu alanda yapılmaya başlanan yenilik/taklitçilik daha sonra devletin bütün kurumlarını kapsayacak şekilde ıslah etme çalışmaları şeklinde ortaya konmuştur. Cumhuriyet dönemi de aynen bu taklitçliği devam ettirmiş, din sadece vicdan meselesi olarak görülmeye başlanmış, toplumsal hayattan din tamamen kaldırılmak istenmiştir. Laik devrimler toplumu dinin etkisinden tamamen kurtarmaya yönelik olarak uygulamaya konmuştur. Toplumu en çok yaralayan inkılaplar; kılık kıyafet üzerinde yapılan yenilikle ve şapka devrimi, harf devrimi ve Türkçe ibadet olmuştur. Cumhuriyet devri redd-i miras yaparak Osmanlı Devletini hatta Selçuklu Devletini bile yok saymış, köklerini başka yerlerde arama girişimlerinde bulunulmuş ama bunda da
Cumhuriyet’in İlk Döneminde Dinî Hayat (1923-1938)Fahri Güzel · Muhayyel Yayıncılık · 202314 okunma
Redd-i miras mirası
9/10
·205 syf.··
2023 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2023 00:38
Modernizm, gelenekle olan kavgasından galip çıkınca uzun süre onu gündemine almadı. Bu sayede yok olup gideceğini düşündü. Ancak süreç, bırakın modernizmi haklı çıkarmayı, doğrulamadı bile. Zira bugün karşımızda kapı gibi bir postmodernizm duruyor. Belki postmodernizm, gelenek’in bir galibiyeti değildir ama en azından modernizm’in de geçici hükümranlığına bir darbedir. Zira modernizmin üstünü örttüğü ne kadar vasatlığı varda hepsini aleni olasak ortaya serdi. Bazı düşünürler postmodernizmi bir uzlaşı olarak da değerlendiriyorlar. Ben bu görüşe katılmıyorum. Modernizm’den doğmuş ve fakat baba mirasını inkar eden bir oğul postmodernizm. Tıpki bir zamanlar modernizm’in babası olan gelenek’e yaptığı gibi o da reddi miras yapıyor. Ve soy dededen uzaklaştıkça hakikatine (özüne) olan yakınlığını/uyumunu da kaybediyor. Velhasıl “bu eserin bunlarla alakası nedir?” diyen siteminizde haklısınız ancak benim de böyle yapmakta sebeplerim var. Bu eser, modernizm’in gelenek’in izini silmeye çalıştığı ama silerken de kendi problemlerini dolaylı itiraf ettiği bir eser. Diğer yandan dolaylı olsa da üstü örtülmüş bir özlem içerir. Bu yüzden modernizm’in süreç içindeki durumunu anlatmak zorundaydım. Mesela eserin baş karakteri olan kız, saf bir iyiliktir; ait olduğu evini (özünü) arar. Çünkü oz diyarına ait değildir ve bunu da bilir. (Modern insan gibi, modernizm gibi). Arkadaşları olan korkuluk beyni, teneke adam kalbi ve arslan da cesareti ararlar. Aslında bunların hepsi bir bütündür ve bütünsel bir arayış halindedirler. Dolayısıyla bu metafordan bütün olarak modernzmin arayışını okumak zor değil. Ancak dikkat edin hepsinin umut bağladığı büyücü finalde bir sahtekar çıkar. Buradaki büyücü aslında gelenekteki dindir. Ve sahtekar çıkması onun uydurma/göz boyama olduğuna bir
Edebiyat
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
Üç Devir, Üç Medeniyet
8/10
·224 syf.·
2022 36. kitabı
Kitabı çok beğendim. Bir geçiş döneminde yazıldığı için kendisinden hemen öncesini ve çevreden öğrendiği daha önceki zamanlarını da anlatıyor. Bize uzak bir tarihte yazıldığı için cumhuriyetin kurulduğu dönemi okumuş oluyoruz. Selçuklu ayrı, Osmanlı ayrı, Tanzimat ayrı, Cumhuriyet ayrı bir medeniyet yaratmış. Sonra içinde bulunduğumuz dönemde hiçbiri olmamış gibi redd-i miras yapmışız. O dönemlerin güzellikleri, incelikleri, kültürü, sanatı, inanış yok olmuş. Köksüz bir topluluğuz. Bu kitapta anlatılanlar geçmişte büyük medeniyetler kurulduğunu öğretti bana. Şimdiki halimiz ise ortada. Çağdan çağa her şey değişebiliyormuş, bütün bir yaşama şeklini değiştirebiliyormuşuz. Gömlek değiştirir gibi. Sırada ne varsa bu günden çok başka olacak.
Tarih
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Kültür Bakanlığı · 199014,2bin okunma