"Acaba zâil, yalancı bir cennette cismi bulunan ve kalbi, ruhu cehennemde azap çeken bir insana mesud denilebilir mi? "
Risale-i Nur - Mesnevi-i Nuriye / s.153
"Bizans'ta halk Arnavut, Bulgar şivesiyle konuşulan Yunancadan Suriyeli, Berberî, İspanyalının yayık Latincesinden, gırtlaktan konuşulan Ermeniceye kadar her dilden, her şiveden konuşmaya, emir almaya akışıktı.
Caberhan'ın Bizans'ın Varenk denilen yabancı askerlerden kurulu ordu arasında bozuk şiveyle verdiği emri yadırgamadılar."
Aptullah Ziya Kozanoğlu, Arena Kraliçesi, s. 120.
Davranışın çeşitli çevresel etkenler tarafından şekillendiğini ve ayırıcı özelliklerin, bir bireyin ne yapacağını kestiremeyeceğini kabul etmiştir. Ancak, " bir kişinin etkinlik akışında değişken bir kesimin yanı sıra, durağan bir kesim de vardır" demiştir ( Allport 1961, s.333)
Il dit aussi qu'il voulait laisser un message pour que Florence le trouve après sa mort et que pendant ces journées d'entre Noël et le Nouvel An il n'a cessé de faire des brouillons. De lettre mais aussi de cassette qu'il enregistrait, seul dans sa voiture, sur un petit magnétophone : « Pardon, je ne suis pas digne de vivre, je t'ai menti mais mon amour pour toi et nos enfants n'était pas un mensonge… » Il n'a pas pu. « Chaque fois que je commençais, je me mettais à sa place en train de lire ou d'écouter cela et… » Il s'étrangle, baisse la tête.