Akıl bağırır, duygular fısıldar. Duyguları duyabilmek için sessizliğe ihtiyacın var, iç farkındalığa ihtiyacın var, kendinle hemhâl olmaya ihtiyacın var ve en iyi dostunu, en iyi yol arkadaşını "kendin" yapmaya ihtiyacın var. Bunu becerebildiğin takdirde, duyguların sana kimsenin veremeyeceği bilgiyi ve bilgeliği zaman içerisinde rahatlıkla sağlayabilecektir.
Nasıl da tuhaf bir basitleştirilmişlik ve sahteleştirilmişlik içinde yaşıyor insan! Bu mucizeye bir kez gözünü diken, şaşırmaya doymaz! Etrafımızdaki her şeyi aydınlık ve açık, kolay ve basit kıldık! Duyularımıza yüzeysel olan her şey için bir serbest geçiş kartı, düşüncemize kasıtlı sıçramalar ve yanlış çıkarımlar için tanrısal bir hırs vermeyi nasıl da becerdik!
'' Hiçbirisi bu korkusunu ötekine söylemeye cesaret edemiyordu. Kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu. (Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.) ''
DELİLİĞE ÖVGÜ
“Hayatın her alanına kendine ait eğlence bahsederken edebi bir çalışmaya eğlence hakkı tanımıyor olmak adaletsizlik değil de nedir?”
Böyle der Erasmus eserini dostu Thomas Morus’a ithaf ederken ve ekler “Budalalığa övgüler yağdırdım ama tamamen budalaca da değil.Eserini kaleme alma öyküsünü ise şöyle açıklar Erasmus:”İlle de bir şeyler yazma tutkusu beni amansızca sardığından ancak seyahat sırasında ciddi ve ağırbaşlı bir çalışma pek de mümkün olmayacağından eğlenceli vakit geçirmek üzere budalalığa bir övgü yazısı kaleme alayım dedim.”Geniş çevrelerce tepki konusu olmuş eserin yazılış öyküsü bundan ibarettir.Tepki gösterenlerin ise yaralarının gocunduğunu söyler Erasmus.Yaptıklarının övgüyle değil de alaycılıkla karşılandığını gören biri ne kadar normal davranabilir ki?Bunu empatik yolla düşünmeyi okuyuculara bırakmak gerekir.Ahmaklık süsten uzak lakin samimi bir konuşma yapacağını söyler dinleyicilere.Bunu söylemeden evvel tevazu maskesi altında kendilerine methiyeler düzdüren sahte insanlara kaldıramayacakları bedende bir giydirme yapmaktan da geri kalmaz.Bu insanlar kendini öven birini duyduklarında ayıplar, dışlar ancak ne yazık ki sahne önünde başkalarının kendilerine düzdükleri methiyelerin senaristleri bizzat kendileridir.Ayrıca kendini övmeyi ayıplayan bireyler övme işi başkaları için yapıldığında kişinin pürüzlü yanlarını örtüp iyi yanlarını cilalamaktan da geri kalmaz.”Başkalarının başarılarını parlatarak överken bana methiyeler düzen var mı?”diye sorar Budalalık.”Seni öven yoksa sen de kendini kendini öv.”atasözüyle de kuvvetlendirir görüşünü.
Bunları bu kadar rahatça nasıl söyleyebilmektedir delilik?Adı üstünde delilik diyorum bu sıfat zaten ona istediğini fütursuzca söyleme hakkı tanımaz mı?Kendisinin de söylediği gibi “Delilik ne
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma