Deniz

Deniz
@rzgrgulu
Tekrar Tekrar Okunmayı Hak Eden Kitap!
9/10
·72 syf.··
2023 17. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2023 18:32
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CrgXw0utE9i Nasıl yani? Artık herkesin okuduğu Stefan Zweig'ı ve Satranç kitabını hayatımda ilk kez mi okudum?! Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. Kitap önerisi alabilmek için yorumlar kısmına bakabilirsiniz. Stefan Zweig kitapları ve özellikle de Satranç, bundan birkaç yıl önce İş Bankası Kültür Yayınları'nın iyi tasarlanmış kapaklarla, şeker niyetine sattığı ince kitaplar serisinin bir parçasıydı. Bana da okuma alışkanlığımı kazandıran yazardır kendisi. Açıkçası böyle kaliteli yazarların popülerleştirilmesinde hiçbir sakınca görmediğimi belirterek başlamak istiyorum. Geçen yıl başlattığım 1000kitap Nostalji Kuşağı'na devam ediyorum ve yıllar önce okuduğum kitapları şu an bulunduğum yaşın düşünceleriyle yorumlamak için tekrar okuyorum. Bazı kitaplar farklı yaşlarda tekrar okunmak için yazılır bence. İşte Satranç tam olarak bu kitaplardan biri... Peki gerçekten de Satranç kitabını hayatımda ilk kez mi okudum? Elbette hayır... Bugüne kadar onlarca Stefan Zweig kitabı okuyup değerlendirdim. Hatta bu da yetmeyince Viyana'da Zweig'ın yürüdüğü sokaklara, Ring Caddesi'ne ve Prater'e bizzat gittim. Bütün bunların sonucunda neyi fark ettim dersiniz? Bazı yazarları ne kadar okursanız okuyun, sanki her seferinde o yazarın kitabını elinize ilk kez alıyormuşcasına bir etki oluşuyor. Satranç kitabındaki her detayı, başını, sonunu ve karakterlerin isimlerini biliyor olmama rağmen Zweig'ın insan dünyasının derinliklerini anlatma becerisi beni her defasında şaşırtıyor. Eminim ki bu kitabı okuyan pek çok okur, Dr. B'nin Siyah Ben ve Beyaz Ben olarak ruhunu ikiye bölmesi gibi hissediyordur. Hatta biz de Dr.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2019279,4bin okunma
Deniz
Satranç kitabı psikolojik bir kitap bence.Zweig ana karaktere kendi bilinç altındaki hitler korkusunu işlemiş.ve bu korku onu deliliğe kadar sürüklemiş.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle karar alınamazdı. Yaşamamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, ‘bu satırı da neden yazdım?’ diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görünüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca
Sayfa 383 - İletişim Yayınları - 22. Baskı/2012·Kitabı okudu
Edebiyat
Deniz
Oğuz atay muhteşem bir yazar🌱