Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Hemu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Yâ Alî! Beş nesne [şey] gönlü [kalbi] parlatır, münevver eder: Sûre-i ihlâsı çok okumak. Az yimek. İlm meclisine hâzır olmak. Az pişmiş ekmek yimek. Gece nemâzı kılmak.
Yâ Alî! Beş şey gönlü rûşen eder, aydınlatır, karanlığını giderir: İlm meclisinde oturmak. Elini yetîm başına sürmek. Seher vaktinde çok istigfâr etmek. Çok yimeği terk etmek. Çok oruc tutmak.
Yâ Alî! Beş nesne gözün nûrunu artdırır: Kâ’be-i mu’azzamaya bakmak. Mushaf-ı şerîfe bakmak. Anne-babasının yüzüne bakmak. Âlimin yüzüne bakmak. Akar suya bakmak.
Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan, murâdım şem'i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân, deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman, beni bîmarı sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım, döker kan çeşm-i giryânım
Uyadır halkı efgânım, gara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu, gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu, akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan dutardım ben, dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil, sen ettin aklımı zâil
Bana ta'n eyleyen gâfil, seni görgeç utanmaz mı?
Fuzûlî rind-i şeydâdır, hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı..
Âfitâbum gün gibi rûşen delîlün var iken
Hüsn içinde kim ider sen mâh-i tâbân ile bahs
[Ey benim güneşim! Senin güneş gibi apaçık, parlak delillerin ortadayken; güzellik hususunda kim senin gibi parlak bir ayla yarışmaya, boy ölçüşmeye cesaret edebilir?]
Prizrenli Şem'i, klasik edebiyatın bana göre en güçlü şairlerinden. Döneminde Fuzuli, Baki, Hayali gibi ustalar yetişirken kendisi onlardan daha geri planda kalmıştır lakin bu durum sanatındaki güce gölge düşürmemiştir. Sevgili onun nazarında, hem bir güneş hem de ay kadar parlak ve aşikâr bir güzelliğe sahiptir. Sevgilinin güzelliği o kadar açıktır ki ispata bile gerek yoktur, onun yüzü zaten kendi kendinin delilidir. Dünyada güzel sayılan hiçbir şey, sevgilinin zarafetiyle boy ölçüşemez, yarışa dahi giremez. Zira netice ezelden bellidir.