Dedemin Serüveni
7/10
·160 syf.··
2026 4. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 14:57
Küçük eminin hayatı gerçekten kitaba konu olacak düzeyde acılarla ve maceralarla dolu, Kitabı okurken tüm bunlar gerçek olmuş olamaz diye düşündüm hatta bu merakımı sevgili Rojin Aktaş a mesaj atıp tüm bunların yaşanmış olup olmadığını da sordum. Tüm anlatılanların gerçekliğini öğrenince bir hüzün kapladı içimi , Tabbim mükafatını ahirette versin inşallah… Kitabı genel olarak beğendim ancak yazar keşke profesyonel bir editör desteği ile çalışmış olsaydı diye düşünmeden edemedim. Okur olarak birçok yerde cümleleri veya kelimeleri düzeltme gereğinde bulundum. Kalemine sağlık Rojin Aktaş başarılarının devamını dilerim :)
Dedemin SerüveniRojin Aktaş · Ateş Yayınları · 2022121 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 17:58
Bu kitap yorulurken bile pes etmemeyi güzel bir şekilde anlatıyor.Kitabı iki günde bitirdim ve kitabı okurken "Bir kitap ancak bu kadar akıcı ve anlamlı olabilir."dedim içimden.Janya'nın hikâyesini okurken sizin de benimle aynı düşüneceğinize eminim.Bu kitap "Hayata karşı direnmeyi,zorluklara karşı mücadele etmeyi ve pes etmemeyi anlatıyor"okuyan herkese de ders verecek nitelikte. Rojin Aktaş
YoruldumRojin Aktaş · Ateş Yayınları · 20264 okunma
Reklam
Üniformalı katil ve sapıklar.
10/10
·418 syf.·
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Nereden başlamalı bilemedim.. Kitabın bitmesini çok istedim bir an önce ve bir daha asla devam etmek istemedim. Akıcı bir dili olmasına rağmen yine de her bir satırında bir yandan acaba ne olacak diye beklerken bir yandan heyecan ve korku içinde satırları okurken buldum kendimi.. Okudukça Diyarbakır zindanları geldi aklıma kitabın ağırlığı ve o geçmişin verdiği acılar ağır geldi ... Eminim ki okuyacak olanlar benim ne demek istediğimi anlarlar. Burada da en güzeli o küçük çocuklar büyüdü ve kendi intikamlarını kendileri aldı bir nebze olsun çocukken onlardan çalınan bedenlerinin intikamı alınmış oldu Nokes gibi canilerin yaşamaya hakkı asla yok. İnsan nefret ediyor mesleğini layıkıyla yerine getirmeyen gardiyanlardan ,polislerden, müdürlerden özellikle de mesleğini pisliklerini devam ettirmek ve saklamak amaçlı yapan kendine kahraman gibi gösteren aslında beş kuruş etmeyen zihniyetsiz zavallı sapıklara verilen üniforma sadece ucuz bir bez parçası gibi üstlerinde duruyor ve bu onlar için ben herşeyi yaparım tüm yetki bende düşüncesine getiriyor ne zavallı bir düşünce.. Gülistan Doku arkadaşı Rojwelat ,Rojin Kabaiş ve daha niceleri gibi bir çoğu ve adını dahi bir çoğumuzun bilmediği kadınlar/ erkekler ve çocuklar hepsi bu tür sapıklar yüzünden dünyada cehennemi yaşayıp veda ettiler ne acı... Şu hayatta biraz yaşayıp sonra göçüp gidecektik buna da bazılarının pislikleri yüzünden bir çoğumuz hayata eksik şekilde veda etmek zorunda kalıyoruz.. Kitapta bir çok yerde etkileyici alıntıları var ama en vurucu olan ve okurken sadece sayfaya baktığım iki alıntı bırakıyorum aşağıya. "Kimsenin bunları duymaya ihtiyacı olduğunu sanmıyo­rum," dedi Michael. "Böyle yerlerde vakit geçiren bir sürü insan var. Neler döndüğünü hepsi biliyor. Daha önce içeri gir­meyenler de buna
SuskunlarLorenzo Carcaterra · Artemis Yayıncılık · 2012322 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Roma ve Yunan mitolojisi hakkında, tanrılar ve tanrıçalar hakkında bilgi veren bir kaynak. Kim kimin kızı, gücü neydi, en bilinen hikayesi…Nefis bir kaynak. Öğrenmek için okuyorum. Hiç sevmem, öğrenmek için okumayı yani. Ben hikayelerin eteğinden tutabiliyorum bir tek. Ölümlü ellerimden başka türlüsü gelmiyor. Öyle kuru kuru okuyarak Demeter’e kadar geliyorum. Bereketin, hasadın ve mevsimlerin tanrıçası Demeter. Hades’in kızı Persephone’yi yeraltı dünyasına kaçırmasıyla deliye dönen hani. Elinde bir meşaleyle dokuz gün dokuz gece dünyayı dolaşan, yemeden içmeden kesilen Demeter. Ben bu hikayeyi biliyorum, ama bu sefer okurken içimde bir şey cız ediyor. Baştan okuyorum, bir daha, sonra bir daha. Çünkü bu sefer onu bir tanrıça gibi okuyamıyorum. Yürüyen birini görüyorum. Kaybolan, ellerinden alınan kızını arayan bir anne görüyorum. Hiçbir şey olmamış gibi yaşamayı kabul etmeyen inatçı birini.. O yas tutarken, ağaçlar çiçeğe durmuyor, toprak ürün vermiyor, dünya kıtlığın pençesine düşüyor. Dünya onun acısına benziyor. Tanrılar onun acısını artık görmezden gelemiyorlar. Hades’i ikna edip yılın belli zamanlarında Persephone’yi annesinin yanına getiriyorlar. Kızı gelince bahar geliyor, toprak nefes alıyor, dallar meyveye duruyor. Ama biz ölümlülerin dünyasında kimsenin acısı dünyayı durdurmuyor. Rabia Naz Vatan’ın babası, Rojin Kabaiş’in babası, Gülistan Doku’nun annesi, Cumartesi anneleri ve daha niceleri… Bir tek onların dünyası duruyor. Bir tek onlara gelmiyor bahar.
Mitoloji
Mitoloji 101Kathleen Sears · Say Yayınları · 20213,416 okunma
Yoruldum
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 13:23
Rojin Aktaş'ın son kitabı Yoruldum, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan bir genç kızın hikâyesini anlatır. Savaş, kayıplar, yalnızlık ve anlaşılmama duygusu içinde büyüyen bu karakter; başkalarına destek olurken kendini ihmal ettiğini fark eder. İçinde biriken yorgunluk zamanla ruhsal bir çöküşe dönüşür. Rojin Aktaş
Alıntı
YoruldumRojin Aktaş · Ateş Yayınları · 20264 okunma
Sadakat
10/10
·184 syf.··
2026 17. kitabı
Ne zaman İlhami Sidar'ın bir kitabını okumaya başlasam, kendimi direkt olayların içinde buluyorum. Karakterler ile olayların içine dahil oluyorum. Duygu yüklü yapıtlar bu denli güzel kurgulandığı zaman okuyucular ister istemez kendini hikayeye aitmiş gibi hissediyor. Yazar, bize acıyı,güveni,sevgiyi ve terkedilmişliği öyle derinden hissettirdi ki bu da bizde farklı hissiyatlar yaşattı. Bazı yerlerde yazarda hikayeye ortak oluyor. Pek fazla bir şey diyemeceğim. Detaylı bir açıklama için kitabın arka kapak sayfasını buraya bırakıyorum: Jan ve Rojin iki kardeş, onlar bu ülkenin en kadim ve ağrılı topraklarında domuz bağıyla tarihin gayya kuyusuna atılan Miran Soylu’nun çocukları. Zişan ise onca acıya ve Sodomî’nin infazına rağmen Miran öldürüldükten sonra bile büyük bir sadakatle aşkına tutunan bir kadın. Sadakat romanı Miran’ın, Zişan’ın, Rojin ve Jan’ın hayatı etrafında İlhami Sidar’ın saf şiirli diliyle bir sınanma hikayesi… Kanla sulanan topraklarda, acı ve güven duygusunun boğazımızda bıraktığı "yumrunun çözülme veya belki de boğarcasına" büyümesinin hikâyesi. İlhami Sidar dilin sınırlarını zorluyor, tarihle, şiirle, aşkla ve sadakati sorgulayanlara ayna tutuyor. Ayna çatlarsa, okur karar verecek; sadakatin güzelliğinden mi dünyanın çirkinliğinden mi geldi başımıza bütün bunlar? Ama bir de şu soru var İlhami Sidar’ın sorduğu: Eğer her şeyin karşıtını yarattığı doğruysa sadakatin de ihaneti doğurmuş olması kadar doğal ne olabilir? Karar okurun…
1000Kitap
Sadakatİlhami Sidar · İthaki Yayınları · 201417 okunma
Reklam
Reklam