"Bir tabak kızarmış domuz ciğeri, iki kâse sarı pirinç likörü. Likör ılık olsun!" S.101 Kanını Satan Adam Yu Hua
Çinli Allâme Rûhuddin Yûsuf Mâfûtşû (Mahkemetü’t-Tafsîl) ​"Onların: 'Kendisine ledünnî ilimler açılan (keşfolunan) her veliye hiçbir şey gizli kalmaz' şeklindeki sözlerine gelince; bu iddianın kaynağı, yine onların ortaya attığı: 'Allah'ı hakkıyla tanıyan kimseye hiçbir şey gizli kalmaz' sözüdür. Bilmiyorlar ki bu söz, bir tevil (asıl maksadı açıklayan bir yorum) olmaksızın asla doğru kabul edilemez; çünkü bu haliyle Allah'ın ayetlerine ve icmaa aykırıdır. ​Nitekim Allah Sübhânehû ve Teâlâ: 'De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez' [Neml: 65] buyurmuştur. Yine Nebi (a.s.)'a hitaben şöyle buyurmuştur: 'Medine halkından da münafıklıkta direnenler vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz.' [Tevbe: 101]. Ve Nebi (a.s.)'ın dilinden aktararak şöyle buyurmuştur: 'Eğer gaybı bilseydim, elbette daha çok hayır elde ederdim ve bana hiçbir kötülük dokunmazdı.' [A'râf: 188] ve yine: 'De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (ne var ki) bana vahyolunuyor.' [Kehf: 110] buyurmuştur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hanımelim ve rüzgârla savrulan kokusu.. Özlemin en nahif hâli♡𐙚
belki haziran'da mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor ne vakit bir yaşamak düşünsem sus deyip adınla başlıyorum içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin. Attila İlhan 100 Aşk Şiiri s.101
Şiir
“İnsanın küçük şeylere hassasiyeti ve büyük şeylere karşı kayıtsızlığı: Tuhaf bir altüst oluşun resmidir.” [B. Pascal, Düşünceler, s.101]
Alıntı
“İnsanın küçük şeylere hassasiyeti ve büyük şeylere karşı kayıtsızlığı: Tuhaf bir altüst oluşun resmidir.” [B. Pascal, Düşünceler, s.101]
Alıntı
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair