"Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez! Bir tek kendim, yalnızca kendim için bir yargıya varabilir, bir şeyi seçer ya da yadsıyabilirim."
Halbuki şeriat O'nun, Allah Resûlünün zahiri, tasavvuf da batınıdır. Biri içinde nur cümbüşü kopan perdeleri kapalı elmas sarayın dışı, öbürü de içi ve ziyafet sofrası...Ve her şey O'nunla ve O'ndan.
Tasavvufun dine sonradan girdiğini, şuradan ve buradan devşirildigini, hiç değilse dini yumuşatmak ve derinleştirmek için doğduğunu, yoksa sert ve çetin ölçülerden ibaret dinin böyle bir ruha malik olmadığını sananlar vardır.
Güneşin, ışığını aydan aldığı fikrinden daha bedbaht bir zan...
Hiçbir şeyin geçtiği yok; geçen sadece son ödeme günleri, banka sıraları, ilaçların son kullanım tarihleri, yiyecek içeceklerin marketlerdeki raf ömürleri ve öyle şeyler. Aslında sadece ömrümüz.