15. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin büyük askerî ve siyasî girişimlerini mümkün kılan şey, yeni siyasî nizam altında gelişen ticarî ve ekonomik hayat ve buna denk olarak artan devlet gelirleridir. Genelde Osmanlı Devleti, Levant sahasında Frenklerin (Avrupalıların) siyasî egemenliğine ve ekonomik bakımdan imtiyazlı durumlarına son vermeye çalışmıştır. Bu arada Fâtih, Bizans'ın çöküş devrinde Venedik ve Ceneviz'in temin ettikleri tam gümrük bağışıklığına son vermiş, onlardan gümrük almıştır. Bu gümrük Fâtih devrinde, bir tarihe kadar, yüzde iki gibi ufak bir oranda idi. Fâtih, bu oranı Müslümanlar ve harâcgüzârlar, yani İslâm devletine harâc ödeyen zımmîler için yüzde dört ve harbîler için, yani dâra'l-harb'e mensup olup amânnâme (kapitülasyon) ile ticâret izni verilmiş olan yabancılar için yüzde beş olarak tespit etti. Bu siyaset, o zamana kadar imtiyazlı bir durumda bulunan ve Levant pazarlarını sömüren Frenk tâcirleri tarafından bir felâket gibi gürültü ile karşılanmış ve W. Heyd gibi büyük bir âlimi, Osmanlı devrinde Levant ticaretinin çöktüğü gibi abartmalı bir hükme sürüklemiştir. Osmanlı kaynaklarının, bilhassa Bursa kadı sicillerinin incelenmesi, bu hükmün yanlışlığını göstermiştir. Bu devrin karakterleri kısaca şöyle ifade edilebilir: Osmanlı siyasî düzeni birbirinden uzak geniş bölgeleri güvenlik altında birbirine yaklaştırmış, buraların birbirini tamamlayan iktisadî birliğine yol açmıştır. Fâtih devrinde süratle büyüyen İstanbul, daha Fâtih'ten önce uluslararası ticaret merkezleri haline gelen ve gittikçe büyüyen Bursa, Edirne, Gelibolu bu ticarî canlanmanın tanıklarıdır. Bölgelerarası ticârette Osmanlı tebaası olan Müslüman tüccâr, Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler, İtalyanların yerini almıştır. Gümrük defterlerinde İtalyan gemileri ve tüccârından çok daha fazla
Sayfa 122 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
"Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kadirdir." Rum Sûresi, 30:50.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakkıyla kadirdir. (Rum Suresi: 50)
Sayfa 66 - Yeni Asya Neşriyat
Din
nebiyan dağı çetesi ve bölgedeki türklere yaptıkları zulümler
Nebiyan Rum eşkıyasının en büyük katliamı Çağşur ve Kuşça Köyü baskınlarıdır. 5 Kasım 1916'da meydana gelen bu olaylar kalabalık Rum çetelerinin ilk toplu katliamıdır. Çağşur Köyü, Nebiyan'daki Rum köyleri arasında kalmış, 150 haneli bir Türk köyü idi. Rum, çeteleri aynı gün bu köyü ve Kuşça Köyü'nü basarak tamamen yaktılar ve halkını katlettiler. Toplam ölü miktarı 367 olup, ancak o anda köyde bulunmayanıar kurtulabilmişlerdi. Nebiyan dağının güneyinde bulunan 13 Türk köyüne ise çeteler fazla zarar verememişlerdi. Bu köylerde 998 hane ve 6000'e yakın nüfus bulunuyordu. Fakat çetelerin tecavüzünden kurtulamayan Çağşur, Kuşça, Kocahüseyinderesi, MeIikalan, Türkmenler, Konakçımermer, Konukyat Karacayörük, Alaylı, Üçpınar, Kıran köyleri tamamen Düzköy, Ağıalan, Güzalan, Gökalan, Yeğinalan, Kırvanlık, Eğdir, Ledros, Lengerli, Boyalı, Çinili, Terzili, Köseli köyleri de kısmen yakılarak tahrib oImuşlardır. Temmuz 1914-Aralık 1920 tarihleri arasında Nebiyan Rum eşkıyası 110 hadisenin faili olmuşlardır. Bafra Adliye kayıtlarına intikal eden olayların tasnifinden 37 şekavet, 21 şakiye yataklık, 6 yol kesme, 13 yaralama, 7 hırsızlık, 25 gasb, 1 para için adam kaçırma olayları görülmektedir; tamamen tespit edilememekle beraber Nebiyan eşkıyasının yaptığı katı sayısı Çağşur ve Kuşça cinayetleri, Bafra civarı çetelerinin vukuatı dikkate alınarak 534'ü bulmaktadır. Jandarma takibinde kalıp, Adliye kayıtlarına geçmeyen 97 olayda ise, 33 cinayet, 8 yaralama, 4 yangın ve yağma, 48 gasb, 2 yol kesme, 1 asarak idam ve 1 ırza geçme görülmektedir. Haziran 1922'ye kadar çetelerin yaptıkları toplu baskın, yangın ve cinayetlerde halktan 50 kişi öldürülmüş, 13 kişi yaralanmış, tespit edilebilen 450 sığır, koyun, yük hayvanı, miktarı belirlenemeyen zahire gasbedilmişti. Ayrıca 52 ev, 4
Sayfa 79·Kitabı okudu
Çoğunluk sizi yanıltmasın; Çoğu kafirdir. (Nahl suresi, 83. ayet) Çoğu fâsıktır. (Maide suresi, 49. ayet) Çoğu müşriktir. (Rum suresi, 42. ayet) Çoğu inkârcıdır. (İsra suresi, 89. ayet) Çoğu nankördür. (Furkan suresi, 50. ayet) Çoğu şükretmez. (Bakara suresi, 243. ayet) Çoğu haktan hoşlanmaz. (Zuhruf suresi, 78. ayet) Çoğu akletmez, kafasını çalıştırmaz. (Maide suresi, 103. ayet) Çoğu gafildir. (Yunus suresi, 42. ayet) Çoğu yalancıdır. (Şuara suresi, 223. ayet)
Sayfa 42 - Tahlil yayınları·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Turgut Reis
Sicilya buğdayına el koyan bu korsanlardan en tehlikelisi Turgut'tur. Rum kökenli bu korsan 50 yaşlarındadır ve ardında, 1544'te Barbaros bizzat geri alma pazarlığını yaparken, dört yılı Ceneviz kadırgalarında kürek çekmek suretiyle esarette geçen uzun bir maceralı yaşam bulunmaktadır. 1550'de Cerbe'ye yerleşmiştir. Yolculuklarının arasında buraya gelmekte, reisleriyle birlikte burada kışlamakta, tayfalarını buradan sağlamaktadır. Fakat yalnızca Cerbelilerin tahammüllerine mazhar olarak, 1550'de tam zamanında, Tunus Saheli'ndeki küçük Africa kentini ele geçirmek üzere iç kavgalardan yararlanmıştır. Safakes'in kuzeyinde, yaklaşık olarak Kayrevan hizasında olan, ağaçsız ve bağsız çıplak bir burun olan Africa, eskiden Fatımiler döneminde ihtişamlı bir döneme tanıklık etmiştir. Gözden düşmüş, kentten çok kasaba haline gelmiş olan burası Turgut açısından, sularının ve kötü surlarının sağladığı sığınakla, Sicilya yolu üzerinde yararlı bir liman olmaktadır. Ve daha iyisini beklerken, kendine ait bir ev!
Sayfa 28·Kitabı okudu