Nelly ( Leonie) Sachs alman asıllı, yahudi, Selma Lagerlöf’ ün önce hayranı sonra arkadaşı, ilk şiirlerini Stefan Zweig yardımıyla yayınlatan, ailesi toplama kamplarında öldürülen, esas ses getiren şiirlerini 2. Paylaşım Savaşı arefesi ve sonrasında yazan, Selma Lagerlöf sayesinde İsveç’ e kaçıp orada sürgünde yaşayan, geç fark edilen, savaş sonrası Almanya’ ya gidip döndükten sonra deliren, Nobel ödüllü yazar.
Çeviri şiir okumadığım için ecnebilerden sadece İngilizce ve Almanca yazan şairlerin şiirlerini okudum. Şiirin çevrilemez bir şey olduğunu da söyleyip Amerikayı yeniden keşfedeyim yeri gelmişken. Alman-Almanca yazan (Almanya kafamızdaki ülke tipine uymuyor, bir dönem onlarca milletten halk almanca yazıp çiziyordu.) şair ve yazarların temaları, savaşı en derinden yaşayan millet olarak, savaş zamanı ve sonrası hep savaşın yarattığı travmalardan oluşur. Yine bunlardan yahudi olanların yası dolayısıyla dile getirdiği acılar daha içli, daha derindir. Bütün şiirlerini ve yazarı bu başlıkta değerlendireceğim, çünkü dilimizde hala sınırlı sayıda Sachs çevirisi mevcut.
Sachs ilk dönemlerinde eski ahit geleneklerinden yoğun bir şekilde yararlanır, daha sonra yaşanan siyasi süreçle beraber şiirlerinin şekli oluşmaya başlar. Şiirde duyarlık denen klişe bir değerlendirme terimi var ya, benim bu klişeyi anlamama sebep olan ve bana bazı insanlarda böyle ilahi bir yetenek olduğunu düşündürten yazarlardan biridir. Şair ‘Aman bizi yaktılar, havar komşular havar patates olduk, nasıl da ezildik, kimse bizi kurtarmadı’ gibi dilenci yakarışlar yerine çok sakin ama öfkeli, suskun ama çok sesli bir üslupla, kendine has bir dil, bir imgeler sistemi yaratmayı başarır. Hatta yas teması Sachs ın imgeleminde öteki her şeyle bütünleşmiş, zihni tüm olguları bu perspektiften