O an Meryem'in gözlerinin içine bakarken yüreginin derinliklerinde en başından beri bekledigi kisinin o oldugunu hissediyordu. Gerçekten de her seyiyle cennete yarasir birine bakiyordu. Yay gibi kaşları, düz burnu, güldügünde müthis bir çekicilik kazanan dolgun kırmızı dudaklari, genis, ceylanlarikini andiran zekâ dolu, bilgelik fiskiran gözleri, kisacasi tüm vasiflaryla öteden beri ruhunun derinliklerinde taşıdığı güzellik kavramin vücut bulmuş hâliydi. Icindeki güzelligi aynı biçimde dışarı vurmasini saglayan Seyduna'nin o küçük hapları gerçekten de cok tesirliydi.İster hayal görüyor olsun isterse de gerçekten cennete kabul edilmis olsun o an içi müthis bir mutlulukla dolmustu…
Hava açmış, istekli bir bahar güneşi mezarlığın ıslak toprağını kurutmaya çalışıyordu. Toprak, ölümün o kadar da korkulacak bir şey olmadığını kanıtlamak istermişçesine mis gibi kokuyordu..