Puan vermedi·72 syf.··
2026 43. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:35
Herkese merhaba. Bugün izlediğim bir kitap yorum videosunda görüp de okuduğum kitabı paylaşıyorum. Videoyu çeken kişiye güvenip de aldığım kitaplar hep böyle güzel çıkıyor. KİTAP BAZI KİŞİLER İÇİN HASSASİYET OLUŞTURABİLİR. Eğer kitabın konusuyla ilgili hassas bir durum yaşadıysanız ya da bu konular sizi çok etkiliyorsa okumamanızı tavsiye ederim. Luc ailesi tarafından anlaşılmayan, sürekli film izlediği ve çalışmadığı söylenen bir çocuktur. Duyguları ailesi tarafından görülmemiştir. Anlaşılmadığı için de ailesinden uzaklaşmaya karar verir. Yine de işler istediği gibi olmaz ve kendini öl**dürür. Ailesi bu durumla baş etmekte zorlanır. Onu daha önce neden anlamadıklarını düşünürler. Oğullarının in**tiharından sonra bir ailenin duygularını ve yaşadıklarını görüyoruz. Kitap farklı anlatıcıların gözünden yazılmış. Okurken anlatıcı bir anda değişiyor. Oğlanın kendisi de anlatıcılar arasında. Ben bunun güzel bir yazım şekli olduğunu düşündüm. Böylece hikayeyi tek taraflı dinlemiyoruz. Ağır bir durumun ailede, onların çevresindekilere ve arkadaşlara nasıl etki ettiğini de görebiliyoruz. Yasla baş etme sürecinin herkes için ne kadar farklı olduğunu da görebiliyoruz. Oğlanın anlatıcı olması da onun ruh halini anlamıza yardımcı oluyor. 3 bölümden oluşan 72 sayfalık bir kitap. Kendisi kısa ama etkisi uzun. Anlattığı konunun ağırlığı fazla. Altı çizilecek bir sürü cümle vardı. Herkese iyi okumalar.
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026132 okunma
Beni huzursuz eden o kitap!
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:40
"Bir Dünya ki ister istemez bu akşam ağırlığını sırtımızda duyuyoruz."sf401 Bazen ağrılı zamanlardan geçer insan, benim de o dönemime denk gelen bir kitap oldu. Hayatın zorluğu hep vardı ve hep var olacak gibi. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Çok kapsamlı bir kitap olduğu için, her yazardan bahsediliyor. Yan karakter olan Suat'ın hayatı bana da hayatı sorgulattı. Zaten önemli olan da, bir kitabın sizi başka kitaplara sevk etmesi değil midir? "...Hazin tarafı şu ki, bu cinsi azapları bütün dünya bir asır evvel yaşadı, bitirdi. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche, Karl Marx, geldiler, geçtiler. Fyodor Dostoyevski suat'tan seksen sene evvel bu azabı çekti." Kendi iç dünyasında kaybolan bir adam.! Nuran ve Mümtaz'ın aşkı nasıl bir son bulacak diye, son sayfalara kadar merakla okudum. Tabii spoiler vermeyeceğim, siz okuyuculara da gizem kalsın. Kitapta o kadar mahur beste geçti ki şu iki hafta boyunca hep dinledim youtu.be/ol4kLAa3tZQ?si=... sizlere de sunuyorum. Ne yazsam eksik kalır, o sebeple okuyunuz diyorum. Ve benim klâsik vedam ile bitirmek istiyorum kitabı; "Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin." Syf 187. Kitap ve sağlıkla kalın
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
!!!!!!!!!!OKUMAYANLAR İÇİN OKUMA KEYFİNİ DÜŞÜRECEK BİLGİLER İÇERİR!!!!!!! Topluma yabancı olan karakter YOZO... Açlığın ne anlama geldiğini biyolojik düzeyde kavrayamayan, toplumda gizlenmek ve zarar görmemek için insanları güldürme zorunluluğu hisseden, kendisini yavaş yavaş eksantrik bir soytarı olarak tanımlayan karakterimiz. Etrafında dışlanmışın hakikatini temsilen Takeiçi ve normalin ikiyüzlülüğünü temsilen Horiki yer alıyor. Fiziksel ve sosyal olarak zayıf olan Takeiçi, okulun dışlanmışı, Yozo' nur soytarı maskesini görebilen tek kişidir. Toplumun kabul ettiği uyumlu, kibirli, bencil ve içten çürümüş Horiki ise Yozo'yu kendi eğlencesi için tüketmiştir. Toplumun, gerçeği açıkça gören ve yansıtanları (Takeiçi) dışlayıp; rol yapan, bencil ve ikiyüzlüleri (Horiki) kabul ettiği sosyolojik zemin kitapta da aynen anlatılmaktadır. Marksist bir gruba inançtan değil, 'yasadışılık' hissinin verdiği rahatlama için dahil olan Yozo, sapkınlığı adeta kendine konfor alanı seçer. Ve kitapta şöyle ifade edilir: ''İnsan toplumunda dehşet içinde... yaşamaktansa hapiste olmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.'' Bu durumu taşradan metropole taşındığı süreçte yaşadığı statü kaybı ve ekonomik tükenmeyle bir girdap takip eder. Başlangıçta karakter, toplumu bireyi ezen, soyut ve korkunç bir dalga olarak algılar. Horiki ile arkadaşlığı ile ''Toplum dedikleri sen değil misin?'' aydınlanması yaşar. Yani birbirini ezen, soyut ve korkunç olan bireylerin toplamıdır. Dalga yoktur, damlalar vardır. Bu farkındalık, makro korkuyu mikro bir umursamazlığa dönüştürür. Gidişatta eşi Yoshiko'nun, insanlara duyduğu saf güven dolayısıyla yaşadıkları Yozo'yu bambaşka düşüncelere sevk eder. ''Güvenmek bir suç mudur?'' Masumiyet ve mutlak güven modern toplumda hayatta kalmaya uygun olmayan
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
SARI NEHİR ÖYKÜSÜ
Puan vermedi·285 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
Bir ölü için toprağa gömülmemek, tam olarak ölmemek demektir. Bu daha ziyade ölümün tamamlanmaması, eksik kalmasıdır. Böyleleri başıboş bir ruh, bir sahipsiz hayalet sayılır. ​Olaylar, yıllar sonra Sarı Nehir’in kıyısına doğduğu yere dönen bir kadınla başlıyor. Onu geri çağıran şey yalnızca bir cenaze değil; kaçmaya çalıştığı çocukluğu ve yarım kalmış duyguları. ​Sayfalar ilerledikçe, Çocukları arasında açıkça ayrım yapan, eşine karşı aşağılayıcı tavrını öldükten sonra bile sürdüren mesafeli bir anne var. Çocuklarınsa bu sertliğe rağmen hâlâ ondan bir zerre sevgi ve onay alabilmek için çabalamaları çok sarsıcı. ​Anneleri tarafından utanç kaynağı gibi anlatılan babadan geriye çok anlamlı bir miras kalıyor; bir tarif defteri. Kardeşler, babalarının hatırasını yaşatmak için birer lokanta açıp bu deftere tutunuyorlar. Ancak annenin bu çabaya bile saçma karşı çıkışı,aile içindeki o bitmeyen çatışmayı çok net gösteriyor. ​Aslında merkezde yalnızca bir ölüm yok; baş karakterin yıllar boyunca babasını savunma çabası da var. Anlatıcı bunun aksini göstermeye; babasının yalnızca hatalarını değil, insanlığını ve geride bıraktığı sevgiyi de görünür kılmaya çalışıyor. Kitaptaki şu satır da bu duyguyu özetliyordu;Onun ruhunu bir şekilde memnun etmek istiyorum. Annem sürekli onun oburluğundan yakınırdı. Şimdi yaşıyor olsaydı onu doyana kadar yedirirdim. ​Beni en çok etkileyen nokta tamamlanamamış YAS... Babanın yıllarca bir mezarının olmayışı, küllerinin taşınması ve anlatıcının ona ait fiziksel bir mezar bulma arayışı, aslında babasının sevgisini savunma mücadelesi Çin kültüründe “Ana Nehir” yani Sarı Nehir, binlerce yıldır medeniyetleri beslediği kadar büyük taşkınlara da neden olmuş gerçek bir nehir. Benim için bu tarihsel anlamı kullanan insanların hayatlarının da nehir gibi bazen
Sarı Nehir ÖyküsüShao Li · Lotus Yayınevi · 20265 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:23
Öncelikle Simon’un hasta ruhundan bahsetmek istiyorum. Kendisini öldürmek istemesi ayrı bunu yaparken de ünlü olmak, dikkat çekmek için alışagelmişin dışında dört kişinin daha hayatını mahvetmek istemesi ayrı ruh hastalık belirtisi. Bunu planlayacak zekası da ayrı iğrenç. Gerçek hayattaki örneklerini de birebir yaşayaınca insan ister istemez daha rahatsız bir şekilde okuyor. Addy’nin Jake’in zincirlerinden kurtulup muhteşem bir karakter gelişimi gösterdi yani bayıldım. Nate.. benim vişneli kekim kendisi favori karakterlerimden biri. Ancak son kısımlarda Browyn’e yaptığı beni bile yaraladı ama benim best couple araları düzeldi. İnsanların düşünceleri, aile baskısı yüzünden Cooper’ın olmak istediği kişiden uzakta olması beni üzmüştü ancak cinayet zanlısı ekibiyle bunu aştııı. Veee arkadaşlıkları çokkk tatlıydı. Birbirleirni en iyi onlar anlar o yüzden hep destek çıktılar Kitapta en sevdiğim şey ise karakterin gelişimlerini bizzat onların ağzından okuyarak görmek, onların hayatlarını kendi ağzından okumak.
Birimiz Yalan SöylüyorKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 20173,516 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 35. kitabı
Psikohekim (ruh hekimi) olarak bilinen Abdulaziz Yılmaz; uzman psikolog, eğitimci ve yazardır. Kendisinin kalemini bu kitap aracılığıyla tanıdım. Yaptığı seminerleri sadece Türkiye içi değil Avrupa’da da sürdüren Yılmaz, bu kitabında orada şahitlik ettiği birçok hikâyeyi ele alarak mesaj niteliğinde bizlere aktarmış. Kitap, 125 sayfa, 57 bölümden oluşuyor. Bölüm başına 2 sayfa civarı düşüyor. Dilinin ağır olmaması basit ve anlaşılır sadeliği, her yaştan okura hitap etmesini sağlıyor. Bazen bir hikâye bazen sorular eşliğinde okuru düşünmeye sevk ediyor. Ruhi tatminsizliğimizi tamamlamak adına birtakım önerilerini, tecrübelerini bizlerle paylaşıyor. Toplumsal sorunlara karşı bakış açısını sunup, çok sert olmayan bir dille eleştiriyor. Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri, tam odaklanmış okurken denk gelen dualar oldu. Anlamaya çalışırken yorulan ruhumuzu ettiği dualarla ferahlatıyor. Bir de kitaba başlarken sunduğu ‘Psikotomat’ fikri kulağa çok güzel geliyor fakat getirdiği sorunları da düşünmeden edemiyorum. Yapay zekâ bunun bir örneğidir.
Bir Derdim VarAbdulaziz Yılmaz · MGV · 2019237 okunma
Reklam
Reklam