Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri,
Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye:
Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri,
Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır.
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim.
Sen yirmi yaşınla bir baharsın ki
Gölgende neşenin rüzgarı eser
Düşünen alnımda benim her çizgi
Baharı olmayan bir kışa benzer
Sana ufuklar gel diye bağırır
Ellerinde çiçekler ve haykırarak
Seni gür sesiyle hayat çağırır
Beni de çiğneyip geçtiğin toprak