Ayşe insan resmi yapmazdı. "İnsanlardaki her duygu bir renktir." derdi.
Sayfa 27 - Can Y.·Kitabı okuyor
Edebiyat
Renkler, harikalar vadeden ihtişamını neden yitirdi gönlümde? Bilmiyorum...
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama kör birisi için renklerin ne anlamı olabilirdi ki? Hiç…
Alıntı
"Amaçsız ve sakin bir yürümenin sırasında dünyadan bir şeyler beklemeyi bırakır bırakmaz dünya da kendini size verir, bırakır, teslim olur. Hiçbir şey beklemez olduğunuzda, mevcudiyet için bir takviye, karşılıksız bir lütuf olarak sunulur her şey. Yorgunluklar, başarılar, planlar, beklentiler dünyasında çoktan ölmüşsünüzdür. Ama bu güneş, bu renkler, şurada kıvrıla kıvrıla yükselen mavi duman, bu çıtırdayan dallar… Hepsi ama hepsi birer hediyedir."
Atma Ziya!!!
Ekvatorun sıcak suları iliklerimi yeteri kadar ısıtmamıştı. Sonra ben sıcak toprakları da özlüyordum. Böylece, bir gün, Gine Körfezine saptım ve Annobon Adalarından geçerek Gabon kıyılarına çıktım, Stanlay Pool Irmağı boyunca içerlere doğru yürüdüm, bu arada da timsahlarla Zendar kuşlarını gördüm, yeni bir dostluk örneğini gördüm: Timsahı bilirsiniz. Pek az insan görmüştür timsahı ama bütün insanlar bilir. İlgilenmişiz bu çirkin, bu korkunç yaratıkla işte. Kısacası, mağara gibi ağzını; onu sürüngene benzeten öğürtücü ayaklarını, bir Yale'den çok daha kuvvetli kilitlenen çenesini bilirsiniz. Ama Zendar kuşlarını? İşte bunu hiç sanmıyorum. Adını bile yeni işitiyorsunuz belki de: Timsah ne kadar iğrenç.. Zendar kuşu da o kadar sevimli. Timsah ne kadar çirkin.. Zendar kuşu da o kadar pırıl pırıl, o kadar ışıl ışıl. En tadlı renkler onda. Timsah ne kadar korkunç.. Zendar kuşu da o kadar güzel, o kadar cana yakın. Ve minicik. Stanlay Pool Irmağında, ben, Timsahla Zendar kuşunun dostluğunu da gördüm işte: Dostluğun temeli bu sefer o cici Zendar tembelliği ile timsahın kürdan kullanmayı bilmeyişine dayanıyordu. Veya Timsah kürdan kullanmayı beceremiyordu, aksine de dişleri kovuk kovuktu. Tembellikle beceriksizliğin en sağlam dostluklardan birini doğurabileceğini dramatik, hattā patetik bulacağınız bir sahneden sonra öğrendim: __Stanlay Pool Irmağı Illoba kabilesini on kilometre kadar kuzey doğuya doğru geçtikten sonra gömük bir göle benzer. Ben işte burada, öğleye yakın bir saatte bir timsahın körpecik bir zenciyi kaptığını gördüm. Aradan on dakika ya geçmiş, ya da geçmemişti ki, anasının öğütlerine kulak asmayan bu körpecik, bu derisinin karası yakamozlu arapçıktan sadece iri kemikler kalmıştı. Ve kıyıya kendinden de iğrenç bir keyifle uzanan timsah ağzını
Sayfa 260·Kitabı okudu
Sokak kırmızının, mavinin, yeşilin akla gelen bütün çeşitleri ile doluverdi. Ya sesler? Kuş cıvıltıları.. ama kuş seslerini bildiğimizi hiç sanmıyorum; onlar yitirilmiş çağların ormanlarında ve bahçelerinde kaldı. Belki.. o da umulmadık mutluluklarımızda, bin yılda bir, rüyalarımızda işitiyor.. şafakla birlikte unutup gidiyoruz. Hüzündür bu kafamı bulandıran, bungunlaştıran, ne diyeceğimi unutturan, sözü darmadağın eden: Sormak istiyordum hepinize; kuş cıvıltıları, acaba, bu kadar canlı, bu kadar neşeli midir? Ve insan hüznün bu kadar ağdalısını bir başka şey için duyabilir mi? Kurt elmaya ne zaman düşer, bilir misiniz? Bu canlılıklar, bu neşeler nereye gidecek, bu sesler, bu kõrpecik sesler ne olacak, bu eşit görünen başlangıçlar hangi yollara, hangi sonuçlar için ayrılacak? Açıların kenarları niçin gitgide birbirlerinden uzaklaşır? Hüzündür bu işte kafamı bulandıran, bungunlaştıran.. ne diyeceğimi unutturan, sözü darmadağın eden. İlkokul, her günkü gibi, dağılmıştı. Ama bu gün aynı renkler, aynı sesler, ilk olarak hüznü ağdalaştırıyordu içimde: Başka bir duygu değil, hüzün, yalnız hüzün. Hey koca sersemler; dramı, trajediyi, destanı daha ne vakte kadar, duyguları odunlaşmış kadınlarla erkeklerde arayacaksınız? O yedi, sekiz yaşlarındaki aşk aldanışlarınızı, sevgi yoklamalarınızı, dostluk umutlarınızı.. ve ilk aldanışları, ilk umut kırgınlıklarını, ilk kalleşlikleri ve anlaşılmayışlarla yanlış anlaşılmaları nasıl, nasıl, evet nasıl unutur gidersiniz? Nerede bıraktınız onları, koca budalalar?
Sayfa 251·Kitabı okudu