Bunun sebebi, izleyicilerin küçük bir yüzdesinin nahoş bir deneyim yaşatabilecek herhangi bir filme gitmeyi reddetmesidir. Bunun için genelde öne sürdükleri mazeret ise zaten hayatlarında yeteri kadar trajedinin var olduğudur. Fakat yakından bakacak olursak, olumsuz duygulanımlardan sadece filmlerde kaçınmakla kalmayıp, hayatta da kaçındıklarını keşfederdik. Böyle insanlar, mutluluğun hiç acı çekmemek olduğunu düşünürler, bu yüzden de hiçbir şeyi derinden hissetmezler. Oysa neşemizin derinliği çektiğimiz acıyla doğrudan orantılıdır. Sözgelimi, soykırımdan kurtulanlar karanlık filmlerden uzak durmazlar. Giderler, çünkü bu tarz hikâyeler onların geçmişleriyle rezonans içindedir ve derinlemesine katarsis yaşatır.
Sayfa 339 - İnka
Edebiyat
Evet, nasıl bir soruydu bu böyle? Ne kadar da gereksiz, aptalca, her anlamda ahmakça bir soruydu! Elbette onu seviyordu! Gayet tabii onu seviyordu! Onu seviyor, seviyor ve seviyordu!
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bazen kaçmak, bazen de durmak gerekir,” dedi kız. “Hayat böyle.”
Alıntı
Sejanus idam edildi ve cesedi Utanç Merdiveni'nden atıldı; halk onun cesedini üç gün boyunca hırpaladı. Cesedin boğazına kanca geçirilerek Tiber'e atılmasının zamanı geldiğinde, kafatası çoktan Halk Hamamları'na götürülmüş ve top niyetine kullanılmıştı; gövdeden de geriye sadece yarısı kalmıştı. Roma sokakları ayrıca sayısız heykelin kırılmış ve ortalığa saçılmış kol ve bacaklarıyla da darmadağınıktı. Sejanus'un Apicata'dan olan çocukları da idam edildiler. Sejanus'un reşit bir oğlu, reşit olmayan bir oğlu, bir de oğlum Drusillus'la nişanlanmış kızı vardı - bu kız şimdi on dört yaşındaydı. Reşit olmayan çocuğun idam edilmesi kanunen yasak olduğundan, İç Savaş'taki bir uygulamayı benimseyerek ona erkek togası giydirdiler. Kızın bakire olması, idam edilmesini kanunen daha da sorunlu kılıyordu. Bir bakirenin sırf babasının kızı olduğu için idam edildiği görülmemişti. Kız hapishaneye götürülürken durumu anlayamayıp "Beni hapse atmayın! İsterseniz kırbaçlayın, bir daha yapmam! " diye bağırdı. Çocukça bir kabahat işlediği ve vicdanının rahatsız olduğu belliydi. Kızın bakireyken idam edilmesinin Roma'ya uğursuzluk getireceğini düşünen Macro, resmi celladın ona tecavüz etmesini emretti. Bunu duyar duymaz şöyle düşündüm: "Roma, sen bitmişsin; böyle korkunç bir suçun kefareti olamaz" (...)
Sayfa 399·Kitabı okudu
"Uyruklarının iyiliği adına böyle suçlar işleyen bir hükümdarın ödülü ne olmalıdır peki? İlahlaştırılmak olmalıdır elbette. Suçluların ruhlarının ebediyen işkence gördüğüne inanır mısın?" "Buna inanmam öğretildi hep." "Peki Ölümsüz Tanrılar, ne kadar suç işlerlerse işlesinler, cezalandırılmaktan korkmazlar mı hiç?" "Eh, Jüpiter babasını tahtından indirdi, torunlarından birini öldürdü ve kız kardeşiyle evlenmekle ensest yaptı, ayrıca... evet, katılıyorum... Hiçbiri ahlaklı olarak tanınmıyor. Fani Ölülerin Yargıçları'nın onları yargılama yetkilerinin olmadığı da kesin." "Kesinlikle. Tanrıça olmamın benim için neden her şeyden önemli olduğunu artık anlıyorsundur. (...) Caligula beni Tanrıça yapmadığı sürece Cehennem'de olacağım, en korkunç işkenceleri çekeceğim, en tüyler ürpertici ve kaçınılmaz işkenceleri."
Sayfa 369·Kitabı okudu
Ufak bir armut boğazını tıkamıştı. Soruşturmada, o meyveyi havaya atıp ağzıyla tutmaya çalışırken görüldüğü söylendi: Ölümünün kaza olduğu barizdi. Ama buna kimse inanmadı. Torununun çocuklarından birinin evlendirilmesi konusunda kentlisine danışılmayan Livia'nın çocuğu boğdurtup boğazına armut tıktırdığı belliydi. Böyle vakalarda adetten olduğu üzere, armut ağacı cinayetle suçlandı ve köklerinden sökülüp yakılmaya mahkûm edildi.
Sayfa 321·Kitabı okudu