Romanımla baş başa kalmıştım. Dördüncü ilk romanım, bu sefer yarım kalmayacaktı. Toplama bir bilgisayarım var­dı, Windows 97. Azimliydim, isterse ev sıcaktan eriyip git­sin altımdan, umurumda olmayacaktı, sağlam kalacak, bu savaştan sağ salim çıkacaktım. Evet savaş. O günleri düşündükçe aklıma savaş sözcüğü geliyor hep. Savaşıyordum; yokluğa karşı, sıcağa karşı, Ankara'ya karşı, insanlara karşı, edebiyata karşı, her şeye karşı ben ve Windows 97 toplama bilgisayar, iki cepheye ayrılmıştı dünya, aylar boyunca sava­şıp durmuştum o odada, sayfalar boyu, cümleler boyu. Çoğu zaman tereddüt içinde: "Şimdi bütün bunları kim okuyacak tereddüdü. İyi de en sonunda kim okuyacak bütün bunları tereddüdü." Her şeye rağmen devam etme kararı almıştım, "Hiç kimse okumasa bile, sadece kendim için yazıyorum o zaman," dedim, öyle devam ettim. Bir sabaha karşı bitirdim romanı, bütün dünyaya kar­şı ben ve Windows 97 toplama bilgisayar, küçük bir cephede, mütevazı bir zafer kazanmıştık sessiz sedasız.
Alıntı
Baba: Melek de Şeytan da olmamız en çok onlara mı bağlı?!.
“Tartışmaya gerek yoktu: Benim romanlarım fantastiğe varacak denli korkunç, katillerim şeytani psikopatlar olacaktı. Öyle ya da böyle. Ama özellikle hangi katiller? Babalar elbette. İlk romanım Leyleklerin Uçuşu'nda katil, kahramanın babasıdır; diğer oğluna nakletmek için oğlunun kalbini almak istemektedir. Sonraki romanım Kızıl Nehirler' de olayın geçtiği kasaba aslında bir hayvan yetiştirme çiftliğidir; buradaki insanlar üstün bir urk yaratmak amacıyla doğumhanede bebekleri değiştirip ileride onların evliliklerini kontrol altına alırlar. Yine babalar ama ikame babalar. Otuz yaşındayken de çizgimi hiç değiştirmedim. Hep köken sorunları, uğursuz babalar. Aslında tüm bu kitaplar değiştirilmiş otobiyografiler. Bugünse korkudan ödü patlamış bir çocuğun gözleri önünde gerçekleşen gerçek, doğru hikâyeyi yazmaya çalışıyorum. Bu kitap benim nihai hesaplaşmam.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Romanlarım bunlar. Yüz yirmi altı tane romanım var." Defteri bana uzattı. Ama vermedi. Duraksadı. "Romandan anlar mısın?" dedi. Anlamam dersem vermeyecek sandım. "Anlamam," dedim, anlayıp anlamadığımı bilmediğim için. Bu arada okuduğum romanları gözden geçireyim dedim. Gözümün önüne bir şey gelmedi. Ama yanılmışım, verdi defteri bana. Pardon, romanı diyecektim. Aldım romanı. Açtım. İlk sayfada roman yazıyordu. "Ben yayınlanmış filan bir şeyler sanmıştım," dedim. Düşünmeden konuşmamalıydım belki, ama bunu düşünemedim. Daha doğrusu söyledikten sonra düşündüm. "Önceleri yayınlamayı düşünüyordum ama baktım, yayıncılar romandan filan anlamıyorlar. Vazgeçtim." İkinci sayfayı o an açmış bulundum. Sayfanın ortasında bir satır yazı vardı. Adam, doğdu, yaşadı ve öldü. Bu yazıyordu. Sayfayı çevirdim. Boştu. İhtiyara baktım. Gözleri parlıyordu, beni izliyordu, bir sayfa daha çevirdim, yine boştu tekrar ona baktım, hala bana bakıyordu. Heyecanla bir şey söylememi bekler bir hali vardı. Diğer sayfalara baktım, ama defterde başka bir şey yoktu, tamamen boştu. "Bu kadar mı?" dedim. "Bu, ilk romanım, bu sebeple kendime fazla yüklenmek istemedim, hem kendime, hem okurlara." dedi, mutlulukla. "Nasıl?" diye ekledi.”
Sayfa 16 - 4·Kitabı okuyor
Gün, aydın
"Yollar uzamış, insanlar büyümüştü. Sonra gene küçüldüler." [Sevin Okyay, İlk Romanım]
Sayfa 231 - Everest Yayınları 1-15.Basım, Ocak 2026, İstanbul·Kitabı okudu
Edebiyat
Ama kusur buluculuk mizacımız, mükemmeliyetçilik şiarımız ise ve de anterior cingulate'imiz de (bkz. Meraklı Okura Not) büyük ise, eksik bulmak için gerekçeye gerek yoktu. Anterior cingulate bir çelişki ya da kafaya yatmayan bir durum gördüğünde, bir kere harekete geçti mi (hele bencileyin takıntılı tiplerde) bir daha zor durduğundan ötürü, Nobel web sitesindeki Türkçe metini "kontrol" için konuşmanın aynı yerdeki İngilizce çeviri metnine hamle ettim. Önce Türkçesi, sonra da İngilizcesi, kafamı karıştıran paragraf: "Babamın bavulunu bana bırakmasından yirmi üç yıl önce, yirmi iki yaşımdayken her şeyi bırakıp romancı olmaya karar vermiş, kendimi bir odaya kapatmış, dört yıl sonra ilk romanım Cevdet Bey ve Oğulları'nı bitirmiş..."
Sayfa 164
“Romanım Kürtçe olmalı, ‘binbir gece masalı’ gibi anlatmalı, misk- û amber kokmalı, bir gül tomurcuğu gibi açmalı…”
Sayfa 281 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı