Okurken öncelikle ayak "kulak kesiliyor" mu, buna dikkat etmemiz gerekir çünkü Nietzsche'ye göre ayak işitir. Zerdüşt'ün ikinci "dans şarkısı"nda okuruz bunu: "Ayak parmaklarım dinlemek için dikiliyorlar çünkü bir dansçının kulakları ayak parmaklarındadır"; okurken keyiften titriyorsa, derhal dışarıya, dansa davet edildiğindendir. Bir müzik eserinin kalitesini anlamak için ayağa güvenmelidir insan. Müzik eserini dinlerken ayak ritme uymak, zıplamak istiyorsa bu iyiye işarettir. Müzik hafifliğe davettir.
"...
Durmak ve yön değiştirmek için doğru zaman geldi. Ritme geri dönüyorum. Başkalarının odalarını temizlemekten usandım. Ateşi izleyeceğim. Ve küllere üfleyeceğim. Gerekirse kederleneceğim. Merhamet ve tesellinin kaynağına doğru yürüyeceğim. Başka bir oyuna, başka bir odaya, başka bir yere gideceğim. Köklerimi yerinden söküp saplarımı etrafa serpeceğim. Yeni bir yer inşa edeceğim. Tüm borçluların borçlarını sileceğim, yeryüzünün bütün topraklarını pay edeceğim, herkesi akşam yemeğine davet edeceğim.Hayata katılmam talep ediliyor."
Yürürken düşünmek, düşünürken yürümek; sonra da yazmayı kısa bir mola anma indirgemek, yürüyen bedeni geniş, açık mekanları seyreylerken dinlenmeye bırakmak gibi...
Bu durum bizi Nietzsche’nin ayağa düzdüğü methiyeye götürür en nihayet:
Sadece elimizle yazarız evet, ama “sadece ayağımızla” iyi yazarız. Ayak mükemmel, hatta belki de en sağlam tanıktır. Okurken öncelikle ayak “kulak kesiliyor” mu, buna dikkat etmemiz gerekir çünkü Nietzsche’ye göre ayak işitir. Zerdüşt’ün ikinci “dans şarkısı”nda okuruz bunu: “Ayak parmaklarım dinlemek için dikiliyorlar çünkü bir dansçının kulakları ayak parmaklarındadır” -okurken keyiften titriyorsa, derhal dışarıya, dansa davet edildiğindendir. Bir müzik eserinin kalitesini anlamak için ayağa güvenmelidir insan. Müzik eserini dinlerken ayak ritme uymak, zıplamak istiyorsa bu iyiye işarettir. Müzik hafifliğe davettir. Bu açıdan Wagner’in müziği ayağı bunalıma sokar; ayak paniğe kapılır, ne yapacağını şaşırır. Daha da fenası bitkinleşir, sürüklenmeye, bir o yana bir bu yana dönmeye başlar ve öfkelenir.
Bu durum bizi Nietzsche'nin ayağa düzdüğü methiyeye götürür en nihayet: Sadece elimizle yazarız evet, ama "sadece ayağımızla" iyi yazarız. Ayak mükemmel, hatta belki de en sağlam tanıktır. Okurken öncelikle ayak "kulak kesiliyor" mu, buna dikkat etmemiz gerekir çünkü Nietzsche'ye göre ayak işitir.
Zerdüşt'ün ikinci "dans şarkısı"nda okuruz bunu: "Ayak parmaklarım dinlemek için dikiliyorlar çünkü bir dansçının kulakları ayak parmaklarındadır" - okurken keyiften titriyorsa, derhal dışarıya, dansa davet edildiğindendir. Bir müzik eserinin kalitesini anlamak için ayağa güvenmelidir insan. Müzik eserini dinlerken ayak ritme uymak, zıplamak istiyorsa bu iyiye işarettir. Müzik hafifliğe davettir.
Sadece elimizle yazarız evet, ama "sadece aya ğımızla" iyi yazarız. Ayak mükemmel, hatta belki de en sağlam tanıktır. Okurken öncelikle ayak "kulak kesiliyor" mu, buna dikkat etmemiz gerekir çünkü Nietzsche'ye göre ayak işitir. Zerdüşt'ün ikinci "dans şarkısı"nda okuruz bunu: "Ayak par maklarım dinlemek için dikiliyorlar çünkü bir dansçının ku lakları ayak parmaklarındadır" - okurken keyiften titriyorsa, derhal dışarrya, dansa davet edildiğindendir. Bir müzik eserinin kalitesini anlamak için ayağa güvenmelidir insan. Müzik ese rini dinlerken ayak ritme uymak, zıplamak istiyorsa bu iyiye işarettir. Müzik hafifliğe davettir. Bu açıdan Wagner'in müziği ayağı bunalıma sokar; ayak paniğe kapılır, ne yapacağını şaşı rır. Daha da fenası bitkinleşir, sürüklenmeye, bir o yana bir bu yana dönmeye başlar ve öfkelenir.