Puan vermedi·66 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 02:40
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Bahadır Çetin “Kent ve Çöl” adlı şiir kitabı oldu. İlk şiir kitabındaki duygu yoğunluğundan farklı olarak daha akılcı bir bakışla yazılan şiirler karşılıyor okuyucuyu. Kent ve Çöl olarak iki bölüm başlığına ayrılan ruh kavramının arayışı içinde kayboluşların gizemini aydınlatan şiirler yer alıyor. Sena Karaca vesilesiyle okuduğum imzalı hediye kitabım için Bahadır Çetin e ayrıca tekrar teşekkür ederim. #kitapalıntıları İllüzyon Psikoterapi de Zihnin belli bölümlerine Mayın döşemek değil midir Alevler içinde dörtnala koşan atlar uykunu yarar Derdin çoksa eğer gece gökyüzü bir zift gibi akar Satırlara kustuğun ölümsüz filozofunu şeytanla rulete oturtursun Etten ve kemikten soytarın yarının hazırlığını yapar ... Öz Geçmiş Fundalıkların arasında doğan saflık Bir gerçekti, inandım Kırmamak için birilerini, sayfalarca parçalandım Her yerde aynıdır hikâye hiç şaşmaz Evren temiz kalpli çocuklarını Her kara parçasında harcar Aşkta Helen'e tutuldum, tükendi ruhum
Edebiyat Şiir
Kent ve ÇölBahadır Çetin · Mahfel Yayıncılık · 20253 okunma
İlk defa beklentimi karşılamayan bir kitabı çok sevdim
9/10
·392 syf.·
2025 24. kitabı
Selamlaaaar sevgili okurlaaaar; Bugün -hatta bu gece- Altı Saniye'nin yorumuyla sizlerleyiz. Aslında bitireli birkaç saat oluyor lakin biraz annemle vakit geçirdim, sonrasındaysa baktım uykum geliyor, "Elif dedim aklında tazeyken kitap, yaz yorumu!" Velhasıl aranızdayım! Öncelikle kitapta yazarın vermek istediği mesajla başlamak istiyorum. Her kitaptan -okuduğumuz basit, bilgi kitabı olmayan, kurgusal olan olmayan, Wattpad kitapları dahil olmak üzere- bir ders çıkarırız. Lakin bazı kitaplar vardır ki, verilmek istenen mesaj üzerine yazılmıştır. Yazar apaçık bir gerçekliği sunmaktadır. İşte Altı Saniye de öyle kitaplardan. Mesaj ise; insanların -kötü bir geçmişi olan ve sadece kötüyü görerek yetişmiş insanların bile- iyiliği ya da kötülüğü seçme iradesine sahip olduğu. Yani diyor ki yazar "benim çocukluğum acı, ızdırap içindeydi, yok efendim annem-babam boşandı, yok efendim şiddet gördüm, yok efendim ebeveynlerim hayattayken yetim öksüz kaldım bu yüzden ben de hayattaki insanlara böyle davranacağım diye bir şey yok! İyi veya kötü olmak bizim elimizde! Geçenlerde birinden duydum: neymiş efendim annesi ve babası tarafından sevgi görememiş zaten annesi de babası da boşanıp onun yurtlarda büyümesine sebep olmuş bu yüzden sevgi duymak diye bir şeyin olmadığını savunuyor, "sevgi bekleyenlerin "sıkıntılı" olduğunu söylüyor!" Pardon da senin annen baban sevmediyse seni bunda onlardan başka kimsenin suçu yok, cezasını da kimseye yazamazsın! Sevgi göstermemek ve şiddet göstermek -Poyraz'ın babasında da olduğu gibi- kalıtsal bir öge değildir. Kimi insanlar var ailesinden sevgi görmese de insanlara sevgi duyabilen. Bu bir bahanedir ve sevmek istemeyenin arkasına sığındığı boş bir sözdür. Bunu diyen insanların hayatına yakından baktığınızda bazı insanları sevdiklerini
Altı SaniyeFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025411 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·208 syf.··
2024 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2024 13:02
#Okudum #KitapYorum #BirdeNeydenDinle #CangülSoydemir #EvaYayınevi #206Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Eva Yayınevi'nden çıkan, Cangül Soydemir'e ait, "BİR DE NEYDEN DİNLE" isimli eseri tanıtmaya çalışacağım. Efendim, çok sevgili okur; bir yaz akşamından kalma yumuşaklık, huzurlu bir sıcaklık, dingin bir zihinle karşınızdayım. Bazı kitaplar beklenmedik zamanlarda önünüze gelir. Benim de öyle oldu. Öylesine doluydu ki aklım, kalbim, ruhum bir yerinden herhangi birini çeksem; bir diğeri kanamaya hazırdı. Kafamda dünya kadar dolu sorular, hazır olmadığım, korktuğum, ertelediğim, yüzleşmeye cesaret edemediğim kuşkular... Nasıl da ağırım. Cismen değil elbette. Kayıp, bazen tam solumda, hatta bir nefesin sıcak buğusu boynumda, şah damarınızdan daha yakınım bilgisinin tereddütsüz inancıyla. Bıkmış, vazgeçmiş, yeislerde, hüzün sarısı yüzle ne çok kaldım biçare!.. Artık tüm kapılar kapandı dediğim anda kaç labirentten geçtim de geldim Tuba Ağacının gölgesine. Kaç kez ıslandı sığındığım ilahi kitabın sıcak harfleri. Sonra buhar olup bir yutkunuşla zemzem suyuna dönüştü. O ferahlığın İrem bahçelerinde sayısız adımlarlarla kaç şafak geçti. Sustum çoğu zaman. O biliyor, seni senden iyi tanıyor dediğim gecenin, gündüzün ve kâinatın ustasına bıraktığım külleri kalp kokan o yüreği kaç kez yaşatmaya çalıştım, sayısını hatırlamıyorum. Vazgeçiş ve tükenişlerin treninde içime, özüme diye bilet kestiğim yolculuklar... Hiç biri cevap olmadı sarsak zihnime. Aldatan iblisli bir iksir mi? Yetmeyen bilim mi?.. Sancılarıma kim deva olurdu ki? Lokman gelse bulsa, belki Zünnûn, belki Hızır, Yusuf, kimdi? İçimdeki Tanrıya varmama kaç kilometre ya da kaç ışık yılı lâzımdı?.. Tüm bu duyguların sokaklarında cepleri boş bir Hint avaresi gibi dolaşırken; "BİR DE NEYDEN DİNLE" rehber oldu
Bir de Neyden DinleCangül Soydemir · Eva Yayınevi · 202446 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2024 23:07
#Okudum #KitapYorum #TalihsizRandevu #ŞebnemÖzbey #SiyahBeyazYayınları #Roman #151Sayfa #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Siyah Beyaz Yayınların'dan çıkan, Şebnem Özbey'e ait "TALİHSİZ RANDEVU" isimli romanla geldim. Efendim, şu anda romanımı bitirmiş olmanın heyecanını yaşıyorum. Ândan bahsediyorum. Zira kitap geçmiş ve gelecekten çok sonsuz bir ânın hikâyesi. Sanki bir zaman makinesinde milyonlarca yıl ileri, ya da geri, nasıl arzu ederseniz bir kapsül içindeki astral seyehatin yolcusuydum.Kitap kapağındaki resim de saati gösteriyor. Yani konunun ana teması. Kadim dünyanın modern hikâyesi anlayacağınız. Bir anaforda rengârenk bir başka gezegende yerçekimsiz, düşlediğim, planladığım, olması için uyguladığım hayâller, belkide deneyimleyeceğim gerçeklerde ruhum bedenimden azade yaşamsal düzeneğe bir anahtar gibi yerleşti. Sanki evren beni duyuyor, hissediyor ve birlikte de hareket ediyorduk.Sadece kendimi akışa bırakmam yetti. Zaten o üst akıl sizi sizden önce planlamıştı yaşayacaklarınıza. Sadece adım atmak ve düşlemek. Hepsi bu. Küçükken gözlerimi sımsıkı kapardım, ve arka planda renkler dans ederdi. Toz pembe, yeşil, vs. hangi renge baskınsa iç dünyam. Görüntüler göreceğimi umardım, sanki benim klonlannış halimdi odaklanmalarımın sonucu. Bazen bir hatırayı tekrar yaşardım, bazen de olmasını istediğim bir planı.Bir portal (kapı), vardı içinden geçip zamanda dolaşırdım. Şimdiye kadar olanı, biteni, geçmişi, geleceği iç içe, üst üste her birini teker teker yaşayarak şahit olmuşum gibi. Örneğin parktayım, salıncakta uçarcasına sallanıyorum, sonra düşüp dizlerimi kanatıyorum. O ân içimi üzüyor. Bu yaşandı. Sonra ikinci kez aynı saate ve tarihe odaklanıyorum. Bu defa düşmeden, güvenle iniyorum salıncaktan. Zaman çizgisini seçimimle değiştirmiş
Talihsiz RandevuŞebnem Özbey · Siyah Beyaz Yayınları · 202433 okunma
Mary Shelley, Percy Bysshe Shelley ve “Frankenstein ya da Modern Prometheus’’
Puan vermedi·272 syf.··
2022 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2022 12:01
''İnsan zihni için, üst üste yaşanan olayların duyguları ayağa kaldırmasının ardından gelerek, ruhu hem ümitten, hem de korkudan azade kılan eylemsizlik ve kesinliğin mutlak sükûnetinden daha acı verici şey yoktur.''* William Godwin ve Mary Wollstonecraft'ın kızı ‘’Mary Wollstonecraft Godwin’’, 30 Ağustos 1792’de Londra'da dünyaya geldi. Eylül ayında annesi, lohusa hummasından hayatını kaybetti. 1801 yılında babası, Mary Jane Clairmont ile evlendi. Londra yakınlarındaki Somers Town'da yaşamaya başladılar. Mary, kendi imkânlarıyla kendini eğitti ve babası onu okula göndermedi. 1808 yılında ilk şiiri ‘’Mounseer Nongtongpaw’’u¹ yayımladı. 1812 yılında Percy Bysshe Shelley ve eşi Harriet Westbrook Shelley ile tanıştı. 1814 yılında Shelley ile tekrar karşılaştı ve dost oldu. Ertesi ay beraber Avrupa'ya kaçtılar. Fransa, Almanya, İsviçre ve Hollanda'yı gezdiler. Eylül ayında İngiltere’ye döndüler. Şimdi biraz Percy Bysshe Shelley’nin hayatına göz atalım; çünkü onun hayatı da Frankenstein’ı anlama yolunda önemli bir rol oynuyor: Hali vakti yerinde, toprak sahibi bir ailenin tek oğlu olarak 1792'de dünyaya gelen Percy Bysshe Shelley, on sekiz yaşından sonra, hiç anlaşamadığı babasıyla, pek sözünü etmediği annesiyle ve iyi geçindiği halde, kız kardeşleriyle ilişkisini kesti. Fazlasıyla eli açık olduğu için ömrü boyunca para sıkıntısı çekti. Babası, İngiltere'ye egemen olan yüksek sınıfın dar kafalı bir üyesi, sıradan bir adamdı. Shelley çok küçükken bile, babasının otoritesine ve babası gibilerin temsil ettikleri her şeye aşırı bir tepki gösterdi. Daha on bir yaşındayken yazdığı, elimize geçen ilk mektubunda, bunun sevimli bir örneğini görürüz: O sırada mektupları "I am, Sir, your obedient servant" (Sizin, efendim, itaatkâr hizmetkarınızım) tümcesiyle bitirme geleneği vardı.
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
7/10
·59 syf.·
Beğendi
·
2020 10. kitabı
#OkudumBİtti #KitapYorumu FAKAT MÜZEYYEN BU DERİN BİR TUTKU İlhami Algör Merhaba kitap dostları, kısacık bir romanla karşınızdayım. Kısa roman mı, uzun hikaye mi desem bilemedim? Yazarın kendi kendine konuştuğu, iç dünyasından kesitler sunduğu kitapta Müzeyyen'e duyduğu derin tutku anlatılmakta. Dudağınızda tebessüm, yüzünüzde hüzünle İstanbul'un semtlerinde dolaşıyorsunuz. Tophane, Galata, ara sokaklara dalıp çıkıyorsunuz. Arada küfür sallıyorsunuz Yeşil çam filmi izliyor hissine kapılıyorsunuz, beyaz perdeden Sadri Alışık selam çakıyor. Orhan Gencebay, Müslüm Gürses şarkılar söylüyor. Kısa film senaryoları okuyorsunuz. Hayal ürünü mü, gerçek mi kafanız karışıyor Sevdiğiniz aklınıza düşüyor. Roman içinde roman okuyor gibisiniz. 58 sayfalık kısa ama dolu bir kitap, kendi küçük mesajı büyük. Ben okurken keyif aldım, okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın efendim ️ Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu farkettim. ️ Bu milletin tarih kitabına ihtiyacı yok. Şarkıları peş peşe diz, koy kasete ver radyodan. ️ Memleketi görünürde birileri ama gerçekte ruhlar idare ediyordu.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma