The Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge (Londra Kraliyet Cemiyeti), 1660 yılında İngiltere'de kurulan ve dünyanın hâlâ varlığını sürdüren en eski bilim akademisidir.
Kısaca "The Royal Society" olarak bilinen bu kurum, modern bilimin doğuşunda, yayılmasında ve kurumsallaşmasında insanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur.
Cemiyetin ne olduğunu ve neden bu kadar önemli olduğunu şu temel başlıklarla anlayabiliriz:
1. Kuruluşu ve Amacı
Cemiyet, 28 Kasım 1660'ta Londra'daki Gresham Koleji'nde, aralarında ünlü fizikçi ve mimar Christopher Wren, kimyacı Robert Boyle ve doğa filozofu John Wilkins"in de bulunduğu 12 bilim insanının bir araya gelmesiyle kuruldu.
Kraliyet Onayı:1662 yılında Kral II. Charles tarafından resmi bir berat verilerek "Kraliyet Cemiyeti" unvanını aldı.
Amacı:Adında geçen "Natural Knowledge" (Doğa Bilgisi) ifadesi, bugünkü anlamıyla pozitif bilimler (fizik, kimya, biyoloji, matematik) demektir. Amacı; dogmalara veya felsefi tartışmalara değil, tamamen deneye ve gözleme dayalı bilimi geliştirmekti.
2. Meşhur Sloganı: "Nullius in verba"
Cemiyetin resmi mottosu Latince "Nullius in verba"dır. Bu ifade "Kimin söylediğine bakma"ya da"Sözlere güvenme"anlamına gelir.
Bu slogan, bilimin otoritelere (örneğin kiliseye veya antik filozoflara) körü körüne inanarak değil, yalnızca deneyle kanıtlanmış gerçekler üzerinden yürümesi gerektiğinin tarihi bir ilanıdır.
3. Bilim Tarihindeki İlkleri ve Önemi
İlk Bilimsel Dergi: 1665 yılında, dünyanın ilk hakemli bilimsel dergisi olan Philosophical Transactions of the Royal Society'yi yayımlamaya başladılar. Bu dergi, bilimsel makale formatının dünyadaki öncüsüdür.
Yerçekimi Kanunu'nun Basımı: Sir Isaac Newton, çığır açan eseri Principia'yı bu cemiyetin desteği ve çatısı altında