Puan vermedi·192 syf.··
2026 5. kitabı
Zeytindağı’na yapılan "İmparatorluk romantizmi" veya "Arap düşmanlığı" adı altındaki eleştirileri reddediyorum çünkü bu kitap, ne geçmişe ağıt yakar ne de körü körüne bir nefret kusar. Yazar aslında Türk milletinin sırtındaki ümmetçilik ve Osmanlıcılık kamburlarını tek tek söküp atarken, Anadolu insanının kanıyla sulanan topraklarda nasıl yabancılaştırıldığını bizlere gösteriyor. "Biz buralarda misafir miydik?" sorusuna bugün bile ideolojik bakışla "Hayır, ecdad toprağıydı" diye hamaset yapanlar, Türk askerinin o çöllerde aç ve sahipsiz bırakılarak arkadan bıçaklandığı gerçeğini saklayamazlar.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,9bin okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
4/10
·352 syf.··
2026 4. kitabı
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu ve o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında sadece fos bir eziğin bulunduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komple cinsel komplekslerden ibaret, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz ve sadece okuyorsunuz işte; Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz kavramsal, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (buna da takmış) filan..." Ya bu arada o ilginç karakterleri okurken bir noktadan sonra "Yazar harbiden yazmalık bazı tecrübeler
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·375 syf.··
2026 4. kitabı
Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi ). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz
Edebiyat
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20173,621 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 10. kitabı
Kasiyer... Epey ödüllü ve sevilen bu kitap, arkadaşımdan gelen güzel bir hediye idi. Severek okudum, bir iki oturuşta siz kendine çekip son sayfaya getirmeden bırakmaz. Gündelik hayatta karşılaşılabilecek olay akışı ve psikolojik irdelemeleri anlatıyor. Kasiyerlik yapan genç bir kadının senelerdir çalıştığı markete ve hatta market çalışanı kalmaya bağımlılık oluşturması gibi bir ruh hali var. Olay akışı gündelik, incelemeler ise derin. Genel olarak toplum baskısı üzerinde durulmuş. Kitabı okuyanların da;insanların evlemeye, düzgün bir işe , çocuk sahibi olmaya zorlanması anlatılıyor şeklinde yorumları var. Evet var ama başka bir konu daha var. Ya kasiyer, duygusal zekası düşük psikolojik sorunlu biriyse? Satır aralarında çok ince ayrıntılarda bunu gördüm. Mesela kardeşinin bebeğine karşı ayrı bir duygusal bağı yok, aile bireylerine sevgi bağı yok gibi bir şey, haksızlıklara karşı öfkesi yok, ne tepki vereceğini bilemediği için iş hayatında (markette) duygusal tepkileri diğer iş arkadaşlarından kopyalama yöntemini seçiyor ki bu yöntem 2-3 yaşlarında öğrenilip sonrasında kendi bireyselliğimize göre şekillenen bir şey. O öğrenememiş. Bu da sadece toplum baskısından bunaldığını değil, duygusal zekasında, sosyal zekasında, çocuk anılarına bakarsak etki tepki dengeleri kurmakta bir eksikliği olduğunu gösteriyor. Bu sebeple başka sorunları olan bir kadına, sadece toplumdan dışlanıyor diye dramatik bir bakış sergilemeyi reddediyorum; çünkü sorunları var. Bekar, çocuksuz, öğrencilerin çalıştığı işte senelerce çalışıp 30'lu yaşlara geldi diye zorbalanması elbette hoş değil, ancak bunu yönetmekte zorlanması başka psikolojik sorunlarını da gösteriyor. Bu sebeple bir iki farklı kararlar alıp yeni denemeler yapıyor. Kitabı çok sevdim, evet insanların başkasına zarar vermediği
KasiyerSayaka Murata · İthaki Yayınları · 20253,689 okunma
Kardesler birbirine kalleslik etmez!!
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 10:24
Herkese selam. Uzun zaman sonra inceleme yaziyorum ve acik konusayim: bunun en iyisi olmasini istiyorum. Cunku bu serinin bende yeri gercekten cok ayri. Daha yayinevi degismeden, Ovguyu kimse tanimazken baslamistim okumaya. Hic beklentim yoktu. Hatta iyi olacagini bile dusunmuyordum; sadece “korsan kurgusu” diye bir hevesle actim kitabi… ve buyuk ters kose yedim. Ilk kitap hala favorimdir. Sonra Ovguyu sosyal medyada gormeye basladik, kendisinin asiri tatli biri oldugunu fark ettik falan ama neyse ben kitaba doneyim. Bu kitap bir final ve ben gercekten sunu hissettim: Sanki bir sey buyudu ve bitti. Kitap bitince duvara bos bos baktim, abartmiyorum. Karakterlerden bahsetmezsem olmaz. Lunu… Ilk kitaptan beri favorimdi. Yasama arzusu, cesareti ve durusu… belki de biraz kendime benzettigim icin bu kadar baglandim, bilmiyorum. Bu kitapta duygularini o kadar net hissettim ki. Gercekten mutlulugu sonuna kadar hak ediyordu. Hodbin… Ilk kitapta birbirlerinden nefret eden iki karakterin bu noktaya gelmesi… Iste bu gelisim. En kurnazlardan biriydi ama bu kitapta Lunuyla birlikte sefkati ve sevgiyi de ogrendi. Bu degisimi izlemek cok guzeldi. Beau… benim masum, uzumlu kekim. (Sokak Nobetcileri okuyanlar ne demek istedigimi anlar bir Bartu hissi var.) Evet, hatalar yapti ama kim yapmaz ki? Zaten cogu karakterin ortak noktasi kabul edilme arzusu. Ben Beau’ya hic kizamadim, hatta bastan beri affetmistim. Sonu biliyordum (spoiler yemistim maalesef…) ama hazirliksiz yakalansaydim beni nasil parcalayacagini dusunmek bile istemiyorum. Bu beslinin eksik olmasi fikrini hala reddediyorum. Dante… basta hic isinamadim. Fazla soguktu benim icin. Ama bu kitapta biraz daha yaklastik. Yine de mesafemiz var ama sunu soyleyebilirim: sen de en iyisini hak ediyorsun. Arm… Ah Arm. Ilk
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
Taşları Yerinden Oynatmak
Puan vermedi·165 syf.··
2026 19. kitabı
Etrafım İsmet Özet severler ile çevrili olduğu için zülf-ü yare dokunmaktan hep endişe ediyorum; düşündüğüm, konuştuğum, yazdığım her şeyde üstümden atamadığım bir otosansür ağırlığı var. İstemsiz bir şekilde yukarıdaki hali tarif etme çalışmam; aslında bu kitabın benim açımdan incelemesi olacaktır. İsmet Özel iddia eder ki; kendisi herkesi ilgilendiren sorunları olabildiğince anlaşılmak arzusuyla kaleme alır. Ama kendisinin berrak olduğunu iddia ettiği çözümler anlaşılmaz ve yetersizdir (konu benim kabiliyetim ve kapasitemden kaynaklı olabilir; aksi gösterildiğinde kabul etmeye her zaman hazırımdır). Eğer birisi derse ki; İsmet Özel'in sağladığı taşları yerinden oynatmaktır ve bu vazifeyi gerçekleştirmiştir. Bu benim için anlaşılabilir olacaktır. En azından ilk cümlede ifade ettiğim gibi etrafımdaki İsmet Özel severler güzel, farklı ve iyi insanlardır. İsmet Özel'in bu kitapta en çok üzerine titrediği konu şu gibi duruyor: "Neyi kaybettiğini hatırla". Farkındayım, kitabın adını tırnak işaretleri içinde yazınca bir şey demiş olmuyorum. Biraz açmaya çalışalım. İsmet Özel, Müslümanlar (kendisi burada cümleye "insanlar" olarak başlamam gerektiğini iddia edebilir) maalesef kayıptadılar ve hatta neyi kaybettiklerinin farkında olmadıkları içinde hüsrandadırlar ve hüsranda olmaları devam edecektir. Eğer kaybettikleri şeyi tarif edebilseler, eksikleri tamamlamak için bir çaba gösterebileceklerdir. Çok çiğ bir örnek olarak, Müslümanlar ezan'ı kaybettiklerini biliyorlardı, mücadele ettiler ve geri kazandılar. Ama Müslüman bir fert olma bilincini kaybettiler, uyutuldular, herhangi bir şey yapmıyorlar. Peki, diyelim ki üç-beş kişi bulundu. Kaybımızı anımsadık ve bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapalım? El-cevap sistemin dışına çıkın ve sistemi inkar edin. Nasıl? El-cevap, pratik
Neyi Kaybettiğini Hatırlaİsmet Özel · İklim Yayınları · 19951,239 okunma