...diğer insanlardan olumsuz davranışlar geleceğini düşünen kişi, aslında kendi
olumsuz duygularından korktuğunu göremez. Bir insanın düşmanlık duygularını bastırması kendi seçimi ile olmaz. Bu, refleks türünde bir süreçtir.
"Beynin omurgamız ile birleştiği bölgede
yani ensemiz hizasında "beyin sapı" adı verilen bir yapı vardır. Bu yapı omurgadan gelen sinir bağlantılarının beyne girdiği bir
köprü gibidir. Bu bölgede birçok önemli refleks ve görevden sorumlu yapılar bulunmaktadır. Eğer siz tavuğun ya da başka bir canlının kafasım boynun epey bir üzerinden keserseniz beyin sapı zarar görmeyebilir. Beyin sapı zarar görmemiş canlılar, emin olun sizi oldukça şaşırtacak birçok hünere sahip varlıklar
olarak karşmıza çıkacaktır."
“….iyileşmenin sadece güven halinde mümkün olacağı ilkesine dayanıyor. Geçmişimiz tarafından şartlandırılmış alışkanlıklarımıza hapsolmuş bir biçimde, daimi bir korkuyla yaşıyoruz. Değişim sürecinin dört ön aşamasından biri de bu körlüğün bilincine varmaktır bu da refleks inançlarımız ve güven hali arasında bir seçim yapabileceğimizi anlamaktan geçiyor.
.
Dünyayı ilk defa gören bir çocuk gibi, hayata yepyeni bir gözle bakmak…Korkudan kaynaklanan otomatik inançlara göre davranmak yerine, kalbimizin gerçek arzularına kulak vermek.
.
 Refleks inançlar; elimizdekini kaybetmek, asla tatmin olmamak, diğerlerinin sahip olduklarına gıpta etmek gibi daha başka korkuları besliyordu. Güven halinde olduğunuzda ise tam tersine, hayatımız, verdiğimiz ölçüde zenginleşiyordu. Paylaşmanın zevki başka hiçbir şeyde yoktu. Sevgi bizi fakirleştirmez aksine verdikçe çoğalır asla tükenmezdi. Zamanımızı,gülümsememizi, paramızı paylaştığımızda evrenin sonsuz kaynağına ulaşırdık. Kısacası güven hali berekete dayalıydı ve kaynağını bizden alıyordu; buna karşın refleks inanç yoksunluk korkusu dayalıydı ve dışarıdaki kalıntılardan besleniyordu.”