"Namaz ve zekatın uygulama biçim, ölçü ve şekillerine açıklık getiren hadisler, yine 'beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar' [Bakara Suresi(2) 187] ayetindfki beyaz ve siyah iplikten maksadın gündüzün aydınlığı ve gecenin karanlığı olduğunu belirten hadisler ve yine 'inanıp da imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar' [En'am Suresi (6),82] ayetindeki zulümden kastın, "şirk" olduğunu açıklayan hadis, sünnetin bu özelliğini ortaya koymaktadır."
Tefsir ve beyân·Kitabı okuyor
Tanzimat döneminde Arap eyaletlerini sarsan şehir isyanlarından ilki Halep’te meydana geldi. İsyan, Kurban Bayramı esnadında 17 Ekim 1850’de, Osmanlı yetkililerinin bayram sonrası askere alımın başlayacağına dair söylentilerin yayılmasıyla askere alınmaya karşı başladı. Osmanlıların yeni tamamladığı şehrin erkeklerinin ilk nüfus sayımıyla askere alınma korkusu ateşlendi. Mısır işgali sırasında, İbrahim Paşa önce şehrin erkeklerini saymış ve sonra onları askere almıştı. Her ne kadar Osmanlı yetkilileri sayımın sadece ferde vergisi (yerel halkça virki) olarak bilinen yeni vergiyi kimin ödeyeceğini belirlemek için olduğunu iddia etseler de, Halep halkının çoğu Osmanlıların Mısırlıların yöntemini izlediğinden ve aynı şeyi yapacağından şüpheleniyordu. (..) Halep’teki isyan Suriye’deki durumun kötüleştiğine dair önemli bir uyarı olarak algılanmalıydı. Ama bunun yerine, izdihamın öfkesine tanık olanlar geleneksel açıklamalara sığındılar. Eğer şehrin valisi Mustafa Zarif Paşa’nın harekât raporları örnek olarak alınırsa, ayaklanma sadece “Arabistan sakinlerinin isyankâr doğasını” hatırlatan bir olaydan ibaretti. (s.187)
Sayfa 185·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Eğer Allah’tan başka herhangi birine secde etmek olsaydı, ben Allah olarak, ‘kadın kocasına secde etsin’ (ona eğilsin) diyecektim.” (47) 47. Ebu Davud. Nikâh. No;2l40; Rıya/ü s-Salih. Diyanet Tere No:283; İbnı Mace. Nikâh. 4, No: 1853; Timıi/i. Rcda. No: II59; Nesai. İşreti Nisa. s. 153. Ayrı­ca. Hakim. Müstedrek. 2/187; Hcysemı. Mecıneu'/-Zevaıd. 9/4; Taberani. Mucmeı Kebir. 18/352. No:895.
Sayfa 35 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Tefsir veya beyân: Sünnet, Kur'ân'da bulunan herhangi bir hükmü herhangi bir yönden açıklar. Buna genellikle, kısaca temas edilmiş (mücmel) hükümlerle, anlaşılması kolay olmayan (müşkil) hükümlerin açıklanması, mutlak hükümlerin belli kayıtlara bağlanması (takyid), genel hükümlerin özelleştirilmesi (tahsis) denilmektedir. Meselâ namaz ve zekâtın uygulama biçim, ölçü ve şekillerine açıklık getiren hadisler, yine "beyaz iplik siyah iplikten size göre ayırt edilinceye kadar" [Bakara, 187] âyetindeki beyaz ve siyah iplikten maksadın gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı olduğunu belirten hadisler ve yine "inanıp da imânlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar." [En'âm, 82] âyetindeki zulümden kastın, "şirk" olduğunu açıklayan hadis, sünnetin bu özelliğini ortaya koymaktadır.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
… Aion saf Zaman olarak bizatihi Olaydır (ya da yara ya da ölüm): (5) "Düz çizgi ve boş form olan bu Aion, sonuç-olayların zamanıdır" (LS 1969, s. 79 [82]). (6) "Aion, rastlantısal noktanın çizdiği düz çizgidir” (s. 80 [83]). (7) "O hâlde, şeylerle önermeler arasına bir sınır çizmek, yüzey etkilerinin ya da olayların ortamı olarak Aion'a düşer: Aion bu sınırı dümdüz çizgisiyle çeker” (s. 194 [187], 23. dizi, "Aion Üzerine")./ Heterojen dizileri iletişime geçirerek anlamı üreten paradoksal nesnenin yer değiştirmesi, Aion'un düz çizgisini çizen noktanın ta kendisidir. Rastlantısal noktanın iletişime geçirdiği olaylar, aynı zamanda bir yüzey de olan bu çizgi üzerinde dağılmış olarak bulunur. (8) "Her olay diğer tüm olaylarla iletişim içindedir, bunların hepsi bir ve aynı Olayı, ebedi bir hakikate sahip olmalarını sağlayan Aion olayını meydana getirirler" (s. 80-81 [83-84]). …
Sayfa 25·Kitabı okudu
Alıntı
Aslında hayat yaşanan değil, kanılan bir maceradır. Evrende tüm duygular başıboş dolaşan yıldızlar gibidir. Nefret, sevgi, öfke, istek, hüzün, şehvet… Her insan tıpkı sesleri farklı duyan, renkleri farklı gören böcekler gibi evrendeki bu duygulara da farklı algılarla yaklaşır. Kimsenin sevgisi ya da öfkesi aynı değildir. Üstelik kimi acıya kördür, kimi nefrete… S-187
Sayfa 187·Kitabı okudu