Esraa, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor

Her gün bir perde iner ömrümüze, bir perde açılır, her şey birden değişir. Değişir tablolar, renkler, kokular, nesneler. Sorarız, ben hangi dündüm, hangi renk, hangi koku?

Küller ve Uçurumlar, Necip Tosun (Sayfa 18)Küller ve Uçurumlar, Necip Tosun (Sayfa 18)
Feyzullah AKYEL, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Notalar beşi geçmez, ama beş notanın bileşimleri hiç duyulmadık melodiler yaratır. Renkler beşi geçmez, ama beş rengin bileşimleri hiç görülmedik renkler yaratır. Tatlar beşi geçmez, ama beş tadın bileşimleri tadılmadık tatlar yaratır.

Savaş Sanatı, Sun TzuSavaş Sanatı, Sun Tzu
Ecem İspir, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

"İnsanlar, arabalar, hayvanlar, ağaçlar, afişler, renkler, kuşlar... Bütün bunların bir zamanlar gerçekten var olduğunu, var olabildiğini...söylüyorlar. Bu, bana öyle inanılmaz geldi ki, kendimi tutamadım ve katıla katıla güldüm."

Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları)Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları)

“Biliyoruz ki bazı sesler,bazı sahneler,bazı renkler ya da cümleler insanın aklına mıh gibi çakılıp kalıyor.”

-Hasan Ali Toptaş

tahta kitap, bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Cilt 1
"Görmek sahip olmaktır. Gören hangi hakla yalnızlıktan şikâyet edebilir? Mevsimler bütün işlevleriyle emrindedir, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir. Çiçekler onun için açar, şafak vakti onun için parıldar. Gütenberg matbaayı onun için icat etmiştir. Hugo, o okusun diye yazmıştır şiirlerini. Şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir. çocukların tebessümü onun içindir."

Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 42 - İletişim Yayınları)Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 42 - İletişim Yayınları)
Gökhan Kaygısız, bir alıntı ekledi.
Dün 01:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Her bi­rimizin, dünyayı arkasından algıladığı bir prizması vardır; ne mutlu ona bu prizmada güleç renkler ve neşeli şeyler görürse.

Bir Delinin Anıları, Gustave Flaubert (Sayfa 79 - Sel yayıncılık)Bir Delinin Anıları, Gustave Flaubert (Sayfa 79 - Sel yayıncılık)

ŞİİRİM BEN
Sabah kalktığımda hafif, korkak adımlarla merdivenlerinden indim. Kendime bir bardak su doldurup yavaşça dudaklarıma götürdüm. Soğuk su dudaklarımın kenarından süzülüyor ve sonunda halıya düşüp küçük, ıslak bir iz bırakıyordu. Başımı kaldırıp gözlerimi sabunluğun belli belirsiz ayrıntılarından alabildiğimde aynada kendimi gördüm. Yarım kalmış eski bir portre gibi hissettim kendimi. Ressam; ölü bir kızı boş, beyaz sayfalara çizmiş, fırçasının sert darbeleriyle kızı yeniden canlandırmaya çalışmıştı sanki. Paletindeki renkler genç kızın yüzünde karışmış; gözlerinin altına birkaç koyu halka, soluk bir ten ve arasına gözyaşları dolması için kurumuş dudaklar bırakmıştı. Parmaklarım benden habersizce gözümün sol yanından elmacıklarıma oradan da çeneme doğru ince bir yol çizdi. Görünmez gözyaşları gibi...
Bir süre daha kendimi seyrettim aynada, beni diğer kızlardan farklı kılan özelliklerimi seyrettim. Onlar kadar güzel değil, onlar kadar mutlu değil...
Pencereden baktığımda dışarıda çiseleyen yağmuru gördüm. Hiç düşünmeden paltomu üzerime geçirip dışarı çıktım. Seviyordum yağmuru; küçük damlaların yerle buluşurken çıkardığı huzurlu sesi, hafif toprak kokusunu, gözyaşlarına şefkatli bir anne gibi kollarını sarıp kaybedişini... her şeyini...
Küçük bir yağmur damlası burnuma düştüğünde kendime engel olamayarak gülümsedim. Ellerimi uzatıp başımı geriye doğru attım ve gökyüzüne baktım. Şimdi parmak uçlarımda, elmacıklarımda ve göz kapaklarımda hissediyordum yağmuru. Kahkaha attım bu defa. Dışarıda ki onlarca insanı görmezden gelerek. Sonra koştum yol boyunca, nereye gideceğimi bilmeden. Koşarken bulanıklaşıp toprağın üzerindeki beyaz lekelermiş gibi görünen papatyaların yanından geçtim. Rüzgar saçlarımı nazikçe okşarken dudaklarım üste doğru kıvrıldı ve bir çocuk parkının yanında durdum. Sanki yeniden o küçük, pembe elbiseli, kahve saçlı kız çocuğuna dönmüştüm. Hani şu battaniyesinin altına saklanan, ayıcığına sarılıp ağlayan...
Ses çıkarmamaya dikkat ederek yavaşça karşımda ki salıncağa doğru yürüdüm. Oturup yağmurun altında usul usul sallanmaya başladım. Kulaklarımda daha önce hiç duymadığım hafif bir melodi zarifçe dans ediyordu. Başka birisi olduğumu hayal ettim. Annesinin dizinin dibine kıvrılıp mırıltılı sesler çıkararak, hiç kabus görmeden uyuyan bir kız çocuğu mesela. Ya da gökyüzünü sahiplenmiş hayalperest, yaramaz bir oğlan. Kızıl saçlı, vahşi bir denizci. Tüm acılarını kadehine doldurmuş bir ayyaş. Menekşeler, manolyalar çizen bir ressam. Saman rengi sayfaları süsleyen bir yazar. Şifacı, orman çocuğu, ünlü bir şarkıcı...
Kısacası mutlu birisi olduğumu hayal ettim. Gülünce dudağının kenarında küçük bir cennet oluşan genç bir kız. Ama hayal bunlar, imkansız hayaller. Hâlâ şiirim bu yüzden. Mısralarında sırlar saklayan hüzünlü bir şiir...
Şiirim ben...
-HATİCER🙇😌

CEM AKDAG, Bir Delinin Anıları'ı inceledi.
24 May 14:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Şairler vardır ruhları parfümler ve çiçeklerle doludur, hayata cennetin seheri gibi bakarlar ;kimlerinde karanlıktan başka bir şey yoktur, acılıktan ve öfkeden başka ; ressamlar vardır , her şeyi görürler , kimilerininse her şeyi sarı ve siyah... Her birimizin dünyayı arkasında algıladığı bir prizması vardır, ne mutlu ona ki prizmada güleç renkler ve neşeli şeyler görür.

Aybüke Köstek, bir alıntı ekledi.
 24 May 12:21 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Biz insanlar,Allah'ın ne kadar büyük olduğunun farkında değiliz.Allah bize olağanüstü bi beyin ve duyarlı,sevgi dolu bir kalp vermiş.Bizi konuşmak ve duygularımızı ifade etmek için iki dudak,renkler ve güzellikleri görmek için iki göz,hayat yolunda yürümek için iki ayak,kendimiz çalışabilelim diye iki el,güzel kokuları alabilelim diye bir burun,sevgi sözlerini duyabilelim diye iki kulakla donatmış.Benim kulağım sayesinde keşfettiğim gibi,hiç kimse bir organının gücünü ve değerini onu kaybetmeden anlamıyor.

Ben, Malala, Chiristina Lamb (Sayfa 369)Ben, Malala, Chiristina Lamb (Sayfa 369)