Puan vermedi·392 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 20:54
Herkesin bu seriyi ya okuduğunu ya da en azından izlediğini varsayarak yazıyorum. O yüzden olaylardan bahsedeceğim. Spoiler olacağını düşünüyorsanız lütfen okumayın. Yeni Ay mantık açısından kusursuz bir kitap değil. Yer yer gerçekten saçma ilerleyen, “bu neden böyle oldu şimdi?” dedirten sahneler var. Ama bu türde yazılan hangi kitap mantıklı ki ? Çeviride de bazı hatalar gözüme battı; cümle düşüklükleri, tuhaf ifadeler… Bunlar beni rahatsız etti, dikkatimi dağıttı. Ama kitabın asıl vurduğu yer başka bir yer. Filmde neredeyse hiç hissetmediğim bir duyguyu, kitapta iliklerime kadar hissettim. Edward’ın Bella’yı “artık seni istemiyorum” diyerek terk etmesinden sonra Bella’nın yaşadığı o psikolojik çöküş… O boşluk, o buhran, o iç sıkıntısı, o azap… Kitap bunu o kadar derin, o kadar ağır işlemiş ki okurken insanın içi daralıyor. Gerçekten çekilen bir ızdırap gibi. Sanki Bella değil ben terkedildim.. Film bu duygunun yanından bile geçememiş bana kalırsa. Ama tam da bu noktada sürekli şunu düşündüm: Bella gerçekten Edward’a bu kadar ölesiye, kendini yok edecek kadar mı âşık? Yoksa bu sadece hastalıklı bir takıntı mı? Onun bu denli güçlü olması, sonsuzluğu mu Bella’ya cazip gelen ? Okurken kendimi sürekli bunu sorgularken buldum. Bella’nın yaşadığı şey bana çoğu zaman aşktan çok, Edward’ın yokluğuyla varlığını kaybetmiş bir ruh hâli gibi geldi. Sanki Edward gidince sadece sevdiği birini değil, kimliğini de kaybetmiş gibi. Bu da bana Edward–Bella arasındaki bağın, büyük bir aşktan ziyade, daha çok bağımlılığa ve takıntıya yakın durduğunu düşündürdü. Ama 12-13 yaşındayken bu aşka hayrandım :) Bella’nın ergenliği zaten başlı başına bir sabır testi. Özellikle ilk sayfalardaki doğum günü mevzusu… O şımarıklık, o tripler, o inanılmaz derecede sinir bozan tavırlar… Gerçekten
Kitap Alıntısı
YeniayStephenie Meyer · Epsilon Yayınevi · 201919,5bin okunma
Saçmalıkların devamı
1/10
·348 syf.··
2025 97. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 22:41
Bu kitapta yazarın da kitapta defalarca geçirdiği, sadece kelimelerinin yerini değiştirdiği cümlenin izlerini görüyoruz; umuda karışan acılar ve ardından gelen vedalar. Artık bu seri için ne demeliyim bilmiyorum. 2 kişi aniden adadan ayrıldı ve yazar asla sebebini söylemiyor. Rüya kafasına göre gitti ancak bence yazar yine bulamadı bir şey. Bora'nın da ölümünü asla açıklamıyor. Öldü, gitti ve 1 ay geçti Kıvanç beni Hazel sanıp nehirden attıya dönüyor. 4. kitapta anca açıklayacak herhalde. Bunun yanında kitabın yarısı rüyalarla geçiyor ya. Sonlara doğru Kıvanç gelmeseydi yazar rüyalarla donatmaya devam ederdi. Gençlik kitapları -tamam tercihim olmayabilir ama- sevmediğimden değil, bu seri cidden başarısız. Mesela başlık attığım kısmı biraz daha açayım artık: Nehir Bordo Caddesi denen yerde bir anda rehin olarak tutuluyor ve dünyanın en absürt sahnelerinden biri yaşanıyor. Nehir ve onu rehin alan kişinin arasında geçen konuşmalar, sözde iğrenç iltifatları ve kız kurtulduktan sonra hiçbir şey olmamışçasına bu psikopatın dediği şeyleri düşünüp etkilenmesi? Üstüne üstlük ilerleyen sayfalarda sınıf arkadaşı oluyorlar ve bu herif o günkü adamın kendisi olduğunu da itiraf ediyor ancak Nehir hanım şaşırmakla yetiniyor. Yok hesap sorayım, yok sen nasıl boğazıma bıçak dayadın, hiç. Bir de hepsi terk ediliyor bir anda bu arkadaş grubunun ve o kadar yapay bir sahne oluşturmuştu ki yazar... kitabın sonlarında da neredeyse herkes bir anda barışıyor hatta. Bir ara da Kıvanç, Nehir'e "hatun çok konuşma yemek yap" diye bir şey söylüyor ve Nehir'in içinden geçirdiği cümle "Of eridim." oluyor. Bahsetmek istediğim bir şey daha var. Nehir sınıfta otururken Sude diye biriyle bir anda tartışmaya başlıyor ve Nehir Sude'nin kafasını masaya vuruyor? Sen kimsin gerçekten? Ha bir de bu kitaplar 13
Solucan III - VedaZeynep Sey · Ephesus Yayınları · 20161,849 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·224 syf.·
2025 21. kitabı
Yeni ateistlerin Türkiye şubesi Celâl Şengör 'ü merkeze koyarak, yeni ateizm saçmalıklarının bol kaynakla ele alındığı güzel bir kitap. Demokrasi düşmanı, Türk düşmanı, bilim düşmanı Celal maalesef medyanın etkisiyle bize harikulade bir bilim insanı olarak yansıtıldı. Bu kitapla neyin ne olduğu gayet açık ve net bir şekilde belirtilmiş. Malcolm X 'in dediği gibi, "Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur." Bir zamanlar kendisine bir bilim insanı olarak saygı duyduğum Celal'in saçmalıklarını ay aman o hasta otizmli asperger sendromu var vs diyerek normalleştirmeye çalışan sekülerimsiler (bu kişiler artık farklı bir incelemenin konusu) işi çığırından o kadar çıkarttı ki artık ağzından çıkan her laf bana şüpheli gelmeye başladı. Özellikle kendisinin kütle çekim formülünü dahi bilmeden fizik anlatmaya çalışıyor olması şüphelerimi pekiştirdi. Pek tabii tek "deli"nin C. Ş. olmadığını fark etmem uzun sürmedi. Anladım ki kendisi ve savunduğu fikirler(?) Elitist cenahın söylediği gibi orijinal falan değildi, Dawkins, Dennett gibi yeni ateistlerle hemen hemen özde aynı şeyleri söylüyordu. Bunlar, dinlerin aşırılığı sebebiyle zararlı olduğunu ve kurtulunması gerektiğini söyleyen kişilerdi. Ama bunu söylerken asıl aşırıcılığı kendilerinin yaptığını görmeyecek kadar aşırılıkçılardı. Evrimci düşünceyi kabul eden tanrıyı kabul edemez diyerek kendi bilimciliklerinde ayrı bir mezhep oluşturup bunu ateistliklerine kılıf diye takmışlardı. Yani bilim için dini reddetmiyorlardı, sadece dini reddetmek için bilime yanaşmışlardı. Bu fikri Türkiyede savunma işi de kitapta görebileceğiniz gibi C. Ş.'e düşmüştü. O, sırf dindar olduğu için Newton'u eleştiriyordu. Fatih Sultan Mehmet'e hayranlığı vardı fakat ona göre Fatih müslüman bile değildi
1000Kitap
Bilim Ne Değildir?Alper Bilgili · Doğu Kitabevi · 2017462 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 21:35
#alıntı "Artık senin yardım hattın benim, Queenie Tüm sıradan düşüncelerin, tüm saçmalıkların. Hepsi benim. Ne kadar önemsiz olurlarsa olsunlar hepsini istiyorum. Beni anlyor musun?" #kitapyorumu İsimsiz Günahkarlar kitabıyla seriye giriş yapmıştık. 2. ve 3. kitabı birer günde bitirdim. Rafe ve Penny öyle bir çifti ki beni çok eğlendirdiler. Bu türde okuduğum en iyi kitaplar içinde yerini aldı bu iki kitap. Rapheel Visconti ilk kitapta fazlasıyla dikkat çeken biriydi. Onun hikayesinin bu kadar tutku dolu olacağını tahmin etmemiştim. Yakışıklı, kibarlığıyla tanınan biri olsa da işin arkasına başka özelliklerini görüyoruz. Penny'nin hayatına girmesiyle aksiyon dolu günlerine dinginlik geldiğini zannediyorsunuz çok yanılıyorsunuz Penny anne ve babasının ölümünden sonra kasabadan ayrılmış yıllar sonra geri dönmüştü. Bu dönüş zorunluydu çünkü New Jersey'de kumarhanede yangın çıkarmıştı. Dolandırıcılık ve hırsızlıkla geçen yıllardan sonra artık bu işleri bıraktığını, temiz bir sayfa açtığını düşünüyordu. Fakat parasının kalmadığını görünce son kez bu işi yapmaya karar verir. Girdiği barda tek başına oturan adamı gözüne kestirir. Penny onu küçük bir oyun oynamaya ikna eder ve kazanır. Kazanmanın sevincini yaşayamaz çünkü karşısında ki kişi Visconti Ailesi'nden Rapheel Visconti'ydi. Rafe, şansa inanan, kızıl saçlı kadınlardan uzak duran, kaosun içinde yaşayan biriydi. Penny'den ne kadar uzak durmak istesede önce onu yanında işe alır sonra da hayatına. Kendine söylediği bu duygular geçici devamı olmayacak. Ne kadar yanıldığını onu kaybedince anlayacaktı. Penny karakterine bayıldım. Yemeğe düşkünlüğü, inadı, her şeyi oyuna çevirmesi çok güzeldi. Rafe, konu Penny olunca ödün verdikleri kendini bile şaşırttı. İki kitapta Rory ve Angela'yı da sıkça gördük ve çok tatlılardı.
Tükenmiş GünahkarlarSomme Sketcher · Martı Yayınları · 2025284 okunma
10/10
·168 syf.·
2021 24. kitabı
kitap aslında iyi aile yoktur'un devamı. tavsiyem odur ki önce iyi aile yoktur'u bi okuyun. aradan bikaç ay geçsin, ilk şoku atlatın, kendinizi gözlemleyin; ailenizi, çevrenizi, hiç tanımadığınız insanların attığı tiviitleri.. kitaptaki örnekler gibi -normalleştirdiğimiz ama dikkatlice bakıldığında normal olmaması gereken- çarpıcı noktaları keşfetmeye çalışın. sonra gelin bu kitabı okuyun. kendi ailenizdeki saçmalıkların saçma olduğunu kabullenmek daha geniş ölçekteki -toplum yani- yanlışları kabul etmekten daha zor olabiliyor. o yüzdeen burada daha az savunma yapıyoruz ve evet ya! budur işte, konuş kadın! anlat bizi aydınlat lütfen diyoruz.. görmemeye ant içtiğimiz, kat kat balçıklarla sıvanan gerçeklerin ancak başkasının yardımıyla ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. edit: buraya kadar olan kısım zombi çünkü taslaktan çıkarıp geldim.. inceleme yazayım diye başlamıştım, sonra saçma geldi -bakınız: içimdeki animus nasıl nakavt oldu- ve iptal etmiştim. sonra diğer incelemelere baktım, orada güzel tespitler yapanlar vardır, cesur olanları kendi hayatından örnekler verir vs geçmişti aklımdan. sonra gerçekliğe maruz kaldım =/ nihan hanım kitapta da belirtmişti zaten bu eleştirilerin bir kısmını. ama bunu ciddi ciddi okuyan bir insanın odaklanılması gereken noktayı nasıl kaçırdığını anlamıyorum. toplumu eleştirmenin aileyi eleştirmekten daha kolay olacağını düşünmüştüm. gerçi diğer kitabın incelemelerine bakmadım henüz ama orada "küçücük çocukların iyiliği" söz konusu olduğu için daha kabul edilebilir belki de. kadının sömürülmesi ise düzeni altüst edecek bir konu. gelenek ve kültüre baş kaldırmak da sizi ötekileştirip yalnızlığa itebilir, daha da kötüsü -aslında iyisi- tamamen özgür bırakır; hâliyle bu da çokça stresli bir iş. bütün yaşamını hiçbir kısıtlama olmadan
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,706 okunma
8/10
·152 syf.·
2020 20. kitabı
Hikaye çok tanıdık; farklı sınıftan iki gencin aşkı. Klişe ama o kadar sade ve güzel yazılmış ki mest oluyorsunuz okurken. Çoğu öyküde olan entrikalar ya da saçmalıkların hiçbiri yok. Ne olacağını tahmin etsem de sonu yine de çok üzdü beni. Oliver ve babasının ilişkisini okurken de ayrı bir keyif aldım. Baba-oğul arasındaki sorunların ve çatışmaların, yazarın babasıyla olan ilişkisinin yansıması olduğu söyleniyor. Hatta yazar bir söyleşisinde “Genç bir çiftin aşkından çok baba ve oğul hakkında yazılmış bir roman olarak görüyorum,” demiş. (cumhuriyet.com.tr/haber/erich-seg...) Yazar daha sonra bu hikayenin devamı olarak Oliver'ın Hikayesi adında bir devam kitabı çıkarmış ama Aşk Hikayesi kadar sevilmemiş. Bizde de yıllar önce çıkmış, şu an baskısı yok.
Aşk HikayesiErich Segal · Alakarga Yayınları · 2017346 okunma