“gerek devlet ve özel TV şirketleri en başta da RTÜK dil alanındaki mesuliyetini idrak etmeli ama etmiyor. Türk dilinin doğru telaffuzunun birinci derecede önemli olduğunu anlamalıdır. Siyasi sansür veya ahlak zabıtalığı ön planda gelecek bir şey değildir. Zaten yerkürede o konuda herkes etkisiz kalmaktadır. Ön planda gelecek olan kurtaracağımız dilimizdir.”
RTÜK'ün 2015 2025 yılları arasında televizyon dizilerine verdiği cezaların çoğunun gerekçesini cinsellik, toplumsal değerlere aykırılık, ahlâki değerlere zarar verme, dini hassasiyetlere saygısızlık gibi başlıklar oluşturuyor, ki bunların hepsi muğlak tanımlar. Neye göre zarar verme? Hangi ahlâki ve toplumsal değerlere aykırılık? Bu sorularım cevabının iktidar bileşenlerinin muhafazakâr dünyasına göre olduğu aşikar.
İyi ve ahlaklı insan yetiştirmek yerine ürettikleri zulmü yasa yaparak düzelmesinin mümkün olmadığını bildikleri halde bu art niyetli ısrarlı çabadan vazgeçmiyorlar.
Bilinçli bir şekilde ürettikleri kötülükten sonsuza kadar besleneceklerine inanıyorlar..
Sosyal ağları bu tuzağa düşecek bir toplumu hazır edip kontrolsüz bir şekilde o ateşin içine attılar.
Bugün çocukları yasayla korumak akıllarına geldi.
Yıllar önce RTÜK'ten çocukların korunması ile ilgili bir talebim oldu. Bu konuda +7 uyarısını yeterli gördüler.
Doğar doğmaz büyüyen çocuklardan ne bekliyoruz? Anında her şeye sahip olan çocuklar sürekli hazır yemek ister. Böyle bir toplumda yetişen gençler kime hizmet eder?
Güç kapma dalaşı uşaklığı siyasetinden fırsat yok ki böyle bir duyarsız toplumdan güç alsanız ne olur?
Neyi nasıl çözmek gerektiğini ilkeli bir şekilde çağın ürettiği koşullara karşı duyarlı ve ahlaklı insan yetiştirmek gibi bir derdi olmayanlardan yurttaş etik ahlakı bu sebeple tamamen umudu kesti.
Paramparça olmuş siyasiler ve partiler bu sebeple Türk ulusunu kendileri gibi parçalara ayıramadan bittiler.
İyi ve kötüler diye de değil kötüler kendi aralarında sayısızca örgütlü güç olarak bölünerek kimi seçerseniz seçin kötülüğe hizmet etmekten kurtulamazsınız dayatmasını işte bu sebeple tarihin çöplüğüne devrimle atıyoruz.