• Tarihe farklı bir açıdan bakmak isteyenler için çok değerli
• Yer yer tartışmalı ama her sayfası düşündürücü
• Okuduktan sonra dünyaya bakış açını değiştirebilecek türden
“Leylan”, Diyarbakır’dan başlayıp İstanbul, Zürih ve Nusaybin’e uzanan bir hikâye üzerinden hem bireysel hem toplumsal bir yolculuk anlatır. 
• Kudret’in Serap’a olan aşkı
• Arkadaşlık ilişkileri
• Kimlik, aidiyet ve dil meselesi
yer alır. 
Ama bu sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda sistem, baskı ve insanın var olma mücadelesi üzerine kurulu bir anlatıdır.
Bu kitap bir roman değil; birbirinden bağımsız ama aynı duygusal damarda birleşen hikâyelerden oluşuyor.Cezaevinde yazılmış olması, metinlere ayrı bir derinlik ve içtenlik katıyor.
Masumiyet Müzesi, aşkın en saf halinden çok, en takıntılı ve en kırılgan hâlini anlatır.
Bir insanın sevdiği kişiyi kaybettikten sonra onu hatıralarla yaşatma çabasının hikâyesi.
Eşyaların, anıların ve suskunlukların içinde büyüyen bir aşk…
Okurken fark ediyorsun ki, bazen insan birini değil, o kişiyle yaşadığı zamanı sever.”
Demirtaş, bu kitabında da "küçük insanların" hayatlarına dokunuyor. Bir kapıcının, bir işçinin, haksızlığa uğramış bir babanın ya da bir kadının gözünden dünyayı anlatıyor. Öykülerin kahramanları o kadar tanıdık ki, sokakta yürürken her an karşınıza çıkabilecek karakterlerden oluşuyor.