9/10
·528 syf.··
2026 24. kitabı
Selam kızlar! Tozlu Pembe kitap yorumuyla geldim Konusu: Geçmişinde büyük yaralar barındıran Ayperi iş çıkışı başına gelen bir olaydan ötürü tetiklenir. Kendine gelmek adına sahile gittiğinde kriz geçirir ve oradan geçen Ömer’in dikkatini çeker. Ömer Ayperi’ye yardım etmek ister, Ayperi reddedince de ısrarla yanında durur. O günden sonra Ayperi Ömer’in aklından hiç çıkmaz ve aradan zaman geçtikten sonra ikili tekrar karşılaşır. Bu kez Ömer’in Ayperi’nin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Yorumum: Loresi’nin kaleminden yeni bir kitap okumanın bünyeye ilaç gibi geldiğinden bahsederek başlamak istiyorum Her zaman ki gibi sıkmayan, okuru evrene yeni bir karaktermiş gibi dahil eden bir anlatım tarzı vardı. Kitabı okurken okuyucu olarak değil de Ayperi’nin üçlü arkadaş grubunun dördüncü üyesiymişim gibi hissettim Kitabın ilk yüz-yüz elli sayfası vir tık olaysızdı. Daha çok üçlü arkadaş grubunu tanımaya yönelikti. O kısımları okurken bir tık sıkıldım çünkü ana erkek karakterimiz bir türlü olaya giriş yapamıyordu Ama o ilk yüz sayfayı atlattıktan sonra olaylar çorap söküğü gibi geldi. Ömer’in Ayperi’nin peşinden hiç bıkmadan koşmasıı‍ Ayperi’nin inadına daha çok inat ederek karlılık vermesii Ömer karakterini okuyunca bunca zamandır oluşan kriterlerimi tekrar düzenlemek zorunda kaldım Ne istediğini bilen, istediği kadın için yapamayacağı şey yoktu. Bunu öyle güzel hissettirdi ki onu okurken gözlerimden kalpler fışkırıyorduuu Ayperi çok yaralı bir karakterdi Geçmişte yaşadığı olay sonrası öğretmen olup sesini duyuramayan çocukların sesi olmak istemesi de merhametini simgeliyordu Ben Ayperi’yi okumayı çok sevdiim. İkinci kitapta ne yapacağını, Ömer’le arasında neler olacağını, geçmişinin üstesinden gelip gelemeyeceğini çoook merak ediyoruum Eğer iyileştirme etkisi olan bir
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026509 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 44. kitabı
MEHMET CAN VARLIK-İÇSEL YÖN İnsan, yaşadığı olayların içinde kaybolduğunu sanıyor ama asıl kaybolduğu yer kendi zihninin içinde kurduğu otomatik senaryo. Mehmet Can Varlık, “pusula içeridedir” cümlesini romantik bir motivasyon sloganı olarak değil, zihnin çalışma mantığına dayanan bir tez gibi kuruyor: Dışarıdaki olaylar elbette var; ama o olayların sende bıraktığı etkiyi büyüten şey, beynin onlara verdiği anlam, yani senin zihin modelin. Kitabın ilk büyük hamlesi, okuru “Ben böyleyim” dediği yerden çekip “Ben böyle çalışıyorum” noktasına getirmek. Zihin–beyin–bilinçaltı ayrımı, prefrontal korteks–amigdala gibi kavramlar ve “ödül sistemi” anlatıları bunun için var: Okur, kendini “zayıf irade” ya da “yetersiz karakter” diye etiketlemek yerine, aslında iki sistemin çatıştığını görmeye başlıyor. Bir yanın planlıyor, mantıklı karar veriyor; diğer yanın tehdit algılıyor, geçmişten kayıtlı duygularla otomatik tepki veriyor. Yazarın okura hissettirmek istediği ilk duygu bence şu: Suçlu değilsin; yönetilebilir bir sistemin içindesin. Bu, kitabın en güçlü psikolojik etkisi: rahatlatma ve “kontrol geri gelebilir” hissi. Sonra olay örgüsü “neden”den “nasıl”a dönüyor. Kitap, düşünce–duygu–davranış döngüsünü kurup şunu söylüyor: Zihin bir fabrika gibi; hangi düşünceyi üretirsen, o düşünce bir duygu üretir; duygu da davranışı tetikler. Burada yazarın asıl hedefi, okuru “duygularım beni yönetiyor” hissinden çıkarıp “duygularım bir veri, ben yönlendirebilirim” noktasına taşımak. Yani kitap, okuru kurban rolünden gözlemci rolüne geçiriyor. Bu yüzden sayfalarda sık sık “Ne öğrendim?”, “Şu an kontrolümde olan ne?”, “Bundan sonra ilk adımım ne?” gibi sorular var. Bunlar basit sorular gibi görünse de aslında okura yeni bir kimlik veriyor: kendi zihninin yöneticisi. Kitabın orta damarında
İçsel YönMehmet Can Varlık · İkinci Adam Yayınları · 20251 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hoşça kal Feribe.
10/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 18:24
Unutsak da mı saklasak hatırlasakta da mı saklasak… Kırk yıl düşünsem aldatan bir insana sempati duyacağımı düşünmezdim. Ah Feribe’m üzümlü kekim. Okurken gülüyorum, anlıyorum, üzülüyorum ama nedense hiç kızamadım zat-ı alisine. Dönüyoruz dolaşıyoruz kocaman insanlar oluyoruz asla yapmam etmem dediğimiz şeylerin başını çekiyoruz. Başını çektiğiniz şeyler ise çocukluk veya gençlik travmalarımız veyahut da yadırgamaktan geri durmadığımız şeyler olduğu karşımıza çıkıyor. En ağır duyguların işlendiği romanda gülümserken de buluyoruz kendimizi. Klasik bir aşk romanı gibi başlarken melankolinin içinde kaybolup gidiyoruz. Sadece bir ayrılık veya ihanet hikayesi değil hafızanın müthiş girdaplarında kaybolan bir kadının kendini bulma gayreti. Yaşadığımız çağın ” hemen tüket, hemen iyileş, acı çekme” beklentileri eleştiriliyor. İnsanların yaşadığı ruhsal sancıların reset atar gibi iyileşemeyeceği ironik bir şekilde vurgulanıyor. İçimizi sızlatan, minnak kalbimizi titreten bir cümleden sonra bizi güldüren cümleler de çıkıyor karşımıza. Ağlamak ve gülmek kardeştir diye boşuna dememiş eskiler.
Edebiyat & Roman
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,5bin okunma
10/10
·370 syf.··
2026 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 13:58
Bu kitabı şu ana kadar okuduğum mindblowing kitaplar kategorisine koyarım. İnsanı içten yakalayan, düşündüren tarzda bir kitap. Her ne kadar bilim kurgu adı altında yazılsa da içinde derin bi felsefe de var. Hayatımızı yaşarken hani bir an düşünürüz ya geçmişte şimdiki aklımla olsaydım o zaman her şey farklı mı olurdu diye, işte tam anlamıyla bunu düşündürüyor. Kitap ilerledikçe olay “bilim kurgu” olmaktan çıkıp kimlik, kader, özgür irade gibi konulara kayıyor. Jeff Winston 1963 ile 1988 arasındaki yılları üst üste yaşıyor. her bir hayatında farklı işler yapıyor, oynadığı bahislerle servet elde ediyor, bir aile kuruyor kızı oluyor ya da ünlü bir yazar oluyor ama en sonunda 1988e geldiğinde yine aynı gün ölüyor ve sil baştan tekrar 18 yaşında olarak 1963te uyanıyor. Bu döngüyü düşünmek bile insanı çok sarsıyor çünkü bir şekilde sıfırdan kurulmuş bir hayat ve kazanılmış başarılar var. Sonra bir anda her şeye reset atılıyor ve o hayata tekrar sıfırdan başlanıyor. Kitabın duygusal yönü de beni çok etkiledi. Jeff ve Pamelanın her döngülerinde ne olursa olsun birbirlerini bulmaları çok güzeldi. Sonu da ayrı güzeldi kısaca bu da çook beğendiğim kitaplar arasına girdi.
Bilim-Kurgu
Sil BaştanKen Grimwood · Koridor Yayıncılık · 20108,3bin okunma
9/10
Hayata Rövaşata Çeken Adam tam anlamıyla “huysuz ama kalbi pamuk” kitabı Fredrik Backman öyle bir karakter yazmış ki Ove’ye önce “amca biraz sakin ol” diyorsun, sonra adam ağzını her açtığında hem gülüp hem için burkuluyor; meğer mesele sinir değil, koca bir özlemmiş… Komşular geldikçe Ove’nin suratı düşüyor ama kalbi yavaş yavaş reset atıyor resmen. Okurken bir yandan “bu adam çok homurdanıyor” diyorsun, bir yandan da gizli gizli sarılmak istiyorsun. Hem komik hem hüzünlü, tam kararında; hayat bazen ters takla atsa da insanın içindeki iyilik bir yerden mutlaka rövaşata çekiyor diyorsun.
1000k
Hayata Röveşata Çeken AdamFredrik Backman · Pegasus Yayınları · 2016783 okunma
7/10
·308 syf.··
2026 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 21:50
Herkese merhaba Kitapta ana karakter olan Alaz'ın Mima'dan (bir yönetim biçimi, bir proje, bir topluluk diyebiliz) intikam almasını konu alan bir hikâye. Mima üyelerinden bahsediyor ve mima örgüt yapısı bir kahveye benzetiliyor. Alaz ile ilgili her şey gayet normal giderken hiç beklenmedik bir şey oluyor ve aşk kapısını çalıyor. Her şey yolunda giderken Mima, takma ismi "Reset" olan biri tarafından hackleniyor ve Snotra yani soylu sınıfı ile ilgili bazi gerçekleri ortaya koyuyor. Bundan dolayı ise halk ayaklanmaya başlıyor. İşte Mima'nin hacklenmesinin ardindan kitapta aksiyon başlıyor. Kitap biraz distopya biraz aşk romanı. Bence bir tık da politika içeriyor diyebilirim Kitap puanım: 10/7
Distopya
MimaYüce Zerey · Doğan Kitap · 2019138 okunma