" Bilgi ile anlamak birbirinden çok farklı şeyler. Bir bardak suyu elinize alıp bu su benim diyebilirsiniz. Ama değildir, o sadece bilgidir. Ancak o suyu içtiğinizde o suyu anlamış olursunuz. İnsanın susuzluğunu sadece içtiği su giderebilir, tuttuğu değil. Bu sebeple insanın ihtiyacı olan şey bilmek değil anlamaktır. "
" Birbirinden kopuk, diğerlerinin neler yaşadığından habersiz ne çok insan vardı. Çeşitli amaçlar peşinde, çeşitli kaygılarla akıp gidiyordu hayat. Ama kimse kimsenin hikayesini bilmiyordu. "
" Dilin bir kere yandığı için insanlardan uzaklaşmayı denersin , olmaz. Kalabalığa karışmayı denersin, olmaz. Kafanı başka şeylerle doldurmaya çalışırsın , olmaz. Kendine yoldaş ararsın, aşık olabileceğin birini beklersin, gelmez. Yani olmaz da olmaz.. "
" Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil.. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile.. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket ,en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor.. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerenin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor.. Zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek.. Böyle acz içindeyken odamda her şey bana küçüklüğümü ve zavallığımı haykırıyor. Sokağa fırlıyorum. Bir tek yakın çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum. Halbuki ara sıra karşılaştığım ahbapları görmemezliğe geliyorum. Hiçbiri bana bu anda yardıma çağırılacak kadar yakın görünmüyor. Bilmem beni anlıyor musunuz?.. "